Deprem ile birlikte sürgün ve işkence!

Dosya Haberleri —

Avukat Yusuf Çakas, Nevin Bat

Avukat Yusuf Çakas, Nevin Bat

  • Avukat Yusuf Çakas: "Adalet Bakanlığı’na deprem masası kurması gerektiği konusunda önerilerde bulunduk, fakat önerilerimiz karşılıksız kaldı. Devlet depremde her yönden yetersiz kaldı, cezaevleri de bunların başında geliyor. Adalet Bakanlığı’nın bize, Türkoğlu Cezaevi hiçbir hasar almamışken neden boşaltıldığı konusunda açıklama yapması gerekiyor.’’
  • Ağustos 2022’de ceza süresinin dolmasına rağmen tahliye edilmeyen Rojhat Bat'ın annesi Nevin Bat'ı çabaları sonucu çocuğunun gece saat 10'da aradığını söylüyor ve ekliyor: "Sesi çok kötü ve çok kaygılıydı. Depremde odalarda kilitli bekletildiklerini söyledi."

MAHİR FIRAT FİDAN

Maraş merkezli 6 Şubat’taki felaketlere ilişkin hala ciddi iddiaların olduğu yerlerden biri de cezaevleri. Cezaevleri ile ilgili depremden ardından sosyal medyada dolaşan birçok görüntünün ve iddiayı Adalet Bakanlığı reddetmekle yetindi. Kamuoyunu aydınlatacak bir açıklamada bulunmadı. TUAY-DER ve ÖHD’ye gelen başvurular neticesinde ortaya çıkan sonuç mevcut iddiaların Adalet Bakanlığı’ndan yapılan açıklamanın aksine çok ciddi sorunların ve hak ihlallerinin ortaya çıktığını doğruluyor. Normal şartlarda dahi sürgün ve tecrit politikasına maruz kalan politik tutsaklar, deprem afetiyle beraber sürgüne, tecride ve işkenceye maruz kaldı. Maraş Türkoğlu L Tipi Cezaevi’nde bulunan tutsaklar sürgün edildi ve bu sürgün esnasında çok ciddi insan hakkı ihlali ortaya çıktı. Biz de, Türk devletinin politik tutsaklara yönelik sürgün ve tecrit politikasını, Avukat Yusuf Çakas, Maraş Türkoğlu Cezaevi’nden sürgün edilen Rojhat Bat’ın annesi Nevin Bat ve yine aynı cezaevinden sürgün edilen Azadiya Welat Eski Yazı İşleri Müdürü İsmail Çoban’ın kardeşi Vacip Çoban ile konuştuk.

En uzak yerlere sürgün

Türk devletinin cezaevine yaklaşımının her zaman iradeyi teslim alma noktasında olduğu söyleyen Yusuf Çakas, Türk devletinin bu politika ile ilgili amacını şöyle anlattı: “Türk devletinin cezaevi politikası sadece içeridekini değil, dışarıda kalanları da teslim almaya yöneliktir. Bir politik tutsak yakalandığı yerde, ailesinin ve çevresinin olduğu yerden uzaklaştırılması hedefleniyor. Kişisinin kendisini tutuklamak ve dört duvar arasına almak bu devlet için yeterli olmuyor. İkinci yönteme başvuruyor: En sapa ve tek uçakla dahi gidilemeyecek yerlere sürgün ediyor. Doğrudan ailenin gidip ziyaret etmemesini esas alıyor. Sürgün etmekle yetinmiyor ve politik tutsakları çok uzun bir süre tekli hücrelerde tutuyor, yani sürdüğü yerde tecrit ediyor. Türkiye’de cezaevlerinde yüzde 17 kapasite aşımı var. Mesela politik tutsaklara yönelik sürgün ve tecrit politikasına ilişkin şöyle somut bir örnek vereyim: Adli ve sosyal tutuklular Diyarbakır 1, 2, 3 ve 4 Nolu T Tipi Cezaevlerinde 30 kişilik odalarda kaldıkları için vardiya şeklinde uyuyorlar. Bir kısmı gece bir kısmı gündüz uyuyor. Ceza ve İnfaz Kurumu sistemi adli ve sosyal tutukluları 10 kişilik odalarda 30 kişi kalmaya zorlarken, diğer yandan politik tutsakları da tekli odalara göndermeye çalışıyor.”

