
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Muş Milletvekili Demir Çelik, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Başkanı Hüseyin Mat, Asuri Dernekleri Federasyonu başkanı Şabo Akgül Hediko, Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM) Eşbaşkanı Hamdiye Akbayır, MLKP temsilcisi Yaşar Agirî birer konuşma yaptı. Konuşmaların ve mesajların ana konusu ise demokratik atılım ve çözüm süreciydi. Konuşmacılar yaşanan barış sürecinin mimarının Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olduğu belirtildi.
'35 yıllık mücadeleye güveniyoruz'
Festival Pir Rıza Yağmur'un okuduğu gulbang eşliğinde saygı duruşuyla başladı. Daha sonra BDP Muş Milletvekili Demir Çelik sahne çıkarak katılımcıları Kirmanckî selamladı. Konuşmasında Mazlum Doğan, Kemal Pir, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez, Sakine Cansız ve birçok devrimciyi anan Çelik daha sonra çözüm sürecine değindi. "Bugün inançların, kimliklerin, kültürlerin, özgür Kürdistan'dan ve demokratik Türkiye'sinden bahsediyorsak bunu tek bir sebebi var o da Kürt Özgürlük Hareketi'nin takdire şayan mücadelesidir" diyen BDP Milletvekili Çelik, konuşmasında AKP ve Erdoğan'a yüklendi. Kürtlerin dağda, Rojava'da, cezaevlerinde yürüttüğü mücadeleyle AKP'nin bir çıkmaza girdiğini dile getiren Çelik, devamla şunları söyledi: "Bu süreci AKP başlatmadı. AKP'nin vicdanı sızladığı için veya Kürtlere acıdığı için bu süreç başlamadı. Kürtlerin on yıllardır sürdürdüğü mücadele, Rojava'daki devrimi ve Demokratik Özerklik'i engelleyemediği için, Kürt Halk Önderi şahsında Kürtleri teslim alamadığı için bu noktaya geldi. Biz AKP'yi iyi tanıyoruz. AKP, 21. yüzyılın Kemalist, militarist versiyondur, neoliberal politikaların siyasal aktörüdür. Biz AKP'yi ne kadar tanıyorsak kendimizi de tanıyoruz. Bu süreçte Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a, 35 yıldır bütün egemenleri dize getiren Kürt Özgürlük Hareketi'ne güveniyoruz. Kürtlere güveniyoruz, HDK, DTK ve BDP'ye güveniyoruz."
'Eğer eller kavuşursa barış olur'
Almanya ve Orta Avrupa Asuri Federasyonu Başkanı Şaba Akgül Hadiko da, Kürtlerin binlerce Ermeni ve Asuri-Süryani'ye kapılarını açarak soykırımdan kurtardığını dile getirdi. Daha sonra Öcalan tarafından başlatılan sürece değinen Hadiko, Kürt Özgürlük Hareketi'nin Aleviler gibi Asuri-Süryani halkının da umuduğu olduğunu belirterek, "Sayın Öcalan’ın 21 Mart çağrısının olumlu ve doğru uygulanması kaydıyla, Anadolu ve Mezopotamya’da yaşayan bütün halkların özgür ve eşit bir şekilde yaşamasını öngören bir manifesto niteliği taşımaktadır" dedi.
Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM) Eşbaşkanı Hamide Akbayır, Dêrsimlilerin her türlü baskıya karşı yüzyıllardır direndiğini belirterek, "Dêrsim çocukları hiçbir zaman bu vahşi katliamı unutmadı. "Dêrsim katliamında asıl rol alan CHP de gerçeklerin önüne geçemeyecek ve bu katliamın hesabını verecek" diye konuştu. Akbayır, "Eğer Kürdistan ve Anadolu halkı birbirinin elini tutarsa çözüm yakındır. Dêrsimliler, CHP ve sistemin oyunlarına gelmemelidirler" sözleriyle konuşmasını tamamladı.
'AKP’ye asla güvenmiyoruz'
Almanya Aleviler Birliği Federasyonu (AABF) Başkanı Hüseyin Mat da, "Dêrsim'in inançlarına, ocaklarına kültürel değerlerine ciddi bir saldırı sözkonusu" olduğunu söyleyerek Munzur coğrafyasında yapılmak istenen HES'lere dikkat çekti. AKP'nin geçmişteki açılım politikasını unutmadıklarını söyleyen Mat, "Biz bu AKP’ye asla güvenmiyoruz ve inanmıyoruz. Ama bunu söylerken de bir anlayışı ortaya koymamız lazım; eğer Türkiye'de barış süreci başlatıldıysa bu barış süreci asla AKP’ye bırakılmamalı. Barış sürecinde inisiyatifi ezilenler, Aleviler, Êzîdîler, Kürtler sosyalistler, devrimciler inisiyatifi eline almalıdır" dedi.
Avrupa Türkiyeli İşçiler Federasyonu (ATİF) Başkanı Süleyman Gürcan ile MLKP temsilcisi Yaşar Agiri de, barış sürecinde Kürt halkının desteklenmesi çağrısında bulundu. Hessen Eyalet Parlementosu Sol Parti Milletvekili Barbara Cardenas da bir konuşma yaptı.
Ayrıca festivalde KCK'nin mesajı okundu. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Kemal Bülbül bir mesaj gönderdi.
