Özgürlük ideolojimiz ve yaşam felsefemiz her iki cinsin özgürlüğüne ve eşitliğine dayanıyor. Demokraside temel kriterimiz, kadın-erkek eşitliği ve özgürlüğüdür. Eşbaşkanlık modeli de iki cinsin eşitliğine ve özgürlüğüne dayanan, kadın özgürlükçü ve demokratik bir yönetim modelidir. Demokratik kültürün yönetsel formudur ve erkek egemen kültüre ve baskıya karşı bir tedbirdir.
Kürt Özgürlük Hareketi’nin uygulamaya koyduğu bu modelin uygulamaya geçirilmesi devrimsel gelişmelere yol açacaktır. Zira eril ve iktidarcı zihniyetin kodladığı Ortadoğu ve Türkiye siyaset gerçeğine özgür kadının zihni-siyasi-örgütsel ve fiili müdahalesi olarak gerçekleşmektedir. Bu, dünyada da bir ilktir. Kürt halkının getirdiği ve ilk olma özelliği taşıyan bu adımın özellikle yerel yönetimlerin özgür belediyecilik temelinde geliştirilmesinde iddiası büyüktür.

Kürtlerde özgür belediyecilik
Kürt halkının ortaya çıkardığı önemli bir yerel yönetim deneyimi söz konusudur. Temiz, halkçı, demokratik ve yerelin iradesine dayanan bir gelenek yaratılmıştır. Belediyelerin halk meclisleri olarak şekillendikleri ve kent demokrasilerinde önemli bir yerlerinin olduğu biliniyor. Başlangıcı halkın demokratik iradesinin temsili olan belediyeler, 18.yy.dan itibaren devletin yereldeki uzantısı haline getirilmeye başlanıyor. Bu süreç 20. yüzyılda daha da derinleşiyor. Ulus-devletler belediyeleri toplumu sömürme, denetleme ve gütme araçları olarak yeniden yapılandırıyor. Günümüzde insanlığımızı yutan kent kanserleşmesinde bu yaklaşımın etkileri her geçen gün daha fazla ortaya çıkıyor.
Kürt halkı üzerinde yürütülen soykırımın sonuca ulaştırılmasında büyük roller yüklenen belediyeler, Kürt Özgürlük Hareketi’nin mücadelesiyle bu özelliklerinden çıkarılmış ve halkın kurumları haline getirilmişlerdir. Belediyeciliğin hizmet anlayışıyla sınırlı kapsamı genişletilmiştir. Kadın özgürlüğüne, ekolojik sorunlara ve farklı kültür-ulus-inanç yapılanmalarına duyarlı özgür toplum kültürünün yayıldığı merkezler haline getirilmesi için büyük bir çaba verilmiştir. Bu çaba günümüzde de sürmektedir. Kürdistan toplumunu oluşturan tüm farklılıklar belediyeleri çok ileri bir bilinç ve yaklaşımla ele almaktadır. Yol-su-park-bahçe belediyeciliği önemli oranda aşılmıştır. Halkın öz örgütlülükleri olarak ele alınmaktadır. Belediyeler halkın tüm sorunlarını tartıştığı, kararlaştırdığı ve çözüme götürdüğü siyasi organlar olarak değerlendirilmekte ve buna uygun bir biçimde içi doldurulmaktadır.
Eşbaşkanlık böyle bir gelişme süreci içindeki yerel yönetimlere de büyük aşama yaptıracak bir adım olarak gündeme gelmiştir. Yaşanmakta olan birçok sorun eşbaşkanlık modelinin uygulanmasıyla ortadan kalkmaktadır. Eşbaşkanlık siyasetin demokratikleştirilmesinde oynayacağı rolü ilkin yerel yönetimler üzerinden ortaya koyacaktır. Kürt Halk Önderi Öcalan’ın yerel yönetimlerde bu modeli önermesi nedensiz değildir. Konuyu yerel yönetimlerle bağlantısı içinde tartışmanın sayısız yararı vardır. Çünkü eşbaşkanlık modelinin ilk elden ve en sonuç alıcı, en halka yakın ve halkla birlikte pratikleştirileceği alanlar yerel yönetimlerdir. Buralarda en etkili uygulanacaktır.

