Dêrsim’in yaşayan belleklerinden Sayir Silo Qiz’ın mirasını sahiplenmek için neler yapılması gerektiğini Kirmanckî müzik yapan sanatçılara sorduk. Sanatçılar, Silo Qiz’ın mirasının gelecek kuşaklara aktarılması için kurumsal çalışmanın gerekliliği konusunda hemfikir. Kemal Kahraman, Erdoğan Emir, Mikail Aslan ve Mehmet Ali Güler, Silo Qiz’a ilişkin önemli değerlendirme ve önerilerde bulundu.
O hafızamızdır
Şimdiye kadar yayınladığı birçok albümle Dêrsim kültürüne ilişkin önemli bir kaynak ortaya çıkaran Metin-Kemal Kahraman kardeşlerden Kemal Kahraman, Silo Qiz’in, Dêrsim müziğinde özellikle ağıt söyleme ve aktarma geleneğinin önemli bir taşıyıcısı olduğuna vurgu yapıyor. “Ağıtlar söz konusu olunca Silo Qiz Dêrsim’in en önemli hafızasıdır” diyen Kahraman, Silo Qiz’in bölge için önemini şu şekilde ifade ediyor: “38 Dêrsim Katliamı bir kırılmadır. Silo Qiz’ın en önemli özelliği ‘38 öncesi ağıt söyleme geleneğinin nasıl olduğu, hangi makamlar ve tartımların kullanıldığı, dil olarak nasıl bir kavram, benzetme, tarif etme imkanına sahip olunduğu, biçim olarak, kafiye olarak ne tür özgünlüklere dayanıldığı gibi konularda örnek olabilecek ciddi bir repertuarı bugüne taşımasıdır.”
Silo Qiz kayıtları toplanmalı
Ağıtların sadece müzikal bir aktarım olmadığının da altını çizen Kahraman, geçmişin birçok döneminden süzülüp gelen kaynak ve belge olduğuna değiniyor. Bu anlamda ağıt taşıyıcısı olarak Silo Qiz’ın repertuarıyla ilgilenmenin sadece bir müzisyen ilgisiyle sınırlı tutulamayacağına değinerek, şu önerilerde bulunuyor: “Özellikle bölgeyle ilgili tarihçiler, sosyologlar ve politikacıların da ilgi alanına cevap verecek bir çalışma olmalıdır” diyor. Kaynak toplayıcılarına da çağrı yapan Kahraman, “Bir an evvel, Silo Qiz kayıtları toplanmalı; tasnif edilmeli, daha da önemlisi, O daha hayattayken tek tek bu eserlerin anlattığı olaylara ilişkin ayrıntılı sohbet kayıtları yapılmalı. Ayrıca çeşitli kriterlere göre seçilmiş eserlerden oluşacak bir albüm ve kitapçık yayınlanmalı.”
Sahiplenme yok
Kahraman, Silo Qiz’ın müzik ve özellikle sözlü geleneklerde müziğin ayrılmaz parçası olan edebiyatta ‘38 öncesi nasıl bir gelenek olduğuna cevap olabilecek birikime sahip ender kişilerden biri olduğu görüşünde. Silo Qiz’ın yaşamasının Dêrsim kültürü için çok büyük bir şans olduğunu da kaydeden Kahraman, bu durumunun önemini kavrayan bir çabanın olmadığını da dikkat çekiyor. “Bugüne kadar, Silo Qiz’ın en azından bütün repertuarından seçilmiş eserlere dayalı iyi bir albümü ve kitabı yapılmalıydı” diyerek eleştirilerini dile getiren Kahraman, bu sahiplenmenin aynı zamanda kurumsal çalışmaların önemini bir kez daha ortaya çıkardığı fikrinde. Oysa bu değerlere sahip çıkan doğru düzgün bir derneğin varlığından bile söz edilemeyeceğini sözlerine ekliyor. Çaba içinde olanların yaptıklarının ise yeterli olmadığını belirtiyor.
