Dersim Gazetesi, Ağustos sayısında Dersimliler açısından çok önemli bir konuyu gündemleştiriyor. Dersim’de son dönemlerde dikkat çekici şekilde artan dini faaliyetler, gazetenin bu ayki manşeti. ”Misyonerler İş Başında” manşetiyle Dersim Gazetesi, yürütülen asimilasyon çalışmaları konusunda Dersimlileri uyarıyor.
Kemalist rejimin tekçi anlayışına dayalı olarak sürdürülen asimilasyon çabaları yeni değil. Osmanlılar ve cumhuriyet döneminde bu topraklar üzerindeki tüm renkler, farklılıklar tek renge indirgenmeye çalışıldı. Kürtler, Ermeniler, Gürcüler, Araplar Türkleştirilmeye çalışılırken Ezidiler, Süryaniler, Aleviler vb. inançlar da Sünni İslam anlayışına tabi kılınmaya çalışıldı.
Asimilasyon politikaları çoğu dönemlerde şiddet yöntemleriyle uygulanmaya çalışılırken günümüzde ise bu, daha ince politikalar ile sürdürülmeye çalışılıyor. Kemalist sistemin asimilasyon politikalarına maruz kalan en önemli yerlerden biri de Dersim’dir. Dersim’de aralıksız sürdürülen asimilasyon çalışmaları sistem açısında Dersim’e verilen önemi gösteriyor.
Dersim, tarih boyunca önemli bir direniş odağı olduğu gibi, inançsal anlamda Kürt Kızılbaş-Aleviliğinin de merkezi durumundadır. Ocak kültürünün en önemli merkezi olan Dersim’in düşürülmesi, diğer merkezlerin düşmesini de kolaylaştıracaktır. Bunun için de egemenler tarih boyunca direnişin ve özgünlüklerin merkezi olan Dersim’i deyim yerindeyse uysallaştırmaya çalışmıştır.
Dersim bir yandan Türkleştirilmeye öte yandan Sünnileştirilmeye çalışılmıştır. Bu tespit sadece bizim tespitimiz değildir. Dersim Gazetesi’ndeki haberin içeriğinde yer alan Tunceli il müftülüğü sitesinde yer alan “bizim için stratejik bir öneme sahip olan Tunceli’de, halkla diyalog çalışmaları…” cümlesi devletin Dersim’e yaklaşımını gösteriyor. Müftülüğe sormak gerek: “Dersim’in sizin için stratejik önemi nedir? Dersim’in diğer kentlerden farkı nedir?” Cevapları bilinen bu soruların yanıtları aslında asimilasyon mantığının gerekçesini oluşturuyor.
Dersim’de son dönemlerde bedava dağıtılan Kuran-ı Kerimler, kutlu doğum haftaları, düzenlenen Kuran kursları, toplu dini nikâhlar vb. etkinlikleri düzenleyenler Aleviliği yok sayanlardır. Aleviliği Sünni İslam’ın hizmetine sokarak özgünlüğünü, farklılığını yok etmeye çalışıyorlar. Nüfusunun büyük çoğunluğu Alevi olan bir kente faşist darbe döneminde yapılan camiler ve diyanet, müftülük kadroları asimilasyonun misyonerleridir. Dersim’de misyoner ruhu ile faaliyet yürütenler yerli işbirlikçi ve devşirmeleri de yanlarına alarak Dersim’i yok etmek istiyorlar.
Şiddet ve kan politikaları ile yok edilemeyen Dersim, şimdi barajlarla, inanç asimilasyonuyla, dili ve kültürü ile de yok edilmek isteniyor. Derinden yürütülen bu sinsi politikalar Fethullah’çı örgütleme ile yürütülüyor. Dersim düşmanı olan bu zihniyeti anlıyoruz ve tanıyoruz, ama üzücü olan bunların işbirlikçisi olan Hızır Paşalar, Reyberlerdir.
Alevi dedesi olup iktidar eliyle hızla yükseltilenler, cem evlerinde zakirlik yarışmasını düşünmezken, Dersim’de düzenlenen hafızlık yarışmasına katılmakta, Konya’daki İslamcı Mehir Vakfı ile ortaklaşa toplu nikâhlara katılmakta beis görmüyor. Cem evinde çok “muhterem” devlet büyüklerine özel cemler yaptırılıyor. Alevilik yeri olmayan birçok faaliyete imza atan kimi Alevi dedeleri maalesef modern keklikler pozisyonundadır.
Hızır Paşaların Pir Sultan’a, Reyber’in Seyit Rıza’ya, Alişer’e yaptığını bu muhteremler Fethullah Efendileri şahsında Dersimlilere yapmaya çalışıyorlar. Kendi ikballeri için bir halkın inancını, kültürünü satmakta sakınca görmeyenlerin yol içerisindeki yeri ve adı bellidir. Dersimliler Fethullah’ın emrinde olan, müftülüğe yoldaşlık ederek asimilasyonun parçası olan bu devşirmeleri dara çekmeli, teşhir etmelidir.
Dersim çok sinsi bir oyun ile yüz yüzedir. Dersim Gazetesi’nin dile getirdiği bu asimilasyon faaliyetlerine karşı yüreği Dersim’le atan herkesin, dik bir duruş ve hassasiyete sahip olması gerekiyor. Dersim’in siyasetçileri, kurumları üzerlerine düşeni yapmalı, Dersimli’nin geleceğine yönelen bu saldırı karşısında birlik olmalıdır.
dogru_ergin@hotmail.com
Dersim’de tehlikenin farkında mısınız?