Ailelere bilgi verilmedi

Türk devletinin politik tutsaklara yönelik sürgün ve tecrit politikasının yaşanan deprem afetiyle ilgili bir kez daha ortaya çıktığını söyleyen Çakas, “Depremin ardından Hatay’dan gelen çok ciddi iddialar elimize ulaştı. Tecavüz, kapıların açık bırakılması, cezaevinde çok ciddi karışıklıkların çıkmış olması… Biz bu iddiaları somutlaştıramadığımız için bilgi veremiyoruz. Elimizdeki tek somut örnek Maraş Türkoğlu Cezaevi'nin boşaltılma süreci. Türkoğlu Cezaevi yeni açılmış ve sürgün cezaevi dediğimiz yerlerden biriydi. Depremden hemen sonra tutsaklar Maraş Türkoğlu’dan, Manavgat S Tipi, Konya Ereğli, Kırşehir S Tipi ve Samsun S Tipi Cezaevine sürgünler yapıldı. Bu sevklerin hepsi bilinçli olarak yapılan ve tutsakların ailelerine hiçbirine bilgi verilmeden yapılan sevklerdir. Bu konuda Adalet Bakanlığı hiçbir açıklama yapmadı” dedi.

Yusuf Çakas, depremden hemen sonra Adalete Bakanlığı’na başvurduklarını belirtti ve ekledi: "Tutsakların aileleri ile görüşmesi konusunda talebimiz oldu, fakat bu hak verilmedi. Aileleri depremde ya da depremden hemen sonra yaşamını yitiren tutsakların taziyeye gidişleri engellendi. Bir örnek vermek gerekirse, çadır kentin girişinde araba çarpması sonucu yaşamını yitiren Halise Doğrudemir’in taziyesine gelmesi için oğlu Mahfuz Doğrudemir ile yaptığımız başvuru ret edildi ve annesinin taziyesine getirilmedi.

Avukat Yusuf Çakas

Sürgüne gönderilen tutsakların hiçbirinin durumu iyi değil. Bazı cezaevleri henüz tamamlanmamış ve fiziki koşulların çok kötü olmasına rağmen sürgünler gerçekleşti. Samsun Kavak S Tipi bunlardan biri. Politik tutsakların sürgüne gittikleri her yerde çıplak arama, ayakta sayım ve temel ihtiyaçların giderilmediğini biliyoruz. Ailelerin çok ciddi kaygıları var. Maraş Türkoğlu Cezaevi’nden yaklaşık 40 tutsağın ailesi bize başvurdu. Biz Adalet Bakanlığı’na bir deprem masası kurması gerektiği konusunda önerilerde bulunduk, fakat bu önerilerimiz karşılıksız kaldı. Devlet depremde her yönden yetersiz kaldı, cezaevleri de bunların başında geliyor. Adalet Bakanlığı’nın bize, Türkoğlu Cezaevi hiçbir hasar almamışken neden boşaltıldı? Sorusunun cevabını vermesi gerekiyor.”

'Odalarda kilitli tutulduk'

Rojhat Bat depremle beraber Maraş Türkoğlu L Tipi Cezaevi’nden sürgün edilen tutsaklardan biri. 2 yıl önce de Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nden Maraş Türkoğlu’na sürgün edilen Bat, Ağustos 2022’de ceza süresinin dolmasına rağmen tahliye edilmedi ve ceza süresi 3 ay uzatıldı. Üç ayın ardından tekrar uzatılan ceza, depremden bir hafta önce bu defa 6 ay olmak üzere uzatıldı. Rojhat Bat 6 Şubat Maraş depremiyle bu defa Malatya S Tipi Cezaevi'ne sürgün edildi. Rojhat Bat’ın annesi Nevin Bat, depremden sonraki süreci şöyle anlatıyor: "Depremin olduğu gün Maraş’ı görünce ailece çok etkilendik. Cezaevine hiçbir şekilde ulaşamadık. Gün boyunca bütün aileler olarak çocuklarımızın aramasını bekliyorduk. Zaman geçtikçe, cezaevine ulaşamadıkça kaygılarımız arttı. Bekledikçe, cezaevinden aramalar gelmedikçe cezaevini aramaya devam ediyorduk. Bir ara cezaevine ulaştım. Telefondaki kişi, tutukluların iyi olduğunu, yağmur yağdığını ve bütün tutukluları spor salonuna aldıklarını söyledi. Onlara sosyal medyadan gazla ilgili bir sıkıntı olduğunu duyduğumuzu söyledim. Telefondaki kişi de bana herkese maske verildiğini, altyapının çöktüğünü ve bu sebeple telefon aramaların yapılamadığını söyledi.” Cezaevinden haber gelmedikçe aramaya devam ettiklerini söyleyen Nevin Bat, “Gece saat 10’da Rojhat aradı” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:”Sesi çok kötüydü, çok kaygılıydı. Benim görüştüğüm kişinin bana söylediklerini sordum, Rojhat, hepsinin yalan olduğunu söyledi. Hatta havalandırma kapılarının üstlerine kilitlendiğini açılmadığını söyledi. Sürekli depremden dolayı sallandıklarını ve buna rağmen odalarda kilitli bekletildiklerini söyledi.”