Öncelikle Sara, Rojbîn ve Ronahî yoldaşları kirli bir komplo sonucu Paris’in ortasında katleden erkek aklını, erkek siyasetini, erkek komplosunu büyük bir nefretle lanetliyor, anıları önünde saygıyla eğiliyorum.  

Kürdistan Özgürlük mücadelesi içinde kadına biçilen rol ve misyon konusunda, Sara yoldaşın varlığı, ilk günden itibaren oldukça belirleyici oldu. Bağlılığı, mücadeleciliği, direngenliği, iradeli duruşu ve kararlı katılımı ile partinin daha kuruluş aşamasında, kadına karşı büyük bir inanç ve güven yarattı. Önder Apo’nun kurduğu ideolojik grubun, sonuna kadar bağlı kalan ilk kadın üyesi oldu.
Daha sonraki zindan yıllarında, düşmana karşı gösterdiği dik duruş, bunu daha da pekiştirdi. Kürtlüğe ve Kürdistani değerlere tarihte vurulan en büyük darbe olan meşhur 12 Eylül askeri darbesinin, benzersiz vahşeti ile yüz yüze kaldı. Dünyanın ender işkenceci cellatlarından olan Esat Oktay'ın vahşi işkencelerine bir kadın olarak tek başına direndi. Vahşice uygulanan fiziki işkencenin yanı sıra, karşısına koz olarak çıkarılan geleneksel kadınlığın ölçü ve yöntemleri bile, Sara yoldaşın onurlu direnişinde en ufak bir zayıflığa yol açamadı. Düşmanın bile anlayamadığı, karşısında şaşırdığı büyük bir irade sergiledi.
Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi’nin geliştirilmesi yönünde duruşu ve katılımıyla büyük ilham verdi. Kadın Hareketinin, ideolojik grup içindeki ilk tohumu oldu. Filizlenerek, günümüze dal budak salmış hali olarak ulaştı.
Sara yoldaş, erkek uygarlığına, erkek çağına meydan okumuş bir kadındı. Sorgulayıcılığı, eleştiriselliği, kabul ve redlerindeki netliği, mücadeleciliği, iradeli duruşu, çağın egemenlerinin yüreğine saplanmış bir hançer gibiydi. Sara yoldaş şahsında giderek büyüyen bir Kadın Özgürlük Hareketi gelişmişti. O yürüdükçe, ilerledikçe, büyüdükçe, öncülük yaptığı hareket de yürüyor, ilerliyor ve büyüyordu. Kadının onuruydu. Onurlu kadının simgesiydi.
Onun şahsında onurlu kadına kurşun sıkıldı. Dik duran kadının aklına, düşüncesine ve eylemine sıkıldı. Paris’teki katliamla, efsane kadın Sara yoldaş şahsında, Kadın Özgürlük Hareketine "DUR" denmek istendi. Sara yoldaşın, Rojbîn ve Ronahî yoldaşlarla birlikte katledildiği 9 Ocak Paris komplosu, erkek uygarlığının, erkek çağının, erkek tekelinin, kadın özgürlük arayışçılarına ve hareketine karşı geliştirdikleri, en büyük ve en son komplosu oldu.
Ortadoğu’da Tanrıça İnanna ve Tanrıça Tiamat’a karşı geliştirilen komplolardan tutalım da, Ortaçağ Avrupası’ndaki cadı avı komplolarına, 19. yy’ın ortalarında New York’taki Coton fabrikasındaki işçi kadınların yakıldığı 8 Mart komplosuna, 20. yy’ın sonlarına doğru Dominik Cumhuriyeti’nde Mirabal kızkardeşlere karşı kurulan 25 Kasım komplosuna kadar, adeta bir zincir gibi uzayıp gelen erkek egemenlikli uygarlığın, özgür kadın duruşuna karşı geliştirdiği son büyük komplosu oldu. 9 Ocak Paris komplosu ve katliamıyla "Erkek çağımızın değerlerini sorgulamayı ve yargılamayı bırakmazsanız, ona karşı savaşı sonlandırmazsanız, hepinizin böyle tek tek başını ve yüreğini ezeriz" mesajı verildi.
Bu komplo ve katliam, Kürdistan’da özgür kadın eğilimini geliştiren, büyük bir proje olarak harekete dönüştüren, Önder Apo’ya da büyük bir tehdit olarak geliştirildi. Adeta "bu çağı bizim elimizden alıp kadınların eline vermeyi bırak" denildi. "Beşbin yıldır büyük bir itifakla, zor bela kandırdığımız, aşk yalanıyla uyuttuğumuz kadını uyandırmayı, bize karşı ayaklandırmayı bırak" denildi.
Bu komployla aynı zamanda, Önder Apo ile devletin heyeti arasında başlayan diyalog sürecinin sabote edilmesi de hedeflendi. Görüşmeler henüz ilerlemeden daha işin başındayken, savaşın bitmesini istemeyen, Kürt-Türk çatışmasından, devlet ve demokrasi çatışmasından beslenen kesimler, bir sabotaj projesi olarak 9 Ocak katliamını gerçekleştirdi. Tekelci erkek uygarlığının en önde gelen güçlerinin bu komplonun arkasında olduğu çok açık. 15 Şubat uluslararası komplosunun arkasındaki güçler, 9 Ocak komplosunun da arkasındaki güçlerdir. Ancak kullanılan maşanın, son süreçte ulusalcıları kurtarma taktiği içine giren Fethullah hareketi olduğu yönünde güçlü veriler ortaya çıkmaktadır.
Fethullah hareketi, Kürt Özgürlük Hareketine karşı oldukça büyük bir kin ve öfke beslemektedir. Çünkü hizmet ettiği kapitalist tekele karşı giderek güçlenen demokratik bir modernite, demokratik bir çağ hızla Kürdistan orjinli gelişmektedir. Hem de kadın eksenli geliştiği için oldukça da sağlam temellere dayanmaktadır. Ona verilen iş ise bunu engellemektir. Ancak kadın eksenli demokratik çağın gelişmesini engellemeye komplocu tecrübesi yetemeyecektir.