
Diyarbakır Eğitim Araştırma Hastanesi'nde onuncu katındaki 2 yataklı 13 oda boşaltıldı. Boşaltılan odaların pencerelerine demir tel örgüler çekildi ve açma-kapatma kolları söküldü. Hastane çevresindeki polis yoğunluğu ise dikkat çekiyor. Diyarbakır Valisi de hazırlık yaptıklarını teyit etti. Aynı hazırlık Muş'ta da yapıldı.
12 Eylül'de eyleme başlayan tutsakların sağlık durumları ağırlaşırken, Başbakan Recep T. Erdoğan'ın açlık grevindeki tutsaklar için "Gerekirse müdahale ederiz" açıklamalarının ardından, Diyarbakır cezaevlerinde Valiliğin genelgesiyle yangın tatbikatı yapılması kararı alındı. Diyarbakır'da 112 Acil Servis çalışanlarının da tatbikatlarda görevlendirildiği öğrenildi. Öte yandan, Diyarbakır-Elazığ yolu üzerinde bulunan Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 10. katında 2 yataklı 13 odanın boşaltıldığı öğrenildi. Hastanenin Dâhiliye Bölümü'nün A bloğunda bulunan 10. kattaki bütün odaların boşaltılmasının açlık grevine giren tutsaklara yapılacak olası müdahale için boşaltıldığı şüphesini uyandırdı. Dahiliye bölümünde bulunan bütün hastalar, iki gün içerisinde başka bloklara sevk edildi.
Boşaltılan iki kişilik odalarda, lavabo ve banyolar bulunuyor. Odaların içende bulunan bütün pencerelerin açma ve kapatma kollarının söküldüğü görülürken, pencereler ise demir parmaklıklarla örüldü. Daha önce burada kalan hastaların verdiği bilgilere göre de, hazırlığın kısa bir süre önce yapıldığı ve pencerelerin bulunduğu bölümlere demir parmaklıkların yerleştirildiğini belirtildi. Hastanenin güvenliğini sağlayan özel güvenlikçilerin de uyarıldığı ve güvenliğin en üst seviyeye çıkarılmasının istendiği bilgisi alındı. Hastane çevresinde ise çok sayıda sivil polisin bekletildiği görüldü.
Önceki gece geç saatlerde yoğun bir hareketliliğin yaşandığı hastanede, cezaevinde bulunan 2 tutsağın durumunun ağırlaşması nedeniyle hastaneye getirileceğinin belirtildiği, ancak daha sonra bundan vazgeçildiği belirtildi.
Diyarbakır Valisi: Hazırız
Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, "Diyarbakır'daki hastanelerin acil servisleri ve yoğun bakımları gelişebilecek her türlü acil ve kritik durumlar için 24 saat hazır bekletiliyor" dedi.
Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 10. katının boşaltılması üzerine yapılan haberlere ilişkin açıklama yapan Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, hastanelerin açlık grevlerine müdahale için boşaltıldığını söylemenin doğru olmadığını ileri sürdü. Sadece adı geçen Eğitim ve Araştırma Hastanesi değil, Üniversite hastanesi dahil kentteki bütün hastanelerin gelişebilecek her türlü acil ve kritik durumlar için 24 saat hazır bekletildiğini savunan Vali Toprak, "Hastanelerin açlık grevlerine müdahale için hazırlandığını söylemek doğru değil. Biz bütün hastanelerimizin acil ve yoğun bakımlarını her türlü acil olaylar ve kritik durumlar için hazır bekletiyoruz. Bu yönde çalışmalarımız zaten vardı ve devam ediyor" dedi.
Muş'ta müdahale hazırlığı!
Muş Devlet Hastanesi'nde de 10 oda boşaltıldı.
Diyarbakır'da Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 10. katın tamamen boşaltılması ardından Muş Devlet Hastanesi’nde 5. katta 2'şer yataklı 10 oda boşaltıldı. Hastanede hazırlıklar devam ederken, 5. katta tedavileri devam eden hastalar da aşağı katlara taşındı.
