
Ekonomik özerkliğin ilkeleri
Hakikatin bütün olduğu, hele hele yaşadığımız çağda pek çok şeyin insan yaşamını çeşitli şekillerde etkilediği bir sistemde salt iyi bir ekonomik sistemle iyi bir yaşam sağlanamaz. Zira ekonomi sadece bir fiziksel üretim süreci olarak tanımlanamaz. Bu sürecin işleyişine etkide bulunan pek çok etken de ekonomiyle bağlantılıdır. Ekonomi; siyaset, diplomasi, güvenlik, sağlık, eğitim gibi pek çok konuyla ilişkilidir.
Ulus devletin siyasal sistemine boğazına kadar gömülmüş toplumun iyi bir ekonomik sisteminin olması mümkün değildir. Çünkü bu siyasal sistem sınıflı toplumun sürmesi için vardır. Yani bir sistemin ekonomik yanının siyasal, sosyal, eğitim, savunma ve diğer pek çok alanıyla aynı eksen ve anlayışla örgütlenmemesi, bütünsel yaklaşılmaması en fazla geçici çözümlere götürür. Yani ekonomide bütünsel ideolojik bir düzey yakalanmazsa olacak şey çarpıklık ve başarısızlıktır.
Bunun dışında kalıcı ve yaygın bir çözüm sağlanamaz. Bu nedenle ekonomik özerklik demokratik konfederal yapı içinde olmadığı müddetçe var olamaz. Bu anlamsal ve varoluşsal olarak gerekli ve vazgeçilmezdir. Bunun yanında dünyada pek çok örnekte görüldüğü gibi salt dar bazı köy ve bölgelerde yaşanan komün ekonomileri eğer kendilerini yaymaz, geliştirmez, evrenselleşemezlerse kapitalist modernitenin saldırıları altında boğulmaları kaçınılmazdır. Böylesi örnekler de vardır.
Bir alanda kurulan bir kooperatif ya da komünle ekonomi sistemi kurulmuş olmaz. Ekonomik sistemin sürekliliği içinde kendi varlığını koruması kadar, geliştirmesi için akademiler, kooperatifler, komünlerin konfederasyonlarını, bu kurumlarla birlikte hastane, okul, ulaşım ağı gibi pek çok kurumla çok yönlü bir toplum örgütlenmesi gereklidir. Yereli, bölgeyi esas alan bir ekonomik model kadar, tüm dünyada ortak anlayışlarla demokratik, ekolojik ve komünal ekonomik yapıların örgütlenip, dayanışması sistemin başarısı ve sürekliliği için gereklidir.
Bu konuda Mondragon Kooperatif Hareketi incelemeye değerdir. 1943 yılında, Mondragon kentinde bir meslek okulunun açılmasıyla başlayan süreç, günümüze kadar adım adım ilerletilerek dünya genelinde en başarılı kooperatif-komün hareketlerinden biri yaratılmıştır.
1956 yılında Mondragon İşçi Üretim Kooperatifi kurulur. Kooperatife ait fabrika daha sonra büyük ölçekli endüstriyel üretime geçerek ürün çeşidini ve miktarını artırır. 1959 yılında “Caja Laboral Popular” (Emekçi Halkın Bankası) ve “LagunAro” adında bir sigorta şirketi kurulur. 1969 yılında, Bask Ülkesi’ndeki küçük dükkanlar birleştirilerek ülke genelindeki en büyük kooperatif olan Eroski kurulur. 1970’li yıllarda, IKERLAN adlı araştırma enstitüsü ile Otalora adlı araştırma ve geliştirme merkezi, 1997 yılında da Mondragon Üniversitesi kurulurlar. Bask ülkesinin, İspanya devleti sınırları içindeki kişi başına gelir düzeyinin en yüksek; aynı zamanda işsizliğin en düşük olduğu bölge olmasında Mondragon Kooperatif Hareketinin belirleyici bir rolü vardır.
Ekonomik özerkliğin iç işleyişi
Demokrasiyle yönetilen birimler: Demokratik Özerklik, kapitalist modernitenin ekonomi politikalarının reddi ile birlikte alternatif olarak komün ekonomisini esas alır. Komün ekonomisinin işleyişi demokratiktir. Toplum ekonomisiyle ilgili her konudaki sınırı devletler, merkezi karar organları değil, yerel birimler belirler. Birimler karar alırken ekolojik olma, anti tekelcilik ve kadın özgürlüğü ilkelerini göz ardı edemezler.
