HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, neden Yenikapı’da olmadıklarını şöyle özetledi: "HDP orada olsaydı Gezi şehitlerine, Uğur Kaymaz’a, Ceylanın gözlerine bakamazdı. Hurşit Külter’e nasıl hesap verebilirdi? Roboskî, Tahir Elçi, Sur’u unutup Yenikapı’ya gidemezdi."

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, partisinin haftalık olağan grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

Cezavlerindeki halk ihlallerinin arttığına dikkat çeken Demirtaş, neden Yenikapı mitinginde yer almadıklarını açıklarken, partilerinin 12 maddelik Yol Haritası’nı da sundu. Öcalan’a yönelik tecride ilişkin de konuşan Demirtaş, "Tecridin kendisi provokasyondur" dedi. Demirtaş’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:


AKP ve cemaat ortaktı

15 Temmuz için birileri ‘kandırıldık Allah bizi affetsin’ diyor. Bu kandırılmanın tüm gerçeklikler ortaya çıkarılmazsa daha çok kandırılacağız. AKP ve cemaat ortaktı. Neyinizi kandırdılar? Siz de onlar da devleti ele geçirmek için işbirliği yaptı. Kadrolaşmayla cemaatin önünü açtılar. Kemalist kadrolar devleti ele geçirip İslami kesimi ezdiği için fırsat İslami kesime geçmişti. 'Şimdi ben tek başıma devleti ele geçireyim’ dedi. Çatışmanın nedeni budur. Burada kandırma yoktur. AKP, Gülen örgütü amaç doğrultusunda işbirliği yapmıştır, samimi davranmışlardır, özlü davranmışlardır, yoldaşça davranmışlardır. Öküz ölene kadar halel gelmemiştir. Kandırma yoktur. Saflık olabilir. Kandırılmışlık suçun hafifletici bir nedeni değildir. Barbar bir örgüte 10 yıl boyunca yardım ediyorsanız, ancak pişmanlık olabilir. Bütün devlet 30 yıl boyunca salya sümük bir adamın peşinden koşmuştur. 


Gülen’in iadesini istemiyorlar

Gülen’in iadesiyle ilgili ne kadar ciddiyetsiz yaklaşıyorlar görüyor musunuz? İadesini istemiyorlar çünkü. Neden istemiyorlar, belli başlı siyasi partilerin, ordunun, siyasetin tamamının Gülen ile ilişkisi var. İade edilir burada konuşursa tek partili sisteme döner. Bir tek parti kalır. Biz tek kalırız.

'Gelmesin' diyorlar. İdam tartışmasının meydanlarda bu kadar dillendirmesinin nedeni budur. Çünkü bir ülkede idam tartışması varsa iade edilmez. Her şey Gülen’in iade edilmemesi üzerine kurulu. Bir bakmışsınız ki asıl devlet Gülen, paralel olan bunlarmış. O ortaya çıkar. 

Toplum darbeye karşıdır. Bu açıdan Yenikapı’da milyonların bir araya gelmesi saygın bir tutumdur. Türkiye toplumunun 15 Temmuz akşamından itibaren darbeye karşı olması, halkın duruşu ne kadar saygınsa, sahnedeki iki yüzlülük, kaypaklık da o kadar çirkindir.


Gülen’le ilişkisi olmayan tek partiyiz

HDP orada yoktur. Çünkü Fethullah ile ilişkisi olmayan tek parti HDP’dir. CHP, AKP, MHP’nin üst düzey yöneticileri ilişkilidir. Niye siyasi klik olmuyor. Bu darbeyi albaylar tek başına mı yaptı?

Hangi siyasetçiye dayanarak yaptınız bu darbeyi. Kimler var. Darbeden haberi olan, duyup da engellemeye çalışmayan kimler var. Yenikapı sahnesi günah çıkarma sahnesine dönüşmüştür. Adil bir sorgulama olsun, çıksın ortaya.

Cumhurbaşkanı adayını çatı adayını kim önerdi?


Cumhurbaşkanı adayını kim önerdi?

HDP orada tabi ki olmaz. HDP darbenin ne önünde ne de arkasındadır. Cumhurbaşkanı adayını çatı adayını kim önerdi. Çatı adayı kim tarafından belirlendi. İki muhalefet liderine sesleniyorum. Kim rüyanıza geldi, kim fısıldadı. Çıkın açıklayın. Cemaatle işbirliği içinde bu üç parti, 'Dolaylı veya doğrudan HDP işbirliği yaptı' diyor. Utanmazlığa bakın. Üçü de kanka olmuşken, HDP’yi suçlamak kurtuluş haline geldi. 


