
ANF'ye konuşan İHD Genel Başkanı Türkdoğan, "sıra devlette" dedi. Sürecin sağlıklı ilerlemesi için bazı koşullara ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Türkdoğan, "Kalıcı çatışmasızlık-ateşkes, bunun en önemlisi. Bu, her iki tarafın da uyacağı bir karar olmalı" dedi. Devletin bir an önce askeri operasyonlardan vazgeçmesi gerektiğini söyleyen Türkdoğan, diğer aşamalara da operasyonların bitmesiyle geçilebileceğini kaydetti.
Yasal değişikler yapılmalı
'Hızlı demokratikleşme' için öneriler yapan Türkdoğan, ifade özgürlüğünü sınırlayan TCK maddeleriyle TMK'nin kaldırılması gerektiğini vurguladı. "İfade ve örgütlenme hakkını kullanmak isteyen herkes 'örgüt üyesi' suçlamasıyla tutuklandı. Eğer böyle devam edilirse bu süreç ilerletilemez. Bu mevzuatın değiştirilmesi gerekiyor. Yargının, emniyetin de eski alışkanlıklarından vazgeçmesi lazım. 'Şiddet' içeren eylemi olmayanların tutuklanmaması gerekir. Özel Yetkili Mahkemeler'e son verilmesi lazım. Ayrıca Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) belirlenen ve vatandaşın 'iç tehdit' sayıldığı durumlar değiştirilmeli. İrtica nasıl çıktıysa Kürtlerin, sosyalistlerin, öğrencilerin, gazetecilerin de çıkarılması gerekir" diyen Türkdoğan, bunların da AKP'nin bir an önce yasal değişiklikler için harekete geçmesiyle mümkün olacağını açıkladı.
Türkdoğan, ağır hasta tutsakların serbest bırakılmasının da bunlarla bağlantılı bir adım olabileceğini ifade etti.
Öcalan'ın koşulları değiştirilmeli
Türk devleti için "bürokratik ve hantal" diyen İHD Genel Başkanı, "Hükümet politika değiştirirse bürokrasi arkadan geliyor, yargı en arkadan geliyor... Yargının biraz ön açıcı olması gerekiyor ama ön tıkayan rol görüyor. Olumsuz pratiğini değiştirmesi gerekiyor ve bunun çözümü de Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndan (HSYK) geçer. Ne yazık ki HSYK siyasi bir grubun egemenliğine girmiş ve hareket etmiyor; halbuki yargıdaki yanlış uygulamaları soruşturması gerekiyor ama yapmıyor" diye konuştu.
Türkdoğan, Öcalan'ın hapishene koşullarına da dikkat çekerek, "kendisiyle müzakere yapılabilmesi için daha iyi koşulların gerektiğini" kaydetti. Türkdoğan, KCK yetkililerinin hem Öcalan'la hem de devletle görüşmeler yapabilmesi gerektiğini söyledi.
Tutsaklar serbest bırakılmalı
DİHA'ya konuşan İHD Amed Şube Başkanı Raci Bilici, esirlerin serbest bırakılmasının "tarihi ve önemli bir adım" olduğunu ifade ederek, "Bize göre Öcalan ve PKK iyi niyetini ortaya koymuştur" dedi. Tarafların birbirine güven duyması için iyi niyet adımlarının karşılıklı olması gerektiğini belirten Bilici, "Bundan sonra hükümetin, devletin bir adım atması gerekir. Devletin tutuklandığı binlerce siyasetçi, insan hakları savunucusu, öğrenci, avukat var ve hepsi sadece düşüncelerini dile getirdiklerinden dolayı cezaevindeler. Sadece çözüm önerilerini ortaya koymuşlar, legal siyaset yapmışlar, hiçbir şekilde şiddete bulaşmamış, şiddet içerilikli bir pratiğin içinde olmamıştır. Bunların tamamı siyasi kararlarla cezaevinde bulunuyor. Dolayısıyla devlet hiç zaman kaybetmeden yasal düzenlemeleri yapıp, bize göre yasal düzenleme de yapmasına gerek yok hemen bırakılabilir. Çünkü hukuki olmayan bir şekilde tutuklamış. Bunlar derhal serbest bırakılmalıdır" diye konuştu.
