Görüntüleri medyaya yansıyan ve özel harekatçıların “zafer” pozu verip “tekbir” getirdiği evin sahibi Fevzi Yurtseven, “Sanki başka bir ülkede zafer elde etmişler gibi poz vermişler” sözleriyle yaşananlara tepki gösterdi. 

Abdulkerim Yurtseven 1995 yılında ilçeye bağlı Alyava (Ağaçlı) köyünde ikamet ederken Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul komutasındaki Yüksekova Komando Taburu’na bağlı askerlerce gözaltına alınarak kaybedildi. 73 yaşındaki Abdulkerim Yurtseven’in ailesi ve çocukları da zaman içerisinde kent merkezindeki Orman ve Güngör mahallelerine taşındı. İlçede soykırım saldırılarının başlaması ardından ise aileye ait ev, işyeri ve binalar bilinçli bir şekilde hedef alınarak yakılıp, yıkılıyor. 


Show TV için patlatıldı

Abdulkerim Yurtseven’in kemiklerini bulmak ve faillerin yargılanması amacıyla mücadelesini sürdüren Yurtseven Ailesi’nin Orman Mahallesi’ndeki 2 binası tank atışlarıyla kullanılamaz hale getirilirken, ateşe de verilen aynı binanın önünde Türk bayraklı poz veren özel harekatçılar tarafından ırkçı marşlar okunması görüntülere yansımıştı. Yurtseven Ailesi’nin Orman Mahallesi’ndeki bir diğer evi de Show TV için “film çekimi” sırasında “tatbikat” amacıyla kapısına bomba konularak patlatıldı. Aynı ailenin Nişan AVM’nin arkasında 8 katlı bir binası ve Güngör Mahallesi’ndeki bir binası da ateşe verilirken, çarşı merkezinde ise aynı aileye ait Zagros İş Merkezi’nin kapıları kırılıp, 2 katı da ateşe verildi.


Kasti olarak yakıp yıkıyorlar

Orman Mahallesi’nde önünde “şov” yapılan evin sahibi Fevzi Yurtseven, devlet güçlerinin başlarına adeta musallat olduğunu belirtti. Yurtseven, “Bizim kimliğimize yönelik yapılan bir saldırıdır. Güya ‘evde başkaları vardı’ iddiasını öne sürüyorlar. Ama adları gibi biliyorlar hiç kimsenin olmadığını. Aylardır o noktada 7/24 Heronlar dolaşıyor, varsa bir kanıtları buyursunlar! Devlet güçleri tespit ettikleri ailelerin evlerini kasti olarak yakıp yıkıyor” vurgusunu yaptı.

Devlet güçlerinin 90’lı yıllarda da aynı zihniyeti taşıdığına dikkat çeken Yurtseven, “Sanki başka bir ülkede bir zafer elde etmişler gibi poz vermişler. Bir de kalkıp tekbir getirip Allah’ın adını bağırıyorlar. Bunun neresi Müslümanlığa sığar. Hangi kitapta yazıyor? Hangi dine sığar? İnsan olan bunu yapmaz” dedi.


‘Bu senaryolar marifet değil’

Sorumlu devlet güçleri hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını kaydeden Yurtseven, “Nasıl ki gözaltında kaybedilen babamızın mücadelesini AİHM’e kadar götürdük. Bu yapılanların da hesabını aynı şekilde soracağız. Bu senaryolar marifet değil, vicdansızlıktır” diye konuştu.


Ne olmuştu?

Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul komutasındaki Yüksekova Komando Taburu’na bağlı askerler 27 Ekim 1995 günü Alyava köyüne baskın düzenledi. Baskında 73 yaşındaki Abdülkerim Yurtseven, Mikdat Özeken (18) ve Münür Sarıtaş (13) gözaltına alınarak askeri bir araçla Yüksekova İlçe Jandarma Taburu’na götürüldü. Onları sormak için tabura gelen ailelerine Binbaşı Yurdakul, “gözaltına almadık, burada yoklar” dedi. Yüksekova Komanda Taburu’nda görevli bir asker ve bir itirafçı ise “Yurtseven işkenceyle katledilip bir çukura atıldı. Çukurda cenazeler yakılmak istendi ancak olaydan bir hafta sonra cenazeler toprağın altından çıkarılıp bidonların içine bırakılarak şehir dışına çıkarıldı” açıklaması yaptı. Bu itiraflara rağmen sorumlular hakkında açılan davalar beraatla sonuçlandı. Yapılan temyiz başvurusu Yargıtay tarafından reddedildi. AİHM’e taşınan ve 2003 yılında sonuçlanan davada Türk hükümeti, suçu kabul ederek tazminat ödedi. Ancak henüz akıbeti açıklanmadı, sorumluları yargılanmadı ve kemikleri ise bulunamadı. 


 HAKKARİ