Konuyla ilgili bilgi almak istediğimiz hastane yetkilileri, bakanlık onayı olmadan bilgi veremeyeceklerini belirterek, konuya ilişkin Muş Valiliği’nin açıklama yapacağını belirtti.
Tutsaklar uyarmıştı
Türk cezaevlerindeki tutsaklar adına önceki gün açıklama yapan Deniz Kaya, Valilik ve cezaevli müdürlerine genelge gönderildiğini duyduklarını, cezaevlerine güç takviyesi yapıldığını belirterek, Türk Hükümeti'ni olası müdahale konusunda uyarmıştı. Kaya, sonuçların vahim olacağını kaydederek, "Kıyameti koparacağız" demişti. Kaya, halkı da cezaevleri önünde nöbet tutmaya çağırmıştı.
AMED
Wernicke-Korsakoff hastaları: Zorla müdahale sakat bırakır
Cezaevlerinde 1996 ve 2001 yılında yapılan açlık grevlerine katılan ve Wernicke-Korsakof hastası olan dönemin açlık grevi eylemcileri, zorla müdahalenin sakat bırakacağına dikkat çekti.
1996 ve 2001 yıllarında açlık grevlerine giren ve Wernicke-Korsakoff hastalığıyla yaşamlarını devam ettiren dönemin tutsakları, Devrimci 78'liler Federasyonu'nda açlık grevlerine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıda basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Wernicke-Korsakoff hastası Barbaros Yılmaz, 60'ıncı günden sonra sağlık sorunlarının başladığını söyleyerek, "Sürekli yatmaya başlıyorsunuz. Bir süre sonra solunum yetmezliği de başlıyor. Uykunuz, sıvı almanız bozuluyor. Günlük hayat algınız bozuluyor. Bir süre sonra görme yetinizi yitiriyorsunuz" dedi.
O dönem ile günümüz arasında karşılaştırma yapan Yılmaz, "O dönem çok şirin açıklamalar vardı. Ha bire sorun çözülecek diye. Bir sürü insan sakat bırakıldı. Şimdiki açıklamalar da şirinlik gösterileridir. Görünen durum o ki 2000'li yıllarda yaşadığımız müdahaleyi şimdi de yaşayacağız. Zorla müdahale olursa verilecek serum direk beyne gideceği için kişide büyük hasarlara yol açar" diye konuştu.
Yılmaz'ın ardından konuşan Wernicke-Korsakoff hastası Ergin Bütüner ise, 1996 yılında Bursa Cezaevi'nde açlık grevine girdiğini belirterek, "Açlık grevinin 69'ıncı gününde bana müdahale edip, serum taktılar. Müdahaleyi bilinçli olarak yanlış yaptılar. Müdahale öncesi gayet iyiydim. Ama müdahale sonrası durumum daha kötüleşti. Verilen serum öldürmüyor, ama sakat bırakıyor" dedi.
Wernicke-Korsakoff hastası Fatime Akalın ise, sırasıyla Ulucanlar, Niğde ve Gebze cezaevlerinde kaldığını kaydederek, "96 yılında cezaevine girdim. 2000 yılında yapılan açlık grevlerine katıldım. 150'inci günümde zorla müdahaleye uğradım. Serumu çekip açlık grevine devam ettim. 264'inci günde açlık grevini sonlandırdım. Açlık grevinde bir askerin bana sorduğu bir soru üzerine ben tutsak olduğumu hatırladım" dedi. Akalın, "Devletin yaptığı tam olarak şu nefes alıp versin, ölmesin ama sakat kalsın mantığıyla insanları bilinçli olarak gözlüyor" diyerek, Wernicke-Korsakoff hastalığı sonrası hayatlarını normal bir şekilde yaşayamadıklarını belirtti.