Ölçüleri hep büyütmek
Kürt Özgürlük Hareketi, çıkışından günümüze demokrasi, özgürlük ve eşitlik ölçülerini büyüterek var olmuş ve kendini bu temelde yenilmez kılmış bir harekettir. Ortaya çıktığı andan günümüze kadar bunun çabası içinde olmuştur. Demokrasi-özgürlük ve eşitlik idealine en uygun zihniyet, strateji, örgüt ve kadro arayışına hiç nokta koymamıştır. Bu ideallerine en uygun araç ve yöntemleri geliştirmekte de büyük bir yaratıcılık içinde olmuştur. Eşbaşkanlık bir de bu yönüyle anlam ifade etmektedir.
En özgürlükçü, en eşitlikçi, en demokratik yönetim modelinin arayışı, Kürt Özgürlük Hareketi’nin tarihi kadar eskidir. Bunun ancak kadın-erkek özgürlüğü ve eşitliği temelinde olabileceği bilinci de öyle. Bu temelde birçok yöntem üzerinde durulmuş, kimi yöntemler uygulanmıştır. Kota yöntemi bunlardan en bilinenidir. Kadın özgürlüğü ekseninde şekillenen bir hareket olarak kadının özgür ve eşit katılımının olmadığı bir yaşamı demokratik ve özgür bir yaşam olarak kabul etmemiştir. Dolayısıyla kadının eşit ve özgür temelde katılmadığı bir yönetim modelini de eşitlikçi ve özgürlükçü bir model olarak kabul etmemiştir. O yüzden kadın kotasını Yüzde kırk gibi yüksek bir oranla uygulamıştır. Kadını görünür kılma, kadını demokratik iradenin açığa çıkarılmasında ve işletilmesinde öncü hale getirme, söz ve karar sahibi yapma amacıyla yoğun emekler sarf edilmiş, büyük bedeller verilmiştir. Büyük mücadeleler yürütülmüştür.
Mücadele tarihimizde kota sisteminin açığa çıkardığı bir düzey vardır. Erkeğin egemen, kadının ezilen ve zayıf bir konumda olduğu durumda kota uygulanır. Kadının demokratik iradesini geliştirmeye ve erkekle eşitlemeye dönük bir modeldir. Eşitliği sağlamaya dönük bir modeldir fakat kendi başına kota sistemi eşitliği ve özgürlüğü açığa çıkaramaz. Kota sistemiyle kadına tüm temsil mekanizmalarında önemli bir alan açılmıştır.

Özgür kadının rengi, çizgisi, duruşu

Bir taraftan yönetim olgusunu özgürlük ve eşitlik ölçülerine göre geliştirme, diğer taraftan Kadın Özgürlük Hareketi ve çizgisi kapsamında özgür kadını geliştirme, Kürt Halk Önderi’nin temel çabalarından biri olmuştur. Kadının potansiyelini, dinamizmini açığa çıkarma, onun özündeki eşitlikçi, özgürlükçü yanı görünür kılma ve bunu hem mücadeleye hem yaşama yansıtma temelinde çok yoğun bir mücadele yürütülmüştür. Egemenlikçi cinsiyetçi sistemle, onun yarattığı erkeklikle, geleneksel köle kadınla çarpışa çarpışa önemli bir özgürlük düzeyi açığa çıkarılmıştır. Toplumda bu temelde demokratik bir zihniyet, demokratik özgürlükçü bir kültür ve ahlak oluşturulmuştur. Eşbaşkanlık bu temeldeki kazanımların ve yaratımların üzerinde yükselmektedir.
Özgürlük iddialarına rağmen yönetimlerin ağırlıklı olarak erkek olması, yönetim gerçeğini her zaman iktidarcılığa ve devletçi özelliklere eğilimli ve açık tutmaktadır. İçinde bilinçli, örgütlü, özgür kadının rengi, çizgisi ve duruşu olmayan tüm yönetim mekanizmaları iktidarlaşmaya açıktır. Onu engelleyecek ve özgürlük-eşitlik temelinde halka mal edecek tek güç kadındır.

