Dersini almayanın sonu Erdoğan'dan farksız olmaz

Fehim IŞIK yazdı —

24 Ekim 2021 Pazar - 22:00

  • CHP, cesaretle; "Savaş, Erdoğan rejiminin kötü bir oyunudur, bu oyuna güç verecek savaş tezkerelerine hayır diyeceğiz" diyemedi.

Erdoğan Türkiye'si, artık en önemli gündemlerden biri. Erdoğan'ın dengesiz davranışları nedeniyle gözlemciler de 

şaşkın. Ne yaptığını bilmeden, bir oraya bir buraya vuruyor. 

Toplantılarda bazen uyukluyor, bazen burnunu karıştırıyor.

Hatırlarsanız; Türkiye'deki 10 büyükelçi Osman Kavala'nın tutsaklığına ilişkin ortak bir bildiri kaleme almış ve Türkiye'nin AİHM kararlarına uymasını istemişti.

Erdoğan bu bildiri sonrasında Çavuşoğlu'na talimat verdiğini ve büyükelçilerin istenmeyen adam ilan edileceğini açıklamıştı.

Bu konuda durumu özetleyen başlıklardan birini Alman Bild gazetesi attı. Bild, Erdoğan'ın diplomatları hedef alan sözlerine ilişkin haberini, 'Türkiye'de bu yönetimle artık her şey mümkün görünüyor" sözleriyle okuruna duyurdu.

Erdoğan bir tek bu konuda şaşkınca davranmıyor.

Örneğin Türkiye'nin para politikalarına bakın. Bunca yoksulluğun üstüne her gün bir karar alan ve durmadan para politikalarına müdahale eden Erdoğan, bırakın dolar karşısında, dünyanın en zayıf para birimine karşı bile değeri sürekli düşen bir TL yarattı.

Öyle ki Kılıçdaroğlu bu politikalar sonrasında para ile şeref ve onuru bir tutan açıklamalar bile yaptı. Düşünün ki Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun söz ettiği o 'şeref' ve 'onuru' ne kadar ayaklar altına almış!

Erdoğan’ı ‘ayakta tutanlar’ neye güveniyor?

Peki tüm bu şaşkınlıkları yapan Erdoğan, ya da Erdoğan'ı sahada tutmaya devam edenler neye güveniyor?

Açık ki yeni bir savaşı yaşama geçirerek hükümranlıklarını sürdürmeyi tasarlıyorlar. İstedikleri türden bir savaşı yaşama geçirecekleri noktalardan biri de Rojava.

20 Ekim'de Katalonya Parlamentosu'nun oy çokluğu ile tanıdığı, tüm dünyanın DAİŞ'e karşı mücadele nedeniyle büyük bir saygınlıkla söz ettiği Rojava'ya dönük yeni bir işgal saldırısı tasarlıyorlar.

Bunun sözcülüğünü de dengesiz davranışlarıyla bir oraya bir buraya vuran Erdoğan'a yaptırıyorlar.

Tüm hazırlıklar bir işgal saldırısının yaşama geçirilmesi yönünde. Tek eksikleri var. O da henüz gereken izinleri almamış gibiler

İşaretler, ABD'nin böylesi bir saldırı harekatı için Türkiye'ye izin vermeye pek gönüllü olmadığını gösterse de Rusya alttan alta Türkiye'yi tetikliyor.

Erdoğan rejimi ise bu iki güç arasındaki savaştan sıyrılarak hem kendini içerde konsolide etmeye, hem de Kürt düşmanlığını pekiştirerek faşizan iktidarını kalıcılaştırmaya çabalıyor.

Peki, muhalefet ne yapıyor?

Şimdiye kadar savaş tezkerelerine karşıtlığını açıkça ortaya koyan, tümüne red oyu veren HDP'yi dışında tutarsak, diğer Meclis içi muhalefetin savaş politikalarında Erdoğan ve şürekâsından bir farkının olmadığı çok açık.

Kürt sorununun çözümü için Meclis'i adres gösteren, HDP'nin sorunun çözümünde önemli bir adres olduğuna dikkat çeken CHP'nin ortağı İyi Parti, ipe sapa gelmez gerekçelerle savaş tezkerelerine onay vereceğini açıklarken, CHP ise konuyu yetkili kurullarında görüştükten sonra karar vereceğini duyurdu.

Yani CHP, cesaretle; "Savaş, Erdoğan rejiminin kötü bir oyunudur, bu oyuna güç verecek savaş tezkerelerine hayır diyeceğiz" diyemedi.

Erdoğan'ın yeni savaş oyunu konusunda bir tek Ali Babacan farklı bir tutum takındı!

Erdoğan'ın ekonomik krizi örtmek, böylece iktidarını 
sürdürebilmek adına savaş oyununa girdiğini anlatan Babacan, sonrasında da, "Paramız yok. Bu yoksullukla savaşa girersek yeniliriz. Paramız olsun ondan sonra savaşı sürdürürüz" demeye getirdi. Yani o bile, cesaretle "Savaş ölümdür" diyemedi.

Savaş ve ölüme ‘hayır’ diyememenin acizliği

Savaş tezkerelerinin peşine takılarak Türk askerlerini ölüme gönderenler, yeni soykırım katliamlarına imza atanlar, savaşa cesaretle karşı çıkamayanlar, özetle ırkçılık ve milliyetçiliği siyaset sananlar ne yazık ki dengesiz, bir günü diğerine uymayan, yolsuzluk ve hırsızlıkları ayyuka çıkmış birinin peşinden gidecek kadar aciz olduklarının farkında bile değiller.

Herkes benzer düşünüyor. Erdoğan gidici. Avrupa, ABD artık Erdoğan'a güvenmiyor. Rusya, Erdoğan'ı kendi bölgesel çıkarları için bir top gibi kullanıyor, oradan oraya savuruyor.

İşte, bunca değersizleşmiş bir adamın yönetimi, Kürt düşmanlığından prim yapmaya kalkarken, muhalifleri de "Ben senden daha fazla Kürt düşmanıyım" diyerek sahneye çıkmaya hazırlanıyor.

Erdoğan’a benzeşenlerin sonu farklı olmaz

Yok, Kürtler, devrimciler, dostları hiçbir Kürt düşmanına bedeli ne olursa olsun prim vermedi.

Erdoğan'ın sonunu getiren de bu çapsız muhalefet değil, Kürt halkının ve dostlarının onurlu direnişidir.

Erdoğan faşizminden ders almayanların sonu da ondan farklı olmaz. Nokta!.. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.