Birimler doğrudan demokrasiyle yönetilirler. Birimlerin kuruluşundan, işleyişine, üretimden, tüketime her konuda yerelin kararları belirleyicidir. Bu konuda Kuzey Kürdistan’da son on yıllık süreçte yaşanan deneyimin öğretici yönleri vardır. Kurulan kooperatifler ihtiyaçlar ve yerellerin inisiyatifinden çok merkezi kararlarla kurulmaktadır. Yani daha kuruluşundaki fikir bile yerelin değildir. Bununla birlikte kurulan ekonomik örgütlerin yönetilmesinde bürokratik tarzın etkili olması birimlerin işlevsiz kalmasına, etkili olmamasına neden olmaktadır.
Hangi kooperatifte yerelin ihtiyaçları, o kooperatifi oluşturanların ihtiyaç duyması üzerine kuruldu? Hangi kooperatifte o yapıyı oluşturanlar üretimin, tüketimin, yaşamın belirlenmesinde karar sahibidir, aktiftir? Belediye bünyelerinde kurulan kooperatifler birilerinin rant alanı haline gelmeye açıktır. Birileri işçi, birileri patron konumunda bulunabilmektedir. Yani kapitalist ekonominin verdiği toplumsal roller devam etmektedir.
Ulus devletin dayattığı merkeziyetçiliği aşarak, yaşamın her alanında toplumun her birey ve kesiminin yaşamın örgütlenmesinde karar sahibi olması dayatılan toplumsal rolleri ortadan kaldıracaktır. Bürokratizm yerine bir özgürleşme edimi olan demokratik siyasetin yaşamın her anı ve toplumun her hücresinde yaşam bulması bunun için olmazsa olmazdır. Eski toplumsal rollerle yeni bir yaşamın ve özgür bir toplumsallığın kurulamayacağı bilinmelidir.
Ekonominin yaratıcısı kadın
Dayatılan toplumsal rollerin başlıcası ‘ekonomisiz kılınmış kadındır”. Kadın nüfusu ezici olarak işsiz bırakılmıştır. Ev işleri en zor işler olduğu halde beş metelik değer etmemektedir. Çocuk doğurma ve yetiştirme hayatın en zor işi olduğu halde, sadece değer etmemekle kalmamakta, başa bela olarak düşünülmektedir. Hem ucuz, işsiz, çocuk doğurma ve bin bir zahmetle büyütme makinesi, hem ücretsiz, hatta suçlu!
Kadın, uygarlık tarihi boyunca toplumun zemin katına yerleştirilmiştir. Ama hiçbir toplum kapitalizm kadar sistemli ve yoğun bir istismara tabi tutulmamıştır. Bu sefer sadece zemin katta değil, tüm katlarda eşitsizliğin, özgürlüksüzlüğün, demokrasisizliğin nesnesidir! Kapitalist sistem ‘eko-nomos’tan, ekonominin yaratıcısı özneden intikam alırcasına kadın ve ekonomi düşmanlığını her yerde ve her zamanında kanıtlamaktadır! Ekonomik özerklik kadının tarihi rolünü kazanmasıyla kurulabilir. Kadın ekonomi alanında söz, karar ve eylem sahibi olmadıkça gerçek bir ekonomik özerklik yaşamsallaşamaz.
Yerel ve merkezin demokratik uyumu
Salt yerelle sınırlı kalan bir ekonomi modeli toplumun ihtiyacını karşılamada yetersiz kalacaktır. Birimler arası üretim ve tüketimdeki uyumu sağlayan koordinasyonlar gereklidir. Ancak bu yerellerin kararını görmezden gelme anlamına gelemez. Bu koordinasyonların niteliği, kimliği ve işleyişi ekonomik özerkliğin başarıyla yaşamsallaşması açısından kritik bir öneme sahiptir. Yerel-merkez uyumu, dengesi tutturulmazsa ekonominin sağlıklı kurumsallaşamayacağı kesindir. İnsanlığın gelmiş olduğu düzey göz önünde tutulursa tüm ihtiyaçların yerel tarafından karşılanamayacağı açıktır.
