Siyasi soykırım operasyonları kapsamında 13 Ocak'ta Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) il ve ilçe binaları, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel Merkezi ve  çeşitli sivil toplum örgütleri dahil 17 ilde 123 adrese yapılan baskınlar sonucunda çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı. Haber ajansları 41 kişinin gözaltına alındığını geçmişti ancak bu sayının 39 olduğu ortaya çıktı. Gözaltına alınanlar arasında BDP MYK üyesi Tuncer Bakırhan, eski milletvekili ve BDP Eşbaşkan Yardımcısı Fatma Kurtulan, Dicle Haber Ajansı (DİHA) Ankara muhabiri Murat Çiftçi de var. 39 kişinin, Öcalan'ın görüşme notlarını okudukları ve maille başkalarına gönderdikleri için "yasadışı örgüt üyeliği" ve "örgüt yöneticiliği" ile suçlandıkları öğrenildi.

Polise konuşmadılar
Emniyette susma hakkını kullanan 39 kişi savcılık sorgusu için dün sabah saatlerinde Beşiktaş Adliyesi'ne götürüldü. Araçlarından indirilerken zafer işareti yapan 39 kişi basın mensuplarına "Çekin çekin oyunu iyi çekin", "İdris Naim Şahin ve Erdoğan iyi baksın bu görüntülere", "Çarşaf çarşaf yalan haberleri yazın", "Bu zulüm bu tiyatro oyununu iyi çekin" ve "Erdoğan bu utanç tablosunu iyi görsün" diye seslendi. Sorguyu 12 savcı yürüttü. Haber hazırlandığı sırada 20 kişinin sorgusu tamamlanmıştı. Diğerlerinki devam ediyordu. Aileleleri de Adliye önündeydi.

Kışanak: Zorla delil oluşturuluyor
Adliye'ye giden BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak ile BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Batman Milletvekili Ayla Akat Ata ve Kars Milletvekili Mülkiye Birtane gözaltındakileri ziyaret eti. Adliye önünde açıklama yapan Kışanak, AKP'nin BDP'yi bitirmek için hukuku ve devletin olanaklarını kullandığını söyledi ve yargılamaların meşru gösterilmesi için de AKP yanlısı medyanın kullanıldığını söyledi. Kışanak şunları söyledi: "AKP Hükümeti minareyi çalmış kılıfını hazırlıyor. Arkadaşlarımız daha savcılığa getirilmeden AKP'nin yandaş medyası operasyonlara ilişkin kesin kararlar açıklıyor. AKP zoraki delil yaratıyor, savcılık zoraki delilleri topluyor, zoraki delillerle arkadaşlarımız yargılanıyor."
Fatma Kurtulan'ın BDP'nin örgütlenmesinden sorumlu olduğunu hatırlatan Kışanak, "O görevi O'na bizzat ben verdim. Siyasi Partiler Yasası'nın da gereği budur. Ancak bunun üzerinden kara propaganda yapıyorlar" dedi.

Notları okumak suç mu?

Kışanak, gözaltındakilerin Abdullah Öcalan'ın görüşme notlarını okumakla suçlandığını belirtti ve "11 yıldır görüşme notları tüm basın yayın organlarında yayınlanıyor. Onları okumak suçsa devlet de suç işliyor" dedi.
Tüm baskı ve tutuklamalara rağmen BDP'nin alanlarda olduğuna dikkat çeken Kışanak, "İşte AKP buna dayanamıyor. AKP bundan rahatsız oluyor. AKP'nin ve Başbakan Erdoğan'ın önünde iki yol var. Ya zalim olacaksın ya da bu politikalardan vazgeçeceksin. Ya demokratik zeminde haklarımızı vereceksin ya da zalimliğe devam edeceksin. Bizim mücadelemiz devam edecek. Bizim önümüzde ise tek yol var. Teslim olmamak, direnmeye devam etmek" diye konuştu.

Haberimiz yayına hazırlandığı sırada savcılıktaki ifade verme işlemleri sürüyordu.  


İSTANBUL




Yine yandaş basını önce verdi


İstanbul merkezli olarak yürütülen soruşturmada "gizlilik" kararı olmasına rağmen Türk medyasının gözaltındakilerin neyle suçlandıklarını herkesten önce açıklaması dikkat çekti. Bugün gazetesinde yer alan haberde, Öcalan'ın görüşme notlarının kullanıcı adı ve şifreleri özel kurye ile gönderilen 4 ayrı e-posta adresi ile talimat şeklinde gönderildiği ileri sürüldü. Haberde, "özel kurye ve şifre ile gönderilen" talimatlarda Öcalan ile PKK ve KCK yetkililerinin haberleştikleri belirtilerek söz konusu talimatlardan birinde Öcalan'ın "Bunu iyice anlatın, sertçe anlatın. Kandil'e de söyleyin, zaten sözlü olarak konuşuyorsunuz, onlara da iyi anlatın" dediği ileri sürüldü.