Demokratik siyasetin somutlaşmış hali
Yine tek kişide yoğunlaşan ve merkezileşen her yönetim erki de iktidara açık demektir. Niyet iyi olsa bile güç bir yerde merkezileşti mi iktidara açık hale gelmektedir. Bir adım ötesi iktidardır. Güç bir elde yoğunlaştığında, demokratik bir temelde paylaşılmadığında, topluma aktarılmadığında iktidara koşmaktadır. İktidar olması an meselesidir. O yüzden Kürt Halk Önderi Öcalan’ın bu hususa özellikle dikkat çekmektedir. Bu yüzden, yönetim tarzında eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir tarzı açığa çıkarma, demokratik yönetim tarzını geliştirme çabası Kürt Halk Önderi’nde çok belirgindir. Eşbaşkanlık modeli de onun tarafından gündeme getirilmiş ve Demokratik Uygarlığın, Demokratik Konfederalizmin yönetim modeli olarak konulmuştur. Demokratik modernitenin kurumlaştığı her yerde esas yönetim modelidir. Demokratik Özerklik’in yönetim tarzıdır. Eşbaşkanlık modelinin yerel yönetimlerle bağlantısı bu açıdan önemlidir.
Eşbaşkanlık sistemi, demokratik siyasetin somutlaşmış halidir. Eşit temsiliyet esastır. İktidarın değil, demokratik otoritenin eşit temsili söz konusudur. Halkın demokratik otoritesinin kolektif bir temelde işletilmesi esastır. Bu nedenle eşbaşkanlık, kendisini bireysel olarak ele alan, tanımlayan kadın ve erkekler tarafından uygulanabilecek bir model değildir. Eşbaşkanlık modeli örgütlü insanın, örgütlü erkeğin ve kadının yer aldığı, özellikle örgütlü kadın iradesinin temsilini gerektiren bir modeldir.  
Kendine iktidar alanı belirleyip kadına da iktidar alanı sunan, kadını iktidarcılığa yönelten yaklaşımlar bir tehlike olarak her zaman söz konusu olabilir. Yine eşbaşkanlığı bir yetki ve iktidar paylaşımı olarak anlayanlar da olabilir. “Ne sen bana karış ne ben sana karışayım, sen orda istediğini yap ben burada” tarzında dayatmalar da gündeme gelebilir. Eşbaşkanlığın bu tür riskleri vardır; ama bunlar Kürt halkının demokrasi, eşitlik ve özgürlük kültürünün aşamayacağı sorunlar değildir. Eşbaşkanlığın tanımını, mantığını, ölçülerini, özelliklerini, görevlerini doğru koyduğumuzda kimse buna kolay kolay cesaret edemeyecek; deneyenler de kısa sürede teşhir olup aşılacaklardır. Halkın demokratik iradesi eşitlik ve özgürlük temelinde çalışan kadın ve erkek tarafından, birlikte temsil edilecektir.
Eşbaşkanlık modeli yönetimin karar gücünü artıracağı gibi kendi içinde denetimini de güçlendirecektir. Bu modelde yolsuzluk, rüşvetçilik, hortumculuk, çeşitli kesimlerle ahlaki olmayan keyfi ilişkiler geliştirmek kolay değildir. Her şeyden önce örgütlü kadının varlığı bu konuda caydırıcı olacaktır. Rolünü biraz oynadığında geleneksel yerel yönetim ve belediyecilik yaklaşımının ötesinde oldukça demokratik, dinamik, halkla iç içe, halkın yaşam kalitesini, kültürel seviyesini, siyasal bilincini, örgütsel duruşunu yükselten bir yerel yönetim gerçeğini açığa çıkarmakta zorlanmayacaktır.