Sanatçılar Ozan Cömert, Zele Mele, Şengül Pak, Ahmet Aslan, Lale Koçgün, Ayşe Şefaqî, Mehmet Akbaş, Deniz Deman, Müslüm Polat, Ozan Zamani, Ali Rıza Kahraman, Ali Baran, Ozan Serdar ve Ali İhsan Doğan sevilen şarkılarını seslendirirken, Dêrsim Varvara-Sımsım grubu bir gösteri sundu. Mainz Domene Dêrsim çocuk tiyatro grubu, anadile ilişkin bir oyun sergiledi.
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA HABER EKİBİ
'Dêrsim'de beyaz soykırım devam ediyor'
5.Dêrsim Kültür Festivali, cuma akşamı, 'Soykırım Kıskacında Dêrsim Gerçekliği' paneli ile başladı. Panel katılımcıları, Dêrsim’de soykırımın fiziki, kültür, inanç ve doğa tahribatıyla devam ettiğine vurgu yaptılar.
Moderatörlüğünü gazeteci Baki Gül'ün yaptığı panele akademisyenler Prof. Dr. Mihran Dabag, akademisyen Erdal Gezik, Aysel Kılavuz, FEDA temsilcisi Mehmet Sürmeli, sosyolog Gülten Aydın, doğa aktivisti Ercan Ayboğa konuşmacı olarak katıldı.
Panelde ilk sözü Soykırım Araştırma Enstitüsü'nden Prof. Dr. Mihran Dabag aldı. Dünya tarihinde soykırımın ulus devletlerin ortaya çıkmasıyla başladığını söyleyen Prof. Dabag, "Daha önce de katliamlar, yok etmeler vardı. Ancak, ulus devletlerin ortaya çıkmasıyla birlikte farklı olanlar, bu sistem için tehlikeli görüldü. Ve soykırıma uğradı. Dêrsim’de 1937-38'de yaşanan da bu" dedi. "Soykırımda bir mağdur, bir de fail vardır. Bu anlamıyla soykırımda helalleşme olmaz" diyen ve tarihle yüzleşmenin önemine değinen Prof. Dr. Dabag, "Türkiye, tarihiyle yüzleşip, Dêrsim katliamını kabul etmeli" vurgusunu yaptı.
'38'de ocak örgütlenmesi dağıtıldı'
Aysel Kılavuz ise "Annelerin acıları kutsaldır ve ayrım yapılmaz. Barışın teminatı kadınlardır, birlik olursak barış daha çabuk gelir" dedi.
Daha sonra söz alan akademisyen Erdal Gezik de, Alevi Ocakları üzerine bir sunum yaptı. 1937-38 Dêrsim Soykırımı'na ilişkin çok şey anlatıldığını ve son zamanlarda da "Dêrsim Aleviliği" kavramı geliştirildiğini söyleyen Gezik, şöyle devam etti: "Bu sanki ayrı bir Alevilikmiş gibi anlatılıyor. Oysa, Dêrsim ve Alevilikte birçok ocak var. Bu ocaklar Aleviliğin temel bir örgütlenmesidir. Alevi inancını günümüze taşıyan bu ocaklardır. Toplum üzerinde ciddi bir etkileri vardır. Kendi içlerinde bir örgütlemeye sahipler. Bir ekonomi sistemi (Çıralık) var. Bu anlamıyla sistem dışı bir örgütlenmedir. Ancak 1938 yılında bu ocakların örgütlenmesi dağıtılmıştır. Yeniden örgütlenmesi ise farklı bir hal almış. Bana göre en büyük katliam budur."
'Mücadele bölgeyi yeniden yeşertti'
Sosyolog Gülten Aydın ise Dêrsim’e fiziki bir katliamdan sonra beyaz bir katliam uygulandığını belirterek, "1938 yılından sonra bölgede yatılı okullar açılmış, kız çocukları evlatlık verilmiş. İnsanlar kara vagonlara doldurularak, sürgün edilmiştir. 1940'lardan itibaren ciddi anlamda bir beyaz katliam uygulanmıştır. Ardından bu uygulama Kürdistan’ın diğer bölgelerine de sıçramış. Amaç bütün Kürtleri asimle etmekti" dedi.
Doğa aktivisti Ercan Ayboğa da, Dêrsim’de yapılan barajların bu katliamın bir parçası olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: Şu anda Dêrsim’de bir doğa katliamı yaşanıyor. Oradaki yer altı ve yer üstü zenginlikleri elde etmek için barajlar yapılıyor. Bunun siyasi yönü de var. Amaç Dêrsim’i kontrol altına almaktır."
FEDA temsilcisi Mehmet Sürmeli, Dêrsim’de yıllardır bir katliam yapıldığını belirterek, "Ama Kürt Özgürlük Mücadelesi bunun önüne geçti. Halklar mezarına dönüşen bölgeyi yeniden yeşertti. Bugün de bir barış süreci var. Eğer barış olursa, Kürt, Ermeni, Asuri, Alevi hep birlikte kardeşçe yaşayabileceğiz. Onun için herkesin bu süreci desteklenmesi gerekiyor" diye konuştu.
Panel ardından Pir Hasan Kılavuz, Pir Rıza Yağmur ve Pir Ali Bali, Pir Veli yönetiminde "Birlik Cemi" gerçekleşti. Cemde Kürtçenin Kurmancî ve Kirmanckî lehçelerinden Gulbang'lar okundu.