Notlar gizli değil aleni

Oysa "özel kurye ile gönderilen şifreli talimat" denilen notlar, 27 Temmuz 2011 tarihinde İmralı'da Öcalan'ın avukatları ile yaptığı görüşmeden alınan alıntılardan oluşuyor. Öcalan'la yapılan bu son görüşmeye ait notları 29 Temmuz tarihinde ANF başta olmak üzere birçok internet sitesinde şu şekilde yayınlanmıştı: "Kürt siyasetçileri şunu bilmeli. İkide bir 'biz halkı tutamıyoruz, biz kitleyi zor durduruyoruz, kitle patlama noktasındadır. Sorun çözülmezse devrimci halk savaşını başlatırız, savaşa da barışa da hazırız' diyorlar. Seni tutan mı var, yapar mısın yapmaz mısın sen bilirsin. Ama bu şekilde daha fazla benim üzerime yıkma. Türkiye de, ikide bir “bitireceğiz, şöyle bitireceğiz” diyor. Sen de bitireceksen bitir. Hükümet, bitirmek için ne yapıyorsa yapsın; özel timleri, polisi devreye sokuyormuş, bilmem dört kuvveti bir kuvvete bağlıyormuş, üçüncü kuvvet yaratıyormuş, ne yapıyorsanız yapın. İşte dün başbakanlıkta yine zirve yapmışlar. Ne karar aldıklarını bilmiyorum. Ama bu şekilde ben yokum. İşte “Sri Lanka gibi olacak” diyorlar. Üç yüz uçağı kaldırıp Kandil'i bombalayıp bitireceklerini söylüyorlar, yapacaksan ne duruyorsun! Örgüt de hazırsa Sri Lanka olmadığını ispatlar o halde."


Bütün BDP'liler illegal!

AKP'nin örgütlü Kürt muhalefetine yönelik siyasi soykırım operasyonları kapsamında gözaltına alınanlarının tutuklanması için gerçeği yansıtmayan türlü iddialara başvuruluyor. Son hedef ise 17 ilde eş zamanlı operasyonda gözaltına alınan BDP Eşbaşkan Yardımcısı ve eski milletvekili Fatma Kurtulan.
Kamuoyu, Kurtulan'ın Kandil ile BDP arasındaki, "ilişkileri" yönettiği yalanına inandırmaya çalışılıyor. Bu kumpas elbette siyasal iktidarın tek başına yürüteceği bir süreç değil. İktidarın en az hükümet sözcüsü kadar içerden savunucusu Star Gazetesi, savcılardan önce iddianameyi yazarak, Fatma Kurtulan'ın, “2011'in Haziran ayında KCK Türkiye Meclisi Sözcüsü olduğu iddiasıyla tutuklanan BDP PM Üyesi Nihat Oğraş'ın yerine Türkiye sorumlusu olarak atandığını” ilan etti. Muhalif Kürt siyasetçilerine yönelik iddianameler, masa başı haberleri ile kotarılan “gazetelerin” bürolarında kaleme alınıyor. Gözaltıları meşrulaştırmak çabasındaki AKP ve savcıları, BDP Eşbaşkanlığı yapmasına rağmen, Kurtulan'ın Kandil ile BDP arasındaki iletişimi sağlamakla görevli olduğunu ispata çalışıyor canhıraş. AKP bu taktiği ile birlikte, “kamuoyunu legal alanda siyaset yapanlara müdahale etmediklerine, illegaliteye dahil olanlara operasyon düzenlediklerine ve hatta bunu demokrasi adına yaptıklarına” inandırmaya çalışıyor.

Kurtulan'dan HPG komutanı yaratmak
21 Ekim 2007'de Dağlıca'daki çatışmada gerillalar tarafından esir alınan 8 askerin aralarında Fatma Kurtulan'ın da bulunduğu DTP heyeti tarafından teslim alınmasından sonra Kurtulan hakkında bir kampanya başlatılmıştı.  Eşi Salman Kurtulan'ın gerillada bulunduğuna atıfta bulunularak kendisinin de bir süre PKK kamplarında eğitim gördüğü ileri sürüldü. Gazetelerde fotoğrafları yayımlanan bir kadın gerillanın Fatma Kurtulan olduğu iddia edildi. Kurtulan hakkında TRT 1 televizyonunda yayımlanan bir haberde, "İddiaya göre, Fatma Kurtulan PKK'nin kadın militanları arasında yer aldı. Bu iddiaya göre Fatma Kurtulan da tıpkı resmi nikâhlı kocası gibi TC'nin birlik ve beraberliğine kurşun sıkan hain teröristlerden" denildi. Sözkonusu resimdeki kişinin Kurtulan'la ilgisi olmadığı ortaya çıktı ancak basın o günden bu yana sistematik kampanyasına devam etti.