Demokratik çalışma ve yaşam kültürü

Eşbaşkanlık modelinin kendi içinde başka özellikleri de değerlendirilebilir. Bu modelle kadınla erkeğin birlikte çalışma ve yaşama kültürü demokratik eksende derinleşecektir. Kürt Özgürlük Hareketi’nin kırk yıldır kadın-erkek arasında geliştirdiği bir demokratik çalışma ve yaşama kültürü vardır. Cephe komitelerinde, gerilla birliklerinde, kurumlarda kadınla erkeğin birlikte çalıştığı, birlikte direndiği, heval olmayı öğrendiği, yönetim deneyimleri gerçekleştirdiği, mücadele ettiği ciddi bir pratik vardır. Ama bu konuda hala aşılması çaba gerektiren yetersizlikler de vardır. Belki çok kaba erkek egemenlikçi, kadını sınırlayıcı, dışlayıcı ve ezici yaklaşımlar söz konusu değildir; fakat ince bir biçimde cinsiyetçi yaklaşımların sürdürüldüğü de bir gerçektir. Realitemizde bu vardır.
Geleneksel geri özellikler kolay aşılamamaktadır. Kendini eğitmeyen, yeniden inşa etmeyen, yeniden örgütlemeyen, bunu sürekli kılmayan kadın ya da erkek, bir biçimiyle egemenlikçi kültürü sergilemektedir. Dolayısıyla bu konudaki çabalar sürekli olmak durumundadır. Birlikte çalışma, birlikte yaşama, bir sorunu ele alma ve birlikte çözüme götürme, karşılaşılan zorlukları birlikte aşabilme noktalarında bu modelin eğitici, terbiye edici, yöntem ve yaklaşım kazandırıcı rolü büyük olacaktır. Demokrasi, özgürlük ve eşitlik ölçülerinde birlikte çalışacaklarsa erkek de kadın da kendini terbiye etmek, eğitmek ve geliştirmek durumundadır. Özgürlük ölçülerinde bir buluşma, bir ortaklaşma ve yönetim gerçeğini böyle temsil etme çabası sergilenmeden ve bu sürekli kılınmadan başarılı olmak mümkün değildir.
Bu kendi başına demokratik kültürün derinleştirilmesi demektir. Toplumdaki demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi bilincin ve kültürün yaygınlaşması ve derinleşmesi demektir. Bunlar, dikkat edilirse bu modelin kendiliğinden getirdiği özelliklerdir. Çok asgari bir çabayla açığa çıkarabileceği kazanımlardır. Bu konuda daha şimdiden birçok gelişme olmaktadır. Genelde kadın ve erkeğin özelde erkeğin demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü kültüre çekilmesinde, yönetim ve çalışma olgusunu bu temelde ele almasında çok etkili olmaktadır. Bu da demokratik siyaseti ve yönetimi güçlendirmektedir. Ortak aklı güçlendirerek yönetim olgusunu kadının ve erkeğin gücünün aktığı bir olgu haline getirmektedir. Bu yönetimin kucaklayıcı, bütünlüklü, herkese açık, özgürlükçü bir içerik kazanmasını beraberinde getirmektedir.
Yerel yönetimlerin tüm sorunları elbette ki sadece eşbaşkanlık modeliyle aşılamaz. Ama önemli bir rolü, önemli bir düzeltici etkisi olacaktır. Kadın ve erkeğin enerjisinin birlikte aktığı bu alanlar, eskisinden katbekat daha ilerde bir yapılanmaya, bir demokratik ve özgürlükçü işleyiş gerçeğine ulaşacaktır. Bu, halkta daha güçlü, daha demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü bir kültürel yapının hızlı ve derinlikli gelişmesine, toplumsal yaşamda daha güçlü temsil edilmesine yol açacaktır.
Eşbaşkanlık modeli kırk yıllık Kürt Özgürlük Hareketi’nin ruhunu, bilincini, emeğini, deneyimlerini içermektedir. Bunlar üzerinde yükselmekte, gücünü bu değerlerden almakta ve tüm bunlara karşı minnettarlığımızın en anlamlı ifadesi olmaktadır. 