Siz de samimiyetinizi gösterin
PKK'nin asker ve kamu görevlilerini serbest bırakırken herhangi bir ön koşul öne sürmediğinin altını çizen Bilici, "'Önderliğimizin talimatı bizim için yeterlidir. KCK de karar verdi ve hiçbir koşul öne sürmeden bırakıyoruz' denilerek ellerindeki esirleri serbest bıraktılar. Biz, devlet nezdinde de aynı şekilde gereken adımın atılmasını bekliyoruz. Devletin, bize göre bu ortamın kalıcılaşması, insanların güven duyması ve gerçekten bir şeylerin değişip dönüşebileceği inancını yaratması gerekiyor" dedi. Hükümetin demokratikleşme adı altında çıkardığı yasaların sürecin ilerlemesi açısından yetersiz olduğuna vurgu yapan Bilici, şöyle devam etti: "Bir taraftan ellerinizdeki silahları bırakın siyaset yapın, düşüncelerinizi özgürce söyleyin, çalışmalarınızı silahsız sürdürün diyeceksiniz. Öbür taraftan Kürt siyasetçisi, insan hakları savunucusu, gazeteci, öğrenci olan binlerce kişiyi içerde tutacaksınız. Size kimse inanmaz. Silahların bırakılması talebinde bulunduğunuz anda, aynı noktada o samimiyeti ortaya koyma temelinde, cezaevindeki binlerce insanı serbest bırakacaksınız. O vesile ile samimiyet, dürüstlük gerçekten son derece önemlidir. PKK bu sürece inanmış, samimiyetini ortaya koymuştur, kamu görevlileri ve askerleri serbest bırakmıştır."
Adımlar karşılıklı olmalı
MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Çoban de esirlerin bırakılmasının "iyi niyet" göstergesi olduğunu kaydederek, esirlerin bırakılmasının onurlu ve kalıcı bir barışa vesile olmasını umut ettiğini söyledi. Devletin de sürecin altını dolduracak somut adımlar atması gerektiğini dile getiren Çoban, devam eden askeri operasyonlara işaret ederek, "Bir taraftan dilde bir yumuşama varken, pratiğin yumuşamamış olması üzücüdür" dedi. Çoban, sürecin ilerleyebilmesi için devletin izlemesi gereken yolu şöyle tarif etti: "Hükümet PKK'nin silahsızlandırılmasından, silahın bırakılması gerektiğinden söz ederken, öbür yandan siyasetin alanının daraltılması bir çelişkidir. Dolayısıyla bunun giderilmesi açısından da olsa hükümet güvenlik orijinli politikalarından bir an önce sıyrılarak daha özgürlükçü, daha hak hukukun tanındığı bir pratik sergilemelidir. Tabi ki bir yandan da siyasi ve askeri operasyonların devam ediyor olması üzüntü vericidir. Sürece bir katkısı olmayacaktır. Tersine zarar verebilir."
Kamuoyunun adım atılmasını bekleme hakkı olduğunu belirten Çoban, "Dün öte tarafta ciddi ılımlı bir hava hissettik. Diyaloga önerilere, çözüme açık olduklarını ifade ettiler. Sonuçta bir sulh ve anlaşmadan ya da bir çözüm yol ve yönteminden söz edilecekse bunun karşılıklı özveri ve karşılıklı birbirini anlama üzerinden gelişmesi gerekir. Sadece bir taraftan beklenti içerisinde olmak yanlış bir anlayıştır. Tüm taraflar, aktörler üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli" dedi.
HABER MERKEZİ