
İmralı’da demokratik çözüm ve silahların susması görüşmeleri belli bir aşamaya gelince, Kürt Halk Önderi Öcalan dört konferansın yapılmasını önerdi. Bu konferanslar bugün planlanmış ve yapılmaya çalışılıyor. İlki de Ankara’da yapılacak.
Bu konferanslar hakkında yoğun tartışmalar var. Birçok yazı yazıldı, açıklamalar yapıldı. Bundan sonra da gündemimizde olacak ve daha çok tartışacağız. Ne kadar tartışsak, ne kadar iyi anlasak ve anlatabilsek o kadar iyi olacak. Çünkü bu konferansları sadece güncelin ihtiyaçlarıyla sınırlı tutamayız. Yeni bir siyasi kültürün oluşmasına ve geleceğin ortak inşaa edilmesine önayak olacaklar. Uzun yıllar tartıştığımız ve özlemini çektiğimiz ama bir türlü gerçekleştiremediğimiz demokrasi cephesinin gerçekleşmesini de sağlamış olacağız.
Türkiye yeniden yapılanacak ve Kürtler bu sistemde yerlerini alabilecekse, bu herkesi ilgilendirir. O açıdan demokrasiden ve özgürlüklerden yana çıkarı ve sözü olanların devreye girmesi gerekir. Tek tek kişi ve çevrelerin etki gücü sınırlıdır, ama tüm güçler birleşir ve taleplerini ortaklaştırırsa sistem üzerinde etkili olur. Bugüne kadar sol ve demokrasi güçleri bir türlü birleşemedi. Değişik girişimler, birliktelikler oldu, ama sistemi etkileyecek kapasitede ve süreklilikte olmadı. Aynı şey Kürdistanî hareketler için de sözkonusu.
Kürt haklı olarak hep birlik olamadığımız için kaybettik diye belirlemeler yaptık. Tarihsel bölünmüşlüğümüz, ailesel, kabilesel, mezhepsel farklılıklarımız hep birleşmemiz önünde engel olarak kullanıldı. Halk olarak yakamıza yapışan bu beladan bugüne kadar da tam kendimizi kurtaramadık. Yıllardır bir Kürdistan ulusal kongre uğraşımımız var, ama bir türlü bir araya gelemedik. Partisel çıkarlar, parça çıkarı, iç ve dış engeller hep öne çıktı veya öne çıkarıldı. Sonuç olarak dört parçada uzun yıllar direnişler sürmesine rağmen aynı halkın çocukları olarak bir araya gelip ortak bir strateji oluştaramadık
Avrupa’da da milyonlarca Türkiyeli yaşıyor. Bir çok çevre kendi ihtiyaçlarına göre örgütlenmiş veya çalışıyor. Büyük bir potansiyel var. Halbuki hepimizin ükemizle bağları sürüyor. Taleplerimiz var. Ülkedeki mücadelenin ve halkın bir parçasıyız. Tüm önyargıları ve farkları bir tarafa bırakarak ortak taleplerimizi öne çıkarabiliriz. Bu hem toplumları birbirine yaklaştırır hem de demokrasi mücadelesine somut bir katkı yapar.
Teorik olarak birliğe ve ortak mücadeleye açıktan karşı çıkılmıyor. Ancak acabalar ve farklılıklar hep engel oldu. Herkes bulunduğu yerden, mevziden çıkıp bir adım atmadı. Artık bunu yapma zamanı, geç bile kalındı.
Türkiye’de Kürt sorunu kanlı bir isyanla ancak gündeme gelebildi ve çözümü dayattı. Uzun yıllara yayıldı. Bunun en temel nedenlerinden birisi Türkiye’deki demokrasi güçlerinin zayıflığıydı. Eğer sol ve demokrasi güçleri güçlü olsaydı bu savaş bu kadar uzun sürmezdi. Bundan sonra da sol ve demokrasi güçlerinin aynı tutumları sürdürmesi kabul edilemez. Onun için güçlerini birleştirmelidirler. Türkiye’nin kaderini egemenlere ve iktidar partilerine bırakamazlar.
Türkiye’de demokrasi güçlerinin birleşmeleri yeni bir Türkiye için şart. Sol ve ezilenler bir daha sistemin dışına itilemezler, altta kalmalarına seyirci kalınamaz. Bunun için kendilerini yeni paradigmanın kurucuları haline getirmeleri gerekir. Aynı şey Kürdistanlı güçler için de geçerli. Kürdistan’ın herhangi bir parçasındaki gelişme sadece o parçayı ilgilendirmez. Tüm Kürdistan’ı ilgilendirir. O zaman Kürdistan’ın tüm parçalarında örgütlü olan tüm güçler bir araya gelip ortak kararlar oluşturabilmeliler.
Parçaların gelişimi ve siyasi gelenekleri, oluşumları doğal ki farklılıkları barındırır. Bu farklılıklar kaderimizin farklı olacağı anlamına gelmez. Farklılıklara rağmen, güçlerimizi ve imkanlarımızı birleştirebiliriz. Bu hem halka büyük bir güven verir, hem de karşı güçler için etkili caydırıcı bir güç ortaya çıkarır. Bu birliği oluşturmada geç kaldığımız kesin. Ama artık daha fazla geciktirmemeliyiz. Bu konferanslar ulusal birliğimiz için sağlam bir ön adım ve zemin olmalıdır. Tarih artık Kürt halkına yürü demektedir. Kürtler dört parçada daha fazla güç olabildiler, örgütlendiler ve bir bölge gücü oldular. Bu gücün derli toplu bir temsil sorunu var. Bu konferans ve kongreler artık bu ihtiyacı gidermek için rolünü oynamalıdır.
Görüldüğü gibi sadece güncel olarak savaşı sona erdirmek, bu sürece müdahele etmek ve yeni Türkiye’nin oluşumunda etkili olmak için birliklere büyük bir ihtiyaç var. Ancak bugün için değil Kürt halkının geçmişten beri özlemini çektiği birleşme hem bugünü hem de geleceği güvenceye alacak. Bir halkın geleceğini güvenceye alma hakkından daha doğal birşey de olamaz. Bu açıdan da birlik olmak bizim için tarihsel bir görevdir. Geç kaldık. Daha fazla gecikmemeliyiz.