ŞİYAR KOÇGİRİ




Eşbaşkanlık toplumun kendini kadın zekasıyla yönetmesidir


Eşbaşkanlık konusu bir süredir gündemimizdedir. İçerik itibariyle gelecek dönemlerde geçmiş dönemdekinden daha fazla gündemde olacaktır. Çünkü eşbaşkanlık, demokratik uluslaşmanın sistemidir; Demokratik Özerkliğin temel formudur. Demokratik özyönetimin tek biçimidir. Eşbaşkanlık bir yandan sistemsel bir tedbirdir, bir yandan da hakim zihniyet yapılanmasına bir müdahaledir.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, paradigmasını, demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir paradigma olarak formüle etmişti. Paradigmanın somutlaşması, zihniyetin bedenleşmesi anlamında, sistem inşa çalışmalarında, kadın özgürlükçülüğü boyutu oldukça eksik kalmakta. Tabii sadece “Kadının özgürleşmesi eksik kaldı” diyemeyiz; çünkü kadın özgürlüğünün olmadığı bir toplumda demokrasi de eksik kalır. Yine insanlar arasında özgür eş yaşam oluşmazsa doğa ile de özgür temelde bir yaşam gelişemez. Bundan dolayı bu konu aslında paradigmamızın merkezini oluşturmaktadır. Sistemimizin gerçekleşme merkezidir.
“Yerel yönetimler konusunda onca tecrübeye rağmen büyük başarıların ortaya çıkmayışının sebepleri nelerdir” diye sorulduğunda verilecek birkaç cevap vardır. İlk olarak kendini devletçi anlayıştan koparamamak dile getirilebilir. Yine çalışmalarda özyönetim anlayışını oluşturamamak da bir sebeptir. “Yönetimdir işte, devlet yönetiyor, devlet karşısında da biz yönetiyoruz” deniyor; farkını “devletin dışında olma” boyutuyla ortaya koyma zayıftır. Tabii bu iki boyut birbirine benzese de derinlikli ele alındığında özyönetim anlayışını yaratamamak olarak somutlaştırılabilir.
Yerel yönetim anlayışımızda meclis ve komün oluşturmak esastır. Bu çalışmalar güçlü örgütlenemediğinden ve çalışmaların örgütlenmesinde de özyönetim anlayışıyla hareket edilmediğinden Kürt Halk Önderi Öcalan’ın dile getirdiği yerel yönetim anlayışı da ortaya çıkmamaktadır.
Üçüncü ve esas sebep de yerel yönetimlerde erkek egemenlikli anlayışın aşılmamış olmasıdır. Aslında kadın özgürlükçülüğü konusu genelde son madde olarak dile getirilir. Gerçekte ilk ve son maddedir. Özgür toplumsallaşmanın tek şartıdır. Gerçekleştiğinde diğer şartlara gerek kalmayacak tek şart da diyebiliriz.
Eşbaşkanlık kadının siyasete katılması için değildir. Siyaset erkek anlayışıyla yürütüldüğü içindir, eşbaşkanlık. “Neden eşbaşkanlık” diye sorulduğunda verilecek en sade cevap şudur: Toplumun kendini kadın zekasıyla yönetmesi içindir, eşbaşkanlık.
