Aradan kırkiki yıl geçmiş. Denizlerin hakkında verilen idam kararı infaz edildiğinde ben yirmi altı yaşında idim. Deniz’i tanıdığımda ise 22 yaşında, İstanbul Hukuk Fakültesi’nin 3.sınıf öğrencisi idim. Geçen kırkiki yıla neler sığdırmadım ki!
1968’li yıllar dünyada gençlik hareketlerinin yaygınlaştığı yıllardı. Sadece gençlik hareketlerinin değil, ulusal kurtuluş mücadelelerinin yaygınlaştığı, gerilla mücadelesinin özellikle Latin Amerika, Uzak Asya’da (Vietnam, Kamboçya), Kürdistan’ın güneyinde geliştiği yıllar idi.
Regis Debray’ın “Devrim Devrim” kitabı Türkiye’de yeni basılmıştı. Foko’culuk Türkiye’nin de gündeminde idi. Diğer taraftan Çekoslavakya’da Dubçek tarafından başlatılan “Prag Baharı”, Türk Sol’unda tartışmalara neden olmuştu. TİP içerisinde hızlı bir ayrışma süreci başlamıştı. Başını Mihri Belli ve TKP’nin eski tüfeklerinin çektiği Milli Demokratik Devrim (MDD) tezi gündemde idi. Mihri Belli’nin Yön dergisinin 175. sayısında E.Tüfekçi imzası ile yazdığı “Demokratik devrim: Kimle beraber, Kime karşı” yazısı MDD tezinin omurgasını oluşturuyordu. Bir makalenin boyutunu aşan tartışmadır onun için detaya girmiyeceğim.
11 Haziran 1968 günü Ankara Hukuk Fakültesi öğrencileri, fakülteyi işgal ettiler. 12 Haziran sabahı üniversiteye gittiğimde merkez binadaki avluda havuzun etrafında yoğun bir hareketlilik vardı. Bir anda Deniz’in gür sesi ortalığı kapsadı, “Arkadaşlar Ankara’da arkadaşlarımız üniversiteleri işgal ettiler. Bizde üniversiteyi işgal edeceğiz” dedi ve arkasına bakmadan üniversitenin telefon santralına yöneldi. Büyük bir kitle onu takip ediyordu. Santralın kapısını tekme ile açtı memura “işgal başladı, görev yeriniz terk edin” dedi. Öğlene doğru merkez bina işgal edilmişti. Kapılar kapatılmış “İşgal Konseyi”nin oluşumu için hazırlıklara başlanmıştı.
Akşama doğru merkez bina tamamen işgal edildi. Ertesi gün başta Edebiyat Fakültesi olmak üzere tüm üniversite işgal altında idi. İşgal Konseyi başkanlığına Kemal Bingöllü (Kürtlerin temsilcisi) ve Bozkurt Nuhoğlu getirilmişti.
İşgal süresince hep üniversitede idim. Geceleride üniversitede kalıyorduk. Herkes bir profesörün odasına girip yatıyordu. İki gece Deniz ile birlikte aynı odada kalmıştık. İstanbul Üniversitesi Öğrenci Birliği başkanı Ufuk Şehri’yi ben, Deniz, Cavit Kavak, Feridun Yazar, Cihan Alptekin birlikte Edebiyat Fakültesinin önünde derdest edip yolda geçen bir taksiye atıp merkez binaya getirmiştik. Uzatmayayım işgal onbeş gün sürdü. Demokratik eğitim ile ilgili taleplerimiz kabul edilince işgal eylemine son verildi.
Bir gün yine merkez binanın bahçesinde iken yanıma geldi, bana “senin baban Gürün’de toprak işgal eden köylüleri serbest bırakan hakim imiş” dedi. “Şaşırdım, sen nerden biliyorsun?” dedim.
Gülerek “biz galiba çocukluk arkadaşıyız. Babam o zaman Gürün’de Cumhuriyet ilkokulunda senin ablanın öğretmeni imiş” dedi. 1969 yılında Siverek’e gittiğimde annemden sordum, annem Deniz’i hatırlıyordu. Annesi ile ahpaplarmış. “Çok hareketli bir çocuktu, bir saniye yerinde durmazdı” dedi. Hatırladığım ancak detaylarını bilmediğim işgal olayını, mahkeme safahatını Mehmet Bayrak’ın rahmetli babası bana ağlayarak anlatmıştı.
Deniz kısa yaşamı boyunca çocukluğunda olduğu gibi hareketli idi. Kutsal idealleri için dolu dolu yaşadı. 30 Ağustos 1969 günü DDKO’nun ilk demokratik eylemi olan Dersim’de Pir Sultan Abdal Piyesinin oynatılmaması üzerine çıkan olayları protesto etmek için Ankara’ya gelmiştik.
Gece İstanbul’a dönmek üzere Siyasal Bilgiler Fakültesinin karşısında otobüslerimize biniyorduk. Askeri birlikler Cebeci’de zırhlı araçların üzerinde fener alaylı resmi geçit yapıyorlardı. Deniz yine aranıyordu. Siyasal Bilgiler Fakültesinde kalıyordu. Arkadaşları ile birlikte “Ordu-Gençlik Elele Milli Cephede” sloganını atıyorlardı. Bizler ise “Doğu’ya Özgürlük, Doğuya Eşitlik” sloganını atıyorduk. Aradan 42 yıl geçti. Türkiye solununun üzerinden ordu 12 Mart ve 12 Eylül’de buldozer gibi geçti. Denizler’de dahil yüze yakın devrimcinin yaşamları darağaçlarında son buldu. MDD tezi hayat bulmadı. Ordu-gençlikle birlikte Milli Cephe’de yer almadı. Kürdistan ve Türkiye Cumhuriyetinin tarihinden ders çıkartan Kürt Özgürlük Hareketi gelinen aşamada sadece Kürtleri değil, Türkiye’yi de özgürleştirmek için çabalıyor. Deniz, Yusuf ve Hüseyin’i sevgi ve rahmetle anıyorum.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 6 Mayıs 1966 tarihinde Şam’da PKK lideri Öcalan’a yönelik suikast düzenlendi.
* 7 Mayıs 1639 yılında Kasr-i Şirin Antlaşması ile Kürdistan ikiye bölündü. Doğusu İran’a, Güney, Kuzey ve G.Batısı Osmanlı devletine bırakıldı.
* 7 Mayıs 1993 tarihinde Ankara’da DEP (Demokrasi Partisi) kuruldu. DEP 1994 yılının 16 Haziran‘ında Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı.
* 8 Mayıs 2001’de Kürt şair, yazar ve PKDW üyesi Rodi Demirkapı Köln’de yaşamına son verdi.
* 10 Mayıs 1946 tarihinde “Denge Komara Mehabad” radyosu yayına başladı.
* 11 Mayıs 1992’de Kürt sanatçısı ve gerillası Mizgîn (Gurbet Aydın) Tatvan’da şehit düştü.
* 11 Mayıs 1994 tarihinde Ankara’da HADEP (Halkın Demokrasi Partisi) kuruldu.