Suçlarını bayrakla örtüyorlar!

Geçmiş suçları için orada halktan af dileyerek, özeleştiri vererek, anlatmak yerine hatalarının üstünü bayrakla örtmeye kalktılar. Yenikapı sahnesi budur.

Toplum uzlaşmayı özlemiş durumda. Bunu anlıyoruz. Yalandan da olsa bir araya gelmesini çok iyi anlıyoruz. Toplum çatışmadan bıktı usandı. Bir platformda siyasetçilerin bir araya gelmesine hasretler. Anlaşılır. Toplumun beklentisi çok kıymetlidir. Ancak biz toplumu kandıracak bir parti değiliz.


Oradan demokrasi çıkmaz

İçten bir uzlaşma yoktur. Sahte yüzlerin, maskelilerin sahte uzlaşısı vardır. Oradan demokrasi çıkmaz. Keşke öyle olsaydı. Bizim çağrılmamamız sorun olmaz. En küçük eleştirimiz olmazdı, alkışlardık.

Ne iyi ettiniz de demokratik birlik, ilkesel bir barış anlaşması çıkardınız diyebilseydik. Ancak Yenikapı bunu yaratamamıştır. Toplum bu konuda hazır olduğunu her yerde haykırmıştır. Ama siyasetçiler bunu fırsata dönüştürmüşlerdir. Kişisel, partisel fırsata dönüştürmüşlerdir.


HDP olsaydı hesap veremezdi

HDP mevcut durumda hiçbir şey olmamış gibi. Bunlar gerçekleşmemiş gibi davranamaz. Biz her şeyi birbirimize karşı koz olarak kullanalım demiyoruz. Ama olup bitenleri unutarak gelecek kuramayız. Yüzleşelim.

’HDP burada olsaydı şehitlerimize hesap veremezdik’ demiş. HDP de orada olsaydı şunlara hesap veremezdi. Gezi şehitlerine, Uğur Kaymaz’a, Ceylanın gözlerine bakamazdı HDP.

“Hurşit Külter’e nasıl hesap verebilirdi. Berkin’e, HDP bunları unutup Yenikapı’ya gidemezdi. Roboskî, Tahir Elçi, HDP olsaydı bunların hesabını soracaktı.

Bunları unutarak Yenikapı’ya gidemezdi HDP. Cizre, Sur Yenikapıya gidemezdi. Fethullah Gülen ile el ele vererek yaptıklarını unutarak Yenikapıya gelemezdi.

HDP bu savaşın ülkeyi nereye getirdiğini unutarak Yenikapıya gidemezdi. Tabi ki HDP bu fotoğrafın içinde olamaz. Buysa yeni ittifak, biz bu ittifakta yokuz.

Bunları yok sayarak yolumuza bakamayız. Ülkede barış, adalet, özgürlük gerçekleştirmek istiyorsak, bütün partiler samimiyet sınavını kendimize dayatmalıyız.


Böyle kendinizi aklayamazsınız

Öncelikle partiler olarak ne dedik, ne yapmak istedik. Kendimizden başlayalım. Uzlaşmaya, ilkeli birliklere karşı değiliz. HDP bu ülkenin parçasıdır. En güçlü demokratik dinamiğiyiz. Bizi yok saydınız.

Üçünüz bir araya geldiniz HDP’yi 'terörist' ilan ettiğiniz diye aklanamazsınız. Siz yok dediniz diye yok olmayız. Her şeyi göze aldık. Barış kapısını açacağız, zulme de asla sessiz kalmayacağız.


Lokomotif HDP’dir

Türkiye’nin biricik muhalefet partisi, halkın tek bir umudu var.

Ülkeyi terk etmeyi düşünen başka bir ülkede yaşam arayışı içine girenler umutsuzluğa kapılmayın. Bu ülke bizimdir, hepimizindir. Bu ülkede güçlü bir demokrasi kuracağız. Sayımızın oyumuzun az olduğuna bakmayın. Zaten değişim dinamiği böyledir. Lokomotif bir tanedir. Vagonları peşinden sürükler. Lokomotif biziz. Bu treni biz götüreceğiz.