Birimler arası ilişkilerin demokratik olması, dayanışmayı esas alması, ilkeli olması demokratik konfederal sistemin gereğidir. Bunun tersi tarihte hem Sovyet kolhozları hem de pek çok reel sosyalist deneyimde görülen bürokratik-merkeziyetçi tarzın sonucu yaşanan devlet kapitalizminin güçlenmesi olacaktır
Doğaya, ekolojiye uyumlu teknik
Çağın en önemli sorunlarından biri ekolojik sorundur. Kapitalist sistemin her şeyi metalaştıran, azami kara dayanan yapısı ile doğaya ve toplumsal dokuya ne kadar zarar verdiği görmezden gelinmektedir. Aslında kullandığı tekniğin doğa ve toplumun ekolojik dengesine ne kadar zarar verdiğini bilmesine rağmen, bu tekniği kullanmaktan geri kalmamaktadır. Yine daha fazla kar elde etmek adına üretilen hormonal gıdalar toplum sağlığını tehdit eder duruma gelmiştir, ozon tabakası delik deşik edilmiş, ormanlar, sular, toprak bitişin eşiğine getirilmiştir. Buna rağmen buna yol açan politika ve uygulamaların engellenmemesi, sistemin hem sanayide, hem de tarımda ekolojik dengenin bozulmasına neden olan bir yaklaşım içerisinde olduğunu göstermektedir. Kar amacıyla kullanılan teknolojilerin ekolojik dengeyi yok ettiği kesindir. Yüzlerce, binlerce türün yok olması teknolojinin kara endeksli kullanılmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Diğer yandan pazar üzerindeki hakimiyeti yitirmemek ve fiyatları kontrol etmek amacıyla tonlarca ürün ek bir emek ve bedelle imha edilmektedir. Bu, her yıl birkaç milyon insanın açlıktan öldüğü bir dünyada yapılmaktadır. Böylesine ahlak ve vicdan ilkelerinden uzaktır.
Demokratik Özerkliğin ekonomi politikasında azami karı gerçekleştirme gibi bir mantık ve yaklaşımı olmadığından, doğaya ve topluma zarar veren bu tür teknolojilerin kullanılmasından yana değildir. Doğayı koruyan, ekolojik dengelere dikkat eden teknikleri kullanmayı esas alır. Çevreyi kirleten, türlerin yok olmasına neden olan, radyoaktif ve kimyasal kirlilik yaratan nükleer ve fosil yakıtların kullanılmasına karşı durur. Doğaya zarar vermeyen enerji türlerini kullanmayı esas alır. Daha fazla ürün ve üretim adına çevremizin kirletilmesini, doğanın tahrip edilmesini, toplumsal ahlakın yok edilmesini kabul etmez.
Demokratik Özerklik koşullarında, eldeki mevcut teknik ve imkanlar toplum yararına kullanılacağı için toplumun tüm ihtiyaçlarının giderilmesinin yanı sıra doğaya zarar da verilmez. Aksine kapitalist sistemin azami kar amaçlı kullandığı tekniğin ortaya çıkardığı doğa tahribatının düzeltilmesini esas alır. En azından bu tahribatların bir kısmının giderilebileceğini bilir. Yine her yıl milyonlarca insanın açlıktan ölmesi de ortadan kaldırılabilir.
Aşırı kentleşme bir kanserdir
Kimi kesimler mevcut ekonomik sistemi meşru göstermek için yapılanların toplum için, insan için yapıldığını iddia etmektedirler. Hatta mevcut sorunları doğa ve kadere bağlamaktadırlar. Kapitalist sistemin yarattığı tüketim toplumunu doyurabilmek için dünya yetmez, belki yüz dünya bile zorlanır. İhtiyaç dışı tüketim, günümüz tüketiminin yarısından fazlasını oluşturmaktadır. Benzer bir biçimde üretimin yarısından fazlası da ihtiyaç olmayan nesnelere yöneltilmiş durumdadır. Doğayı zorlamayan, toplumun ihtiyaçlarını karşılayan bir üretim söz konusu değildir. Aksine ihtiyaç dışı, kar amaçlı üretim esastır.
Bundan dolayıdır ki, bir taraftan dağ gibi birikmiş ama tüketilemeyen nesneler, diğer taraftan da yiyecek bulamadığından her yıl birkaç milyon insanın açlıktan ölmesi yaşanmaktadır. Asıl toplumu tahrip eden ve doğanın dengesini bozan bu yaklaşımdır ve bu da kaynağını kapitalist kar mantığından almaktadır.
