Köln’de bir protesto. Protestoya katılanlardan birinin ellerindeki bir pankart oldukça ilgi çekici. Pankartta, “Başlarız sizin Dersim yalanınıza, Diyarbakır’daki analara selam olsun” yazıyor.

Protestonun nedeni ise Almanya Kamu Televizyonu ARD’nin “Titel, Thesen, Temperamente“ adlı programında Aralık başında yayınlanan “Unutulmuş Katliam-Atatürk Alevileri nasıl öldürttü?” başlıklı altı dakikalık bir haberi. Haberde Atatürk’ün Dersim Soykırımı’nda kullanılmak üzere Hitler’den zehirli gaz satın aldığının belgesi de sunuluyor.

Pankarta yazan bu cümleler bir zihniyetin açığa çıkarılması açısından oldukça önemli. Baskıların arttığı, yolda yürürken bile insanların gözaltına alındığı, farklı bir fikir sunulduğunda nefes alınacak bir alan bile bırakılmadığı bir süreçte hala bu sloganların havada uçuşması, Kürtlere ve Alevilere karşı değişmeyen politikaları, zihniyeti gözler önüne seriyor.

Dersim’de yalan olan neydi? Onbinlerce insanın öldürülmesi mi? Mağaralarda zehirlenmesi mi? Kendinden saymadıkları bir halkı soykırıma uğratması mı?

Peki Diyarbakır’daki hangi analara selam olsun? Yıllardır çocuklarının kemiklerini arayan analar mı, savaşlar olmasın diye beyaz tülbentleri ile çağrı yapan analar mı? Yoksa devlet yetkililerinin bizzat ziyaret ettiği Diyarbakır HDP önünde eylem yapan ‘analar’ mı?

Anaların yüreği tek taraflı mı ağlar?

***

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in mecliste sarfettiği, “Analar ağlamasın’ diyorlar. Kurtuluş Savaşı’nda analar ağlamadı mı? Şeyh Said isyanında analar ağlamadı mı? Dersim isyanında analar ağlamadı mı? Bir tek kişi Türkiye’de çıkıp da ‘Analar ağlamasın diye, bu mücadeleyi durduralım’ dedi mi?” sözleri bu zihniyet açısından hala güncelliğini koruyor.

Nitekim aynı zihniyet Dersim soykırımında Atatürk’ün haberinin olmadığını, o sırada hasta olduğu yalanına kendini inandırmıştı.

Öyleki hala bu yalana inanmak isteyenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok.

Mayıs ayında Dersim Gazetesinde soykırımda kullanılan zehirli gazların Nazi Almanyasından alındığına dair Mustafa Kemal imzalı belgeleri yayımlandı. Belgelere göre, 1933-1945 yılları arasında hüküm süren Nazi rejiminden 20 ton Chloracetophenon ve İperit vs. gazları ve bu gazları bombalara koymaya yarayacak otomatik tesisatlar alındığı ortaya çıktı. Bu belgeler durumun araştırılması, tartışılması açısından da önemli bir adım.

Almanlardan alınan bu gazlarla Dersim’de insanlar mağaralarda zehirlendi. Soykırımda resmi rakamlara yansımasada 50 bin kişinin öldürüldüğü belirtiliyor.

Arşivler ortaya çıkmaya devam ettikçe, bugüne kadar iddia olarak tartışılan veriler, belgelerle teyid edilecek. Fakat belgeler hala sır olarak saklanıyor. Hatılarsanız daha yakın bir geçmişte Maraş Katliamı davası dosyaları da devlet sırrı olduğu gerekçesiyle avukatlara verilmemişti. Belgeleri sır gibi saklamanın önemli bir gerekçesi de yapılanlar ile yüzleşmemek, ki bu bir devlet politikası olarak tarihin ilerleyen zamanlarında da devam ettirilmiştir.  Bir dönem, Dersim’de yapılanlar ile ilgili tartışma başlatanlar, bir zamanlar özrü bile gündeme getirenler samimi olmadıklarını bir kez daha ispatlamışlardır.

Nitekim o dönemlerde yarım kalan soykırım planları günümüzde son hızıyla devam ettiriliyor, ki bu bir devlet politikası olarak devam ettiriliyor.

***

Dersim’de yaşananların, tozlu fikirlerle gündeme getirilmesi, Almanya’nın birçok kentinde yapılan protestolarda sarfedilen sözler tek kelime ile talihsizlik. Bir sorunu görmezlikten gelmekle, o sorun yok olmuyor. Yıllardır görmezlikten gelinen, inkar edilen bir olgu olarak Dersim Soykırımı ile ilgili belgeler ortaya çıkmalı ve bir yüzleşme sağlanmalıdır. Zira sorunlar inkar ettikçe daha da büyüyor.