Yüzleşme ve hakikat elçisi
Dêrsim’in genç kuşak müzisyenlerinden Erdoğan Emir de, Silo Qiz gibi koca bir derya ile ilgili söylenecek her sözün eksik kalacağı görüşünde. Emir de, toplumsal hafızanın sonraki kuşaklara aktarımını sağlayan rolünden bahsederek, yazılı eserleri çok sınırlı olan toplumlar için hakikat elçileri olarak tanımlıyor. “Hem dinleyip meşke kapılabilir, hem okuyup hakikate erebilirsiniz” diyen Emir, Silo Qiz’ın tarihle yüzleşmek için de önemli referans olduğuna değiniyor. Aynı zamanda Silo Qiz’ın geçmişten günümüze bir köprü vazifesi gördüğünü de belirten Emir, şunları kaydediyor: “Yaşanan onca inkarın, manipülasyonun, asimilasyonun karşısında kendi köklerine sıkıca bağlı kalabilen bir ısrardır. Hikayeler taşıyan ve aynı coğrafyanın farklı noktalarında yaşanan acıları ortak kılmayı becerebilmiş ve burada da kendisine has müzisyen özelliğini de kullanarak onları kilama dönüştürüp yeni kuşaklara ulaşmasını sağlamıştır. Bu anlamda Silo Qiz benim için bir yüzleşme ve hakikat elçisidir.”
Kurumlar ilgisiz
“Her Dêrsimlinin Silo Qiz ile ilgili bir hikayesi vardır” diyen Emir, topluma kılavuzluk edecek değerlere sahip çıkılması gerektiğini aktarıyor. Bu sahiplenmenin belirli farkındalık ile mümkün olacağını dile getiren Emir, değerlerimizi sınır ötelerinden değil kendi belleklerimizden de oluşturabileceğinin altını çiziyor. Diğer sanatçılar gibi kurumların ilgisizliğine dikkat çeken Emir, görüşlerini şöyle özetliyor: “Topluma öncülük eden kurumların bu konulara yönelik sistemli bir çalışma yürütecekleri bir alan oluşturulmalı. Bu sadece müzikle uğraşanların sorumluluğunda tutulacak bir olay değil. Bugünümüze sahip çıkmalıyız.”
Mirasımızın yaşayan belleği
Mikail Aslan da, diğer sanatçılar gibi Silo Qiz’ın yüzyıllık tarihimizin tanığı ve kültürel mirasımızın en diri belleği olduğunu vurguluyor. Silo Qiz 38’den sonra kültürel kırım politikalarını bugüne kadar yaşamış biri. Aslan, o günlerden bugüne birçok olaya tanıklık etmiş Silo Qiz ile ilgili şunları söylüyor: “Devletin bölgeye gönderdiği Muzaffer Sarısözen ve ekibinin Dêrsim’den toplayıp Elazığ’a getirdiği müzisyenler arasında Silo Qiz da var. Sarısözen anılarında birinin fırsattan istifade pencereden atlayıp kaçtığını anlatıyor. Bu kişinin Silo Qiz olduğunu da sonradan öğreniyorum. 1938’i yaşayan biri olarak devlete güveni sarsılan Silo Qiz biliyor ki böyle bir kayıttan bir şey olmaz. Zorla getirildiği o yerden de kaçmayı bir meziyet sayıyor.”
Ozanlar için mekan kurulmalı
Silo Qiz’in yaşamı ve eserlerine yeterince ilgi olmadığını da sözlerine ekleyen Aslan, bu ilgisizliği karşı neler yapılacağını ise şu cümlelerle anlatıyor: “Silo Qiz vefat etmeden onun geleneğini taşıyabilecek birileri ondan keman öğrenebilir. Yani toplumda onun sanatına karşı ilgi yoksa zorla birşey olmaz. Toplumun kendi diline ilgisi kalmamış ki Silo Qiz’ı değerlendirmeyi düşünsün. Amed’de Dengbêj Evi var mesela, Silo Qiz, Memed Çapan, Said Baksi vb. üzerinden Dêrsim’de bir mekan kurulabilir. Yani en azından bu dilin hatırı ve geçmişini bize taşıyan bu ozanlarımızın hatırı için bir buluşma evi kurulabilir. Böylelikle belki gençlerimizden birileri motive olup onların tecrübelerinden yararlanır.”
ÖNDER ELALDI
Arı misali kilamları taşıdıZelemele’den Mehmet Ali Güler, dil, tarih, inanç ve kültürün yok olma ve dejenere olma tehlikesine dikkat çekiyor. Dêrsim’e kimliğini veren son temsilcilerin dünyadan bir bir göçtüğüne değinen Güler, “Silo Qiz gerçek Dêrsim’i yaşamış, ona tanıklık etmiş, onu kendi belleğinde kilamlarında işleyerek bugüne aktarmış, yaşayan ozanlarımızın en önemlilerinden” diyor. Güler, Silo Qiz Dêrsim’in yüzyıllık kilamlarının birçoğunun bugüne aktarılmasında köprü olma gerçeğine de parmak basıyor. Yüzyıllık kilamları dilden dile ve gönüllere arı misali taşımış bir sanatçı olarak hemen her sanatçının onun eserlerini seslendirdiğini kaydediyor.