12 maddelik deklarosyon 

"Liderler Zirvesi’nde üzerinde mutabık kalacağımız bir yol Demokratikleşme Yol Haritası çıkarılmalıydı" diyen Demirtaş, "Parlamentodaki 4 siyasi parti Cumhurbaşkanı başkanlığında demokratik yol haritası çıkaralım dedik. Cumhurbaşkanı ortak deklarasyonumuzu okusun. 4 siyasi parti liderleri olarak arkasında duralım, başka da mesaja gerek yok diyecektik" deki ve ekledi: "Öyle olsaydı Yenikapı’dan demokrasi ve barış umudu çıkardı."

Demirtaş, bu kapsamda hazırladıkları 12 maddelik yol haritasını da açıkladı. 

1- Biz ülke yönetiminde sorumluluk sahibi olan seçilmiş yöneticiler olarak söz veriyoruz.

2- Bundan böyle ülke sorunlarını ve kendi aramızdaki sorunları karşılıklı güvene ve saygıya dayalı olarak konuşarak, diyalog içerisinde işbirliği ile çözeceğiz.
3- Yurttaşlarımızı en kısa sürede bu darbe anayasasından kurtarıp yeni bir anayasa yapacağız.
4-Liyakat Yasası’na dayalı olarak devleti yeniden inşa edeceğiz.
5- Her türlü kimlik, inanç, mezhep, yaşam tarzı farklılıklarını hukukun güvencesi altına alarak eşit yurttaşlığı hâkim kılacağız.
6- Medya, ifade, gösteri hakkı gibi temel hak ve özgürlükleri evrensel standartlara taşıyacağız.
7- Devlet yönetim gücünü halkla, yerelle paylaşmalı; ekonomide adil vergi sistemini, istihdama ve üretime dayalı sağlıklı büyümeyi esas alacak, yolsuzluk, rüşvet, hırsızlığı kesinlikle önleyeceğiz.
8- Doğamızın talanına, ülkemizin vahşice yağmalanmasına göz yummayacağız.
9- Kadın özgürlüğüne azami şekilde bağlı kalacağız.

10- Ülkemizde hiç kimsenin silaha, şiddete başvurmasını kabul etmeyeceğiz; elinde silahla hak arayanlara, hukuk çerçevesinde savaşı sonlandırması için müzakere teklif edeceğiz.
11- Demokratik siyasetin bütün imkân ve kanallarını sonuna kadar açık tutarak, milletin iradesinin üstünde hiçbir vesayete izin vermeyeceğiz.
12- Geçmiş hatalarımızla hepimiz cesurca yüzleşeceğiz. Bir daha asla ülkemizin darbe ortamına sürüklenmesine izin vermeyeceğiz.


Tecrit provokasyondur 


Böyle bir dönemde İmralı’da tecritin ne anlamı olabilir? Ben demiyorum, Numan Kurtulmuş “İmralıyı vuracaklardı diyor, iç savaş çıkaracaklardı” diyor. Maden bu kadar farkındasınız. Siz de aynısını yapıyorsunuz. Neden avukatlarla görüştürmüyorsunuz.

Darbeciler parlamentoyu bombaladı. İmralı’da ne yaptığını bilmiyoruz. Kaç darbeci asker İmralıda görev yapıyordu bilmiyoruz. O gece ne yaptılar bilmiyoruz.

Adalet Bakanlığının hiçbir açıklamasının güvenirliği yoktur. Her bir tutuklunun hükümlünün ailesiyle, avukatıyla görüşme hakkı vardır. 2,5 yıl görüşme yürüttüğünüz bir siyasi lidere bunu yapamazsınız. Bunun adı provokasyondur.

Bu çılgın denemelerden hükümetin vazgeçmesi lazım. Avukatların, ailelerin talebi siyasi bir talep değil. Ne olmuş ne bitmiş öğrenmeye hakları yok mu? Bu toplumu ateşin içine atıyorsunuz. Darbeciler bunun için yapıyormuş, siz de aynısını yapıyorsunuz? Ne farkınız var.

2,5 yıldır Gülenciler mi heyetleri götürüyordu. Görüşmeler paralel tarafından mı yürütülüyordu. Hükümet inisiyatifsiz, doğruyu anlayamayan pozisyondan çıkmazsa ülke darbe koşullarından çıkmış olmayacak. Tek bir ders çıkarılmış değil, yapılan tartışmaların demokrasiye, barışa katkısı yok, kardeşleşmeye katkısı yok. Türkiye karpuz gibi ikiye ayrıldı.


ANKARA