Devlet haklara çöktü

24 Haziran 2021 Perşembe - 17:41

  • TİHV Dokümantasyon Merkezi’nin geçen yıl için tespit ettiği hak ihlalleri, iktidarın savaşa endeksli yönetim modeliyle tüm haklara çöktüğünü, yaşam hakkından düşünce ve ifade hakkına kadar hiçbir ihlalden sakınmadığını ortaya koyuyor.

 

TİHV 2020 Raporu’na göre 3 bin 291 kişinin yaşam hakkı ihlal edildi, 404 kişi işkence gördü, propaganda ve üyelikten bin 865 kişi, eylemlerde ise 2 bin 14 kişi gözaltına alındı ve cezaevlerinde zirve yaptı.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) 2020 Yılı Türkiye İnsan Hakları Raporu’nu yayımladı. TİHV Dokümantasyon Merkezi’nin hazırladığı raporda, salgının merkezileştirme ve militarizm için bir fırsat olarak görüldüğü belirtilerek, “İktidarın ekonomiden toplum sağlığına kadar ülkenin tüm meselelerini güvenlik sorunu hâline getiren, toplumu kutuplaştıran, ülke içinde ve dışında şiddeti esas alan, bilhassa da Kürt sorununun ve uluslararası sorunların çözümünde çatışma ve savaşı tek yöntem haline getiren politikaları, yaşanan hak ihlallerinin temelinde yatan en önemli faktördür” denildi. Rapordaki veriler şöyle:

3 bin 291 yaşam hakkı

 Bu merkezileşme ve militarizm eğilimi, yaşam hakkı ihlalleri olarak yansıdı. 3 bin 291 kişi hayatını kaybetti. 

*  Yaşam hakkı ihlallerinde başı, işçi cinayetleri çekti; 68’i çocuk en az 2 bin 427 kişi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 

*  İş cinayetlerini, operasyonlar ve saldırılar izledi. Bu kapsamda 37’si sivil toplam 492 kişi yaşamını yitirdi, 189 kişi de yaralandı. 237 kişi Türkiye’nin resmi sınırlarında, 174 kişi Federe Kürdistan’da, 81 kişi de Suriye sınırları içerisinde hayatını kaybetti. 

*  En az 284 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. 

*  Yargısız infaz, dur ihtarı, rastgele ateş açma, cinsel saldırı sonucu intihara sürükleme ve polis baskınları sonucu üçü çocuk en az 15 kişi yaşamını yitirdi, 13 kişi ise yaralandı. 

*  En az 23 kişi zorunlu askerlik yaparken şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti, en az 27 asker ise şüpheli bir şekilde yaralandı. 

*  Üçü çocuk en az 7 kişi ırkçı saldırılar sonucu katledildi.

*  İkisi Grup Yorum üyesi, dört kişi, adil yargılanma talebiyle başlattıkları açlık grevi ve ölüm orucu sonucu hayatını kaybetti.

*  Resmi verilere göre 20 bin 881 kişi, salgın nedeniyle yitirildi, bunlardan en az 322’si sağlık emekçisi.

Bilinen işkence vakası: 404

 Tespit edilen en az 140 ayrı olayda en az 404 kişi işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldı ve en az 86 kişi yaralandı. Bu 139 olayın 22’si ev baskınları sırasında, 86’sı açık alanlarda ve 31’i resmi gözaltı merkezlerinde meydana geldi. Bir olayda ise zorunlu askerlik görevini yapan bir kişi işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldı.

Polis, asker, bekçi

 140 olayın 109’unda işkence ve diğer kötü muamelenin faili polistir. 13 olayda asker, 10 olayda bekçi, 7 olay da zabıta/özel güvenlik ve bir olayda ise korucudur. 

* En az 19 olayda kişiler polisin veya kendini polis/istihbaratçı olarak tanıtan kişilerin ajan olmaları yönünde baskı ve tehditlerine maruz kaldı.

* 10 ayrı olayda 10 kişi kaçırıldığı ve aynı gün veya takip eden gün içinde serbest bırakıldı. 10 olayda 5 kişinin tehdit, işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı, 6 kişinin ise ajanlık dayatmasına maruz kaldığı tespit edilmiştir 

* Zorla kaybetme niteliği taşıyan iki olayda ise kaçırılan bir kişiden halen haber alınamıyor. Bir kişinin ise 44 gün sonra gözaltında olduğu ortaya çıktı. Bu kişinin bu süre boyunca işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldığı kendisi ile görüşen yakınları tarafından açıklandı.

* Ayrıca 8 Ağustos 2019’da Ankara’da kaçırılan Yusuf Bilge Tunç’tan 31 Aralık 2020 itibarıyla haber alınamıyor.

Cezaevlerinde ihlal özgürlüğü

 Türk cezaevleri, hak ihlallerinin en yoğun yaşandığı alanların biri olmaya devam etti. Bu ihlallerin gerçek bir fotoğrafını çekmek, gerçek rakamlara ulaşmak, başta Adalet Bakanlığı olmak üzere, cezaevlerinden sorumlu kurumların saydamlık ve şeffaflıktan uzak olması nedeniyle neredeyse imkansızdır. En başta mahpus sayısı tam olarak bilinmiyor. Milletvekilleri tarafından verilen soru önergelerinin birçoğu reddediliyor. Mahpusların maruz kaldıkları hak ihlallerini yazdıkları mektup ve fakslar gönderilmiyor ya da sansürleniyor. İlgili resmi kurumlara yazdıkları dilekçeler işleme konulmuyor. Aileleri ile yaptıkları telefon görüşmeleri, maruz kaldıkları hak ihlallerinden bahsetmeleri durumunda cezaevi idaresi tarafından kesiliyor.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre; 4 Nisan 2021 itibarıyla Türkiye’de toplam 371 cezaevi var ve bunların toplam kapasitesi 250 bin 576’dır. Buna karşın toplam mahpus sayısı ise 15 Nisan 2021 itibarıyla 291 bin 272’dir. Buna göre cezaevlerindeki mahpus sayısı toplam kapasitenin 31 bin 696 üstündedir. 

