
Dêrsim'den Almanya'ya giden bir karakteri "Nava" adlı belgeselinde konu edinen yönetmen Caner Canerik, belgesel konusunun 40 yıl Almanya'da kalan Musa Aslan'ın yaşadıklarından yola çıkarak hazırladıklarını belirtti. Anadolu'nun birçok kentinden Almanya'ya 10 milyon civarında insanın göç ettiğini hatırlatan Canerik, "Öğrencilerin göçü ile başlayan ilk süreci şoförler, ardından da vasıfsız işçiler izledi. Lengerli fötr şapka ve omuza asılarak köy yollarında yüksek sesle dinlenen teypler, bu göçün Anadolu'ya ilk yansıması olarak geri döndü. Ve göçü de tetikledi" dedi.
Belgesel, Dêrsim'in Salördek köyünde yaşayan Aslan ailesinin 1938 yılında başlayan birinci sürgünde yaşadıkları, o dönemin de tanığı olan Musa Aslan'ın anlatımlarıyla başlıyor. Daha sonra Aslan ailesinin sürgün ve göç hikayesi paralelinde sürüyor. Aslan sülalesinin en yaşlı üyesi Musa Aslan'ın anlatımlarını yeğenleri Kazım, Ali Rıza, Yazgülü Aslan ile Fintoz Dikme ve Kamer Dikme'nin tanıklıkları destekliyor. Canerik, "Bugün artık aramızda olmayan Mehmet Ali Aslan'ın babası Musa Aslan'a yolladığı ve işçilerin Avrupa'da yaşadıkları sıkıntıların politik değerlendirmelerini de içeren kayıtlar ise önemli bir gerçeği gözler önüne seriyor. Ailenin en genç bireylerinden olan ve aynı zamanda da Mimar Sinan Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan sosyolog Dr. Şükrü Aslan'ın göçe ilişkin sosyolojik tespitleri ise hikayenin üst politik gerçeklerini izleyiciye ulaştırıyor" diye konuştu.
Her şey kasetlerde kayıtlı
Belgeselde, Dêrsim'in 38 sonrası ekonomik durumu, göçün yarattığı sosyolojik değişimlerin yarattığı dengeyi de objektife yansıttığına dikkat çeken Canerik, şöyle konuştu: "Erkeklerin adeta tamamıyla gittiği bölgede değişen dengeler, tüm iş yüküyle baş başa kalan kadınların yaşadıkları sıkıntılar, işçilerin ilk süreçlerde yaşadıkları zorlukların politik analizi, ilk teyp ile karşılaşan köylülerin komik davranışları, Avrupa'dan istenilenler, Avrupa'dan köydeki aile meselelerine yönelik tespitler, kasetin hayatlarındaki yerlerinden bugün var olan değişime kadar geniş bir alandan tanıklıklar yer alıyor. Bununla birlikte, Musa Aslan'ın ağabeyi Hüseyin Aslan'ın vefatından birkaç yıl sonra, 1981 yılında geleneksel Dêrsim müziğinin önemli ozanlarından olan Silo Qiz'ı davet ederek ağabeyinin hikayesini 'müzikal' bir şekilde aktartmasının yer aldığı bölüm ise bugün artık var olmayan bir geleneğin izlerini taşıması bakımından çok önemli bir kayıt olma özelliği taşıyor ve belgesel ile birlikte ilk kez yayınlanıyor."
FERHAT ARSLAN / DİHA/MERSİN