Cinayete ilişkin gerçekler ise Hebun LGBT Derneği'nin yaptığı çalışma sırasında ortaya çıktı. Olayı araştıran Hebun LGBT, avukatları aracılığıyla dava dosyasına ulaşarak olayın bir nefret cinayeti olduğunu ortaya çıkarttı. Davaya müdahil olan Hebun LGBT adına konuşan Rüzgar, dosyanın görünür kılınması ve bu sayede toplumda bir sahiplenme olması için çalışma yürüttüklerini belirtti.


R.Ç için kampanya

Katillerin yargılanması gerektiğini söyleyen Rüzgar, "Bu sebeple birçok kurumla görüşme gerçekleştirdik. Cinayetin bir nefret cinayeti olduğunu görünür kılmaya çalıştık. Bu amaçla yaptığımız bir dizi toplantı sonucunda nasıl bir politika izlemeliyiz, ne yapmalıyız, hangi mekanizmayı nasıl harekete geçirmeliyiz’i tartıştık. Daha sonra 'R.Ç davasını sahipleniyorum çünkü…' diye bir kampanya başlattık. Kampanyaya gerçekten insan haklarına dair çalışan birçok örgüt ve bireyden destek geldi. Bu, davanın görünür olmasını sağladı" diye konuştu. Davada bir karmaşa halinin bulunduğunu belirten Rüzgar; "İlk başlarda anne dava için destek isterken, şimdi destek istemediğini, oğlunun eşcinsel olmadığını söylüyor. Bir duruşmada söylenen şeyler ikinci duruşmada söylenenlerle çelişiyor. O yüzden davada bir kaos var. LGBT'ler olarak adaletin yerine ulaşmasını istiyoruz" dedi.

Yasa çıkarılmalı

Adaletin yerini bulması için çalışmalarının devam ettiğini belirten Rüzgar, "Amacımız katillerin yakalanması ve anayasada nefret cinayetlerine ilişkin çalışmalar yapılmasıdır. Sadece LGBT bireyleri değil, Kürtler, Ermeniler, Alevilerden, birçok öteki olarak kabul edilen kesimden insanlar nefret cinayetlerine kurban gidiyor. Anayasa'da buna dair ciddi yaptırımların bulunması ve bu yasanın tamamen pratiğe dökülmesi gerekiyor" diye konuştu. LGBT bireylerin Anayasa'da yer almayışının büyük eksiklik olduğunu belirten Rüzgar, "Anayasa'nın eşitlik maddesinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin yer almasını istiyoruz. Çünkü LGBT bireyleri anayasada hiç yoklar. Bu da ciddi anlamda saldırıya maruz kalmalarına neden oluyor. Nefretle mücadele için devlet bir şey yapmıyor, aksine herkese nefret aşılıyor. Bizi üzen ve yaralayan temel konulardan biri de bu. Süregiden bir dava var, geçen yıldan beri bu davanın bir an önce sonuçlanmasını istiyoruz. Son günlerde trans bireylere yönelik ciddi saldırılar gerçekleşiyor. Bir ay içinde 5 trans nefret cinayetlerine kurban gitti. Bu sürekli olarak bizim için ölüm tehlikesi demek. Katiller elini kolunu sallayarak geziyor. Nefret cinayetlerine ilişkin yasa olmadığı sürece bu cinayetler devam edecek. Bunun pratiğe dökülmesi lazım" dedi.

Aileler bilinçlendirilmeli

Birçok parti ve sivil toplum örgütünün tüzüğünde LGBT ibaresinin yer almasına karşın LGBT haklarına ilişkin adım atmadıklarını dile getiren Rüzgar, bu kurumların artık LGBT bireylerinin haklarının anayasada yer alması için mücadele etmesi gerektiğini ya da tüzüklerinden bu ibareyi çıkartmaları gerektiğini söyledi.
R.Ç. cinayetinin ilk olmadığını hatırlatan Rüzgar, bu anlamda özellikle bölgede yaşayan ailelerin bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtti. erek, Can Candan'ın 'Benim Çocuğum' isimli belgeselinin izletilmesi gerektiğini söyledi. “Bunun dışında LİSTAG (LGBT Aileleri İstanbul Grubu) ve kadın kurumları ortak çalışmalar yürütebilirse ailelerin bilinçlenmesi sağlanabilir. Bu anlamda kadın kurumlarına büyük sorumluluk düşüyor, çünkü kadın kurumları da LGBT bireyleri de erkek egemen sisteme karşı mücadele ediyor" diyen Rüzgar son olarak, R.Ç davasının sonuca ulaşması ve adaletin yerine gelmesi için toplumsal desteğin önemli olduğunun altını çizdi.

DİCLE MÜFTÜOÐLU/DİHA/AMED




‘Eşcinselliğin kökünü kurutma' çağrısı

Etiyopya’da geçen hafta ‘batıdan ithal eşcinsellik salgını’na çözüm bulma amacıyla provokatif bir konferans düzenlendi. Eşcinsel karşıtı sivil toplum örgütleri, dini gruplar ve yerel hükümet yetkililerinin katıldığı konferansta, hükümete ‘eşcinselliğin kökünü kurutma' çağrısı yapıldı. LGBT’lilere HIV ve sosyal destek hizmeti sunan Rainbow-Ethiopia HIV and Social Support Services grubu da konferansa katılanların suçlamalarına maruz kaldı. Evanjelik köktenci Hristiyanların temsilcisi United For Life Ethiopia’nın başkanı Dr. Seyoum Antonios da Rainbow Ethiopia’yı hedef gösterdi. “Afrika eşcinsellere mezar olacak!” konuşmasıyla bilinen Antonios, ülkede eşcinselliğin ‘yayılmasından’ duyduğu öfkeyi dile getirdi.  91 milyonluk nüfusuyla Afrika’nın en kalabalık ikinci ülkesi olan Etiyopya’da pek çok sivil toplum örgütü, hükümetin Nijerya’dakine benzer eşcinsellik karşıtı bir yasa hazırlaması için çalışmalar yürütüyor.

KAOS GL