Belediyecilik, özerk yönetimler, özyönetim biçimleri ya da benzer konuları değerlendirdiğimizde “özyönetim” konusu karşımıza çıkıyor. Özyönetimler, toplumun iradesini en güçlü şekilde açığa çıkarmak içindir. İnsanlar ve toplumlar kendini yönetmiyorsa, başka birileri onu-onları yönetiyor demektir. Ben evde kendimi yönetmiyorsam anne-babam beni yönetiyordur; okulda öğretmenim beni yönetiyordur; işyerinde patron yönetiyordur. Sokakta polis zaten hiç eksik olmamaktadır. Demokratik bir eyleme gidiyorum ve kendimi yönetemiyorsam orada dahi beni yöneten biri var demektir. Birileri beni belirliyor demektir. Burada irade yoktur. Bu erkek egemenlikli sistem demektir ve aşıldığını söylemek zordur.
Bugün erkek şiddetinin, zekasının, zihniyetinin her yeri işgal ettiği bir yaşamın içine sürüklenen toplum gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bunu aşamayan kadın da bu gerçekliğin içinde can çekişmektedir. “Sadece erkek hakimdir” demiyoruz; erkek zihniyetinin hakim olduğu bir sistem içindeyiz, diyoruz. Kadının da katıldığı siyasetin anlayışı temelden değişmezse, ataerkil zihniyet ortadan kaldırılmazsa kadın rengi, zekası ya da gücü açığa çıkmayacaktır. Eşbaşkanlığın amacı bundan dolayı sadece erkeğin hakim olduğu yerlerde kadını siyasete katmak değil. Kürt siyasetinde kadın katılımı yoğundur. Bugün bu gerçeğe rağmen kadın renginin çıkmaması yoğun ataerkil kültürün aşılmamış olmasındandır.
“Kadın kamuya açılsın, otoriteyi paylaşsın” demek kesinlikle yanlıştır. Özgür kadının otorite paylaşma sorunu yoktur. Kota konusu zaten otorite paylaşımıydı, bunu geliştirmişti. Kota konusu bunun bir tedbiriydi. Ama bugün bunu aşan bir durum vardır. Sistem oluşturmada formsal tedbirler alınmakta ve belli bir disiplin oluşturulmaktadır. Bu yolla sistem yaratılmaya çalışılmaktadır. Eğer yaratılmazsa yine zihniyet boyutunda bir müdahale gelişmektedir ve bunun formsal yansıması da olmaktadır. Eşbaşkanlık işte bunun içindir. Demokratik siyasetin geliştirilememesi karşısında alınan özgürlüksel bir tedbirdir de diyebiliriz.
Bugün Türkiye ve Kürdistan’da belediyelerin büyük bir tecrübesi oluşmuştur; ama ulaşılan nokta demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmaya ulaşmaktan uzaktır. Erkek eksenli belediyecilik anlayışı demokrat olmaya ne kadar çalışsa da eğer hala ülkemizde dilencilik varsa, toplumsal adaletsizlik varsa, kadınlar bu derin ekonomik uçurumların kurbanı oluyorsa, fuhuşun gelişmesinin kökenine hemen hemen her zaman ekonomik zorluklar yerleşiyorsa, toplumlara uygulanan bioiktidar kadınlara uygulanıyor ve fuhuşla sonuçlanıyorsa, insanlar özgür eşit yaşayamıyorsa ve hala çocuklar sömürü düzeyinde koşullarda çalıştırılıyor ya da istismar ediliyorsa, bu adaletsizlikleri aşacak bir sistem gereklidir ve eşbaşkanlık işte bunun içindir.
Bunun aşılmasında kadının bedensel katılımı değildir, esas olan. Kadının biyolojik olarak gidip yer alması değildir tabi. Kadının gidip salt kadını temsil etmesi de değildir. Eşbaşkanlık, eş yönetim tarzının ortaya çıkarılmasıdır. Birlikte yönetebilme konusu, kendini özgür yönetebilmekle, özyönetimle mümkündür.


DILZAR DÎLOK