Türk basını her yaz Dersim’den en az iki “Bodrum değil Tunceli” diye haber geçer oldu. “Türkbükü değil Kürtbükü” diye yazmak “sıkacağından” Bodrum-Tunceli benzetmesiyle yetiniyorlar. Dört senedir devam ediyor.
Yazdıkları da şu: “Tunceli’den gelen görüntüler bölgenin değişen yüzünü bir kez daha ortaya koydu. Munzur ve Pülümür Çayı çevresindeki görüntüler Antalya ve Ege sahillerini aratmadı. Nehirlerin kenarına şezlong koyup güneşlenen Tunceliler mayolarıyla çaya girdi.”
Hani eskiden mayo nedir bilmeyen dağ adamlarıydık ya şimdi mayoyla suya giren insanlarımız değişen yüzümüzü temsil ediyor. Bu gerizekalılar karşısında insan ne diyebilir ki?
Batı’nın plajlarında cirit atan maganda sürülerine Dersim’de rastlanmadığını da yazsalar ya. Dersim’in devrimci geçmişiyle paralel olarak güçlü bir toplumsal ahlakı olduğunu ve hoşgörünün, insana verilen değerin üst bir noktada olduğunu anlatsalar. Yok, olmaz, mümkün değil. Kafalarının alacağı, şey değil.Kafaları ancak magazine, milletin mayolu fotoğrafını çekip servis etmeye çalışıyor.
***
Bizim konumuz farklı. Duruşunda bir Yıldırım Akbulut havası sezdiğimiz yeni İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in ilk icraatlarından biri Hrant Dink cinayetindeki ihmal nedeniyle Bakanlığın mahkum edildiği 100 bin TL’lik tazminata itiraz etmek oldu. İtirazın gerekçesiyle tazminatın “sebepsiz zenginleşmeye” neden olması. Bakanlık Danıştay’a yapılan itirazda Dink’in kardeşleri Hosrof ve Yervant Dink’in “ağır bir elem ve üzüntü duymadıkları” ve bu nedenle bu kadar yüksek bir tazminat hak etmedikleri dahi ifade ediliyor.
Normal bir ülkede devlet eğer hakkındaki cinayet planlarından haberdar olduğu bir bireyi korumayı bırakın, uyarmaya bile gerek görmediyse öyle tazminatlar öder ki aklınız durur. Bu konuda ihmali olanlar da hemen istifa ederlerdi. Geçtiğimiz günlerde ABD’de bir şerif bir ailenin köpeğini gereksiz yere vurduğu için istifa ettiğinden ve ailenin 20 bin doların üzerinde bir tazminat aldığından haberiniz var mı? Dink ölmüş, ona yönelik bir saldırı olacağına ilişkin istihbaratlar İçişleri Bakanlığına bağlı kurumlar tarafından gizlenmiş olmasına rağmen Bakanlığın hala yaptığı savunmaya bakar mısınız?
***
Bir insanın hayatını kaybetmesindeki ihmali karşısında 100 bin TL tazminatı çok gören devletle, adam öldürmek için her zaman milyarlarca TL’yi silaha, son model helikopterlere yatıran devlet aynı. (Ayrıntı verecek olursak Türkiye’nin savunma harcaması 2010 yılı için tam 15 milyar 634 milyon dolardı.)
Bu kadar tazminatın fazla gelmesi normal. Milli Savunma Bakanlığı askeri atıkların neden olduğu patlamalarda ölen çocuklara en fazla 50 bin TL tazminat ödedi. Hatta bu tazminat miktarlarına da itiraz etti. Diyarbakır’da, Batman’da, Kızıltepe’de öldürülen çocukların davaları da daha bitmedi. Daha devlet güçlerinin ateş açmakta haksız olduğuna hükmedilecek de karar verilecek.
***
Düşünün hem insan hayatının kaybına bu kadar düşük tazminat bedelleri ödeniyor hem de bu bedellere havadan gelen para muamelesi yapılıp “sebepsiz zenginleşme” olarak lanse ediliyor.
İşte “ileri demokratik” Türkiye’yi böyle bir zihniyet yönetiyor.