Demokratik Özerkliğin üretim mantığında hedef azami karı gerçekleştirme olmadığından, doğayı tahrip etme, insan sağlığını bozma kaygıları söz konusu olmayacaktır. Doğal olarak pazarda da kullanım değeri esas alınmış olacaktır.
Endüstriyalizmin çarpık politikalarının bir sonucu olarak dünyanın dört bir yanına kanser gibi yayılmış aşırı kentleşme ekolojiyi ve toplumsal yaşamı zehirleyen merkezler haline gelmiştir. Ekonomik özerklik köy-kent uyumunu esas alır ve kentlerin kanser gibi büyümesine karşı durur. Buna alternatif olarak toplum kırımın merkez üsleri konumuna gelen metropollerin hem insan hem de doğa açısından yok edici etkisinin ortadan kaldırılması için sosyal ve ekonomik fonksiyonları ahlaki-politik toplumla uyumlu köy ve kentlerde yerleşimi esas alır.
Ekonomik özerklik uygulamaları
Ekonomik özerklik uygulamalarını dün anlatırken, ekonomik özerklik ve komünal ekonomi kavramlarını karıştırmamak gerektiğine vurgu yapmıştık. Avrupa ve dünyanın pek çok ülkesinde özerk konumu olan siyasi yapıların, ekonomik özerkliklerine dair örnekler sunmuştuk. Bu bölümde de dünyadaki çeşitli özerk bölgelerdeki ekonomik özerklik uygulamalarını vermeye devam ediyoruz:
7- Madeira (Portekiz)
Bölgesel Meclisler’e bölgesel ekonomik planları yapmak ve ulusal planın hazırlanışına katılma yetkileri verilmiştir. Bölgesel Hükümetlere aynı zamanda vergi toplama ve tarifeleri belirleme ve iç gelirlerinin yüzde 95’ini harcama yetkisi verilmiştir
8- Belçika
Belçika üç topluluktan oluşmaktadır: Alman, Flaman ve Fransız toplulukları. Her üç bölge sosyal yardım ve istihdam politikaları gibi “kişilerle ilgili hizmetlerin” hepsinde geniş kapsamlı yetkiye sahiptir. Toplulukların sahip olduğu yetkiler şunlardır: Kentsel planlama, enerji siyaseti, istihdam ve emek piyasası hizmetleri, tarım, topluluklar arası işbirliği, yerel ekonomik gelişme, uluslararası ticaret
9- Gagavuzya: (Moldova)
Bölge yönetiminin yerel kalkınma, bütçe ve vergilendirme, sosyal güvenlik ve kentsel planlama ve çevreye ilişkin yetkileri vardır. Buna ek olarak, Gagavuz Meclisi Moldova’nın iç ve dış siyasetinin şekillendirilmesine katılabilmekte ve Gagavuz’un yetkilerine uymadığı durumlarda ulusal yasaları Anayasa Mahkemesi’ne götürebilmektedir
10- Tataristan Cumhuriyeti (Rusya)
Rusya, kendi anayasası ve yasaları, kendi bütçesini oluşturma, vergi koyma, doğal kaynaklarını yönetme ve kendi bankasını kurmanın yanı sıra Tataristan’ın kendi dış ticaretini yürütmesi hakkını da tanımıştır. Askeri üretim ve silah satışları, savunma tesislerinin sivil kullanım için dönüştürülmesi, dış ticaretin koordinasyonu, ekonomik politika, para politikası, ulaşım ve iletişim politikası ortak olarak yerine getirilen işlerdendir.
11- Kırım
Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin şu ana sektörlerde yasama ve yürütme yetkileri vardır: tarım ve balıkçılık, toprak ıslahı ve madencilik, kamu çalışmaları, el sanatları ve ticaret, kentsel inşaat, karayolları, su tedariki, avcılık ve sağlıkla ilgili konular ve hastane hizmetleri
Görüldüğü gibi pek çok özerk birimde bölgenin özgünlüklerine, taraflar arası ilişkilerin düzeyine göre ekonomik özerkliğin yapısı değişmektedir. Ancak bazıları ulus devletle aynı kapitalist anlayışla ekonomi politikalarını yürütürken, bazıları bölgenin özgün ekonomi politikalarını yürütebilmektedirler. DEVAM EDECEK
FIRAT ZİLAN