AKP'nin topyekün savaş konseptine karşı barışın yeniden tesis edilmesi çağrısında bulunan Türkiye Barış Meclisi (TBM),  Cezayir Toplantı Salonu'nda basın toplantısı düzenledi.  TBM Sözcüsü Hakan Tahmaz, 7 Haziran seçimlerinde seçmenin tercihini yapmasında en büyük etkenlerden birinin 3 yıla yakın zamandır sürdürülen çözüm süreci olduğunu vurgulayarak, seçmenin ezici çoğunluğunun iradesini barış ve çözümden yana kullandığını söyledi. 

Ancak 7 Haziran sonrası yaşananlar ile tekrar savaş dönemine dönüldüğünü söyleyen Tahmaz, gözaltılar, tutuklamalar, yasaklar ve ölümlerin yine günlük yaşamın bir parçası haline gelmeye başladığına dikkat çekti. Gelinen aşamada çözüm süreci ve barışın siyasi öncelik olmaktan çıktığını dile getiren Tahmaz, "Taraflar derhal ellerini tetikten çekmeli, savaş durdurulmalıdır. Devlet aklında radikal paradigma değişikliği yaşanmadan Kürt sorununun demokratik çözümü ve silahın toplumsal/siyasal yaşamdan çıkmasının oldukça zor olacağı ve zaman alacağı artık çok nettir" diye konuştu.


Tecride son verin

Her şeyden önce barışa ve çözüme taraflar arasında müzakere ile ulaşılabildiğini ifade eden Tahmaz, Öcalan'ın pozitif rolünün çıplak bir gerçekken, Öcalan üzerindeki tecride devam edilmesini eleştirdi. Tahmaz, "Öcalan'ın tecrit durumuna son vermeden çözüm sürecinin veya barış umutlarını yeniden canlandırmanın imkanı yoktur. Zaman geçirilmeden Abdullah Öcalan'a uygulan tecride son verilmeli, yasal ve anayasal haklarını kullanması engellenmemelidir" şeklinde konuştu. 


Çalışma grubu önerisi

Yeni dönemde Meclis'in, barışın daha etkin ve esas zemini olması gerektiğini belirten Tahmaz, TBMM'de özel yetkilerle donatılmış, AKP, CHP ve HDP'nin eşit katlımı ile Meclis Çözüm Çalışma Grubu oluşturulması önerisinde bulundu.


İzleme heyeti kurulsun

Tahmaz,  diğer taleplerini ise şöyle sıraladı: "Çözüm Yasası denilen kanun, demokratik muhtevaya kavuşturulmalı, işlevli, katılımcı ve kapsayıcı hale dönüştürülmelidir. Üçüncü göz işlevi görecek gerçek anlamda bağımsız bir izleme heyeti zaman geçirilmeden oluşturulmalıdır. Konu üzerine çalışan sivil toplum örgütleri sürecin, etkin katılımcı ve işlevli birer parçası olmaları sağlanmalıdır. Eşit müzakerenin, yasal ve kurumsal etkin yapıları oluşturulmadır."


 İSTANBUL