Kürt özgürlük mücadelesi son 40 yıl içinde sadece Kürdistan’da değil, Ortadoğu çapında sayısız değişim ve dönüşüm dinamiklerini harekete geçirdi. Bu değişim ve dönüşüm dinamiklerinin yaşama döndürülmesini, ‘yaşam’ diye yutturulan her şeyin sorgulanmasını sağladı. Kürt halkı başta olmak üzere tüm Ortadoğu ezilenleri açısından sorgulanan bu ‘yaşam’, ‘ayaktaki ölüler topluluğu olmayı’ dayatmaktaydı. İnsan olmak özgürlük temelinde yaşamın anlamına ulaşmaksa, dayatılan kölece yaşamın ‘yaşam’ olmadığı kanıtlandı.

Bireyden başlayarak demokratik bir toplumsallaşma sürecini başlatan Kürt özgürlük mücadelesinin en önemli adımlarından biri toplumun siyaset yapması önündeki engelleri kaldırmak kadar, yeni bir siyaset anlayışını ve tarzını da geliştirmek olmuştur. Egemen iktidarcı sistem zemininde kişiliksizleştirilen ‘siyaset’ gerçekliğine bedeller ödeyerek yeni anlamlar kazandırdı. Bu anlamlandırma mücadelesini Bakur, Başur, Rojava ve Rojhilat Kürdistan’da görmek mümkündür. Özelde Türkiye zemininde inşa edilen yeni siyaset anlayışı, özelde 1990’lı yıllardan bu yana toplumsallaşarak Türkiye siyaset alanında da farklı süreçlerin yaşanmasını sağladı. Siyaset; elit, toplumdan kopuk, bürokrat yaşayanların, topluma yabancılaşanların, ne dediği anlaşılmayanların, kısaca iktidar cephesinden çıkmayanların yürüttüğü bir araç olmaktan çıkarıldı. Birçok değerli insan bu mücadelede yer aldı, bedel verdi, yollarını hep toplumlarından, ezilenlerden yana açtılar.

Bugün Kürt halkı ve Türkiye halklarının ortaklaşma ruhunun somutlaştığı demokratik siyaset alanı faşizmin en çok saldırdığı alan olmaktadır. AKP-MHP ve iktidarın diğer partileri tarafından boşa çıkarmaya çalıştığı halkı siyaset yapması ve iradesini bu alanda temsil etmesine dönük saldırılar farklı düzeylerde devam ediyor. AKP-MHP faşizmi tutuklayarak, şiddet uygulayarak halkın siyaset yapması önüne engeller koyarken, iktidardan nemalanan diğer partiler buna desteklerini sunuyorlar. Bugün binlerce HDP’li ve DBP’li siyasetçi zindanlarda. Onlarca seçilmiş öncüler de öyle. Erdoğan’ın ‘çöktürme planını’ onurlu duruşlarıyla boşa çıkarıyorlar.

Bu süreç açısından demokratik siyaset dinamiğini güçlendirmek çok önemli. AKP-MHP faşizminin en çok hedeflediği halkın siyaset yapma gücünü büyütmek, güçlendirmek gerekir. Dışarıda ya da zindanlarda direniş içinde olan demokratik siyasetin en güzel temsilini Sise Bingöl Anamızın duruşunda görmek mümkün. Bu duruş ve direniş, yeni siyaseti ifade ediyor.

Bu siyasetin en önemli özelliklerinden biri eleştiri ve özeleştiriyi güçlü yapmaktır. Kimi çevreler ‘eleştiri’ adına halkın örgütlü sistemini anlamadan, bu yeni siyasetin ortaya çıkardığı ortaklaşmayı anlamsızmış gibi görmeleri demokratik siyaset dinamiği tarafından çözümlenecektir elbette. Bu yeni siyasal duruşun, halkların ortaklığına dayandığını, iktidar sistemi dışında bir güç olduğunu bilmek gerekir. Sisteme bulaşmadan, ondan çözüm beklemeden kendini hem radikal eleştirmek ve kendi çözümünü geliştirmek temel karakteridir. Halka, demokratik siyasete dayalı olmayı yitirmeden siyaset yapmak önemlidir. Bu anlamda en değerli, geliştirici eleştiri yine demokratik dinamiklerin, yani bu siyasetin öznesi ve yürütücüsü olan halkın eleştiri ve düşüncelerini yoğunca ele almak, ortaya çıkarmak gerekir.

Demokratik siyaset, toplumun her kesiminin ara vermeden tartışması, kendini ele alması, yapması gerekenleri belirlemesi ve kararlaştırmasıdır. Demokratik toplum kongre ve partilerinin rolü, görevi ve anlamı da burada ortaya çıkar. En doğru, hakikate dayalı düşünceler, eleştiriler ve kararlar demokratik toplum zemininde ortaya çıkacaktır. Bu zemine katılmadan, içine girmeden dışarıdan konuşmak, ahkam kesmekten, iktidarcı güçlere zemin olmaktan öteye geçmez.

Kürt halkı ve ezilenler demokratik siyaseti geliştirmekte kararlıdır. Başkaları kendileri hakkında ne diyordan ziyade halk kendisi için ne diyor, ne karar alıyor, bu önemlidir. Bunun önündeki her türlü saldırıyı göğüsleyenler ve engelleri kaldıranlar, halkın içinde onunla bütünleşenler, toplumsallaşmayı doğru yaşayanlar da demokratik siyasetin inşa güçleri olacaktır.