Suya bile erişemiyorlar

 Cezaevlerinde sadece kapasite bakımından değil su, beslenme, ısınma gibi en temel ihtiyaçların karşılanması noktasında ciddi yapısal sorunlar var.

35 tutsak yaşamını yitirdi

 Cezaevlerinde en az 35 mahpus yaşamını yitirdi.

Mahpusların cezaevinde maruz kaldığı en temel hak ihlali kimi zaman özellikle belirli cezaevlerinde sistematik bir hal alan fiziksel şiddet uygulamasıdır. Adalet Bakanlığı’na 1 Ekim 2019 ile 18 Haziran 2020 tarihleri arasında 396 işkence ve diğer kötü muamele başvurusu yapıldığı belirtilmiştir.

Tespit edilebilen 50’si ağır bin 564 hasta tutsağın, muayene ve tedavileri aksıyor.

İmralı Cezaevi’nde temel hakların gasp edilmesi, Asrın Hukuk Bürosu verileriyle paylaşıldı.

Gasp, kayyum ve siyasi soykırım

 Vekillikleri gasp edilen üç milletvekili, tutuklandı. Bir milletvekili saldırıya uğradı. Önceki dönemlerde milletvekilliği yapmış 6 siyasetçi gözaltına alındı, biri tutuklandı, üçü adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 41’i belediye eşbaşkanı, ikisi seçilmiş ancak KHK’li oldukları için mazbataları verilmemiş belediye eşbaşkanı, ikisi belediye başkan yardımcısı, 54’ü belediye meclisi üyesi, ikisi il genel meclisi üyesi, 7’si muhtar olmak üzere yerel yönetimlere seçilmiş 108 kişi gözaltına alındı. Ayrıca belediyelerde çalışan 11 kişi de bu soruşturmalarda gözaltına alındı. 12’si belediye eşbaşkanı, 13’ü belediye meclisi üyesi ve biri muhtar olmak üzere 26 kişi tutuklandı; 32 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 

Siyasi partilerin üye ve yöneticisi olan en az 513 kişi gözaltına alındı, 141 kişi tutuklanırken 144 kişi adli kontrol, üç kişi ev hapsi ve bir kişi yurt dışı yasağı şartıyla serbest bırakıldı.

Dernek, vakıf, sendika ve meslek örgütleri ile çeşitli platformlar ve inisiyatiflerin üye ve yöneticisi olan en az 299 kişi gözaltına alındı, 90 kişi tutuklanırken 127 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

İnsan hakları savunucusu 25 kişi gözaltına alındı.

Yukarıda belirtilenler dışında ‘örgüte yardım ve yataklık etmek’, ‘örgüt propagandası yapmak’ ve ‘örgüt üyesi olmak’ gibi gerekçeler ile en az bin 865 kişi gözaltına alındı, 211 kişi tutuklandı. 231 kişi adli kontrol şartıyla, 23 kişi ise ev hapsi şartıyla serbest bırakıldı.

Eylemlere saldırı

Sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, insan hakları savunucuları, kadınlar, mahpus yakınları, çevre ve kent hakkı savunucuları, işçi ve emekçiler, öğrenciler gibi birçok kesim tarafından yapılan eylemlere yönelik kolluk kuvvetlerinin saldırı sayısı 745 oldu. Ayrıca 88 toplantı ve gösteri engellendi. Bu saldırılarda 2 bin 14 kişi fiziksel şiddet kullanılarak gözaltına alındı, en az 65 kişi yaralandı. En az 335 kişiye katıldıkları eylem ve etkinliklerde “Covid-19 kapsamında alınan önlemlere uymadıkları” gerekçesiyle toplam 790 bin 490 TL para cezası uygulandı.

Düşünme ve ifadeye ket

 En az 72 basın çalışanı ve bir yazar gözaltına alındı. En az 25 gazeteci tutuklandı, 17 gazeteci ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 239 gazeteci ve basın çalışanı haklarında açılan 129 davada yargılandı. Sonuçlanan davalarda 41 gazeteci toplam 173 yıl 11 ay 7 gün hapis cezası ve 34 bin 160 TL para cezası ile cezalandırıldı. Ayrıca 32 gazeteci hakkında soruşturma başlatıldı. 

Erdoğan için 36 bin soruşturma

 Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunu düzenleyen TCK’nin 299. maddesine muhalefetten 9 bin 905’i kovuşturmaya yer olmadığı yönünde, 11 bin 371’i kamu davası açılması yönünde ve 11 bin 705’i diğer kararlar olmak üzere toplam 36 bin 66 kişi hakkında soruşturma sürdürüldü. 318’i çocuk, 120’si yabancı uyruklu ve üçü tüzel kişi olmak üzere 12 bin 298 kişi hakkında dava açıldı.

TCK’nin 301. maddesine muhalefetten toplam 13 bin 574 kişi hakkında soruşturma sürdürüldü. ANKARA

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.