Devletin Kürt sorunundaki çaresizliği ve çözümsüzlüğünün göstergesi olan Hakkari ve Şırnak’ın taşınması girişimleri, bir yandan istendiği gibi “yönetilebilir” yerleşim yerleri yaratma çabasının, diğer yandan ise şimdiye kadar uygulanan çözüm dışı girişimlerin sonuç vermediğinin somut kanıtı oldu. 90’lı yılların güvenlikçi zihniyeti ile önce il yapılan, ardından da boşaltılan, göçertilen, yakılan ve tehcire maruz bırakılan merkezlerin şimdi de yerlerinin değiştirilmek istenmesinin yeni sorunları beraberinde getireceği görülüyor.

Kürt meselesinde yeniden içine girdiği çözümsüz yaklaşımlarla hızla 90’lı yılların güvenlikçi kodlarına geri dönen AKP hükümeti, bu yöneliminde neredeyse tarihte Kürtlere dönük uygulanan bütün imha ve inkar politikalarını harmanlayarak devreye sokuyor. 

Bu zamana kadar bir yandan “Şark Islahat Planı”nı, “Umumi Müfettişlik” uygulamaları ile “isyanları işbirlikçiler eliyle bastırma” yöntemlerini bir bir devreye sokan AKP, 90’lı yıllarda uygulanan göçertme/tehcir politikalarını da güncelledi. Hükümet en son bütün katliam, köy yakma, asimilasyon girişimlerine rağmen direniş merkezleri haline gelen Şırnak ve Hakkari’yi taşımaya yöneldi.


2013’te gündeme getirmişti

İlk olarak Başbakanlık döneminde Tayyip Erdoğan tarafından 3 Ocak 2013 tarihinde Hakkari ile sınırlı olarak gündeme getirilen “şehirleri taşıma” girişimi, son dönemlerde gösterilen direnişle birlikte yeniden gündeme alındı. Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından dillendirilen “Hakkari’yi Yüksekova’ya, Şırnak’ı Cizre’ye taşıma” gündeminin altında, her iki kentin demografik ve coğrafi yapısını değiştirme isteği ile birlikte Kürtlerin “savunma amacıyla sarp ve dağlık alanlara kurdukları” yerleşim yerlerini “daha rahat kontrol edilebilecek, düz alanlara taşıma” niyeti yatıyor. Yine aylardır tüm askeri ve emniyet gücünü yığmasına rağmen halkın öz yönetim iradesinin kırılamadığı Cizre ve Yüksekova gibi direniş alanlarını il merkezi haline getirerek daha büyük asker, polis ve özel savaş gücününün buralara yığılması hedefleniyor. 

Devlet, doğal özerk yapılarından kaynaklı olarak hakim olamadığı Şırnak ve Hakkari’yi taşıyarak askeri ve idari denetimini korumayı ve güçlendirmeyi amaçlıyor. 


Fransızlara da boyun eğmedi

Sadece Osmanlı dönemindeki direnişi ve özerk yapısıyla değil 1921 tarihinde ilçeyi işgal etmeye çalışan Fransızlara karşı da sınırlı sayıdaki gücü ile direniş göstermesi ve ilçe kaymakamını Fransızlarla işbirliği yaptığı için cezalandırmasıyla tanınan ve Fransız işgalini kırmayı başararak Cumhuriyetin kuruluş dönemine özerk giren Cizre/Şırnak, bu yapısı nedeniyle hedefte. 


‘Dağ çöker, Hakkari sözünden dönmez’

2011 seçimlerinden sonra yaptığı birçok değerlendirmede Şırnak ve Hakkari’yi istediğini her fırsatta dillendiren Erdoğan, bu istediğine hiçbir seçimde ulaşamadı. 

Dersim’le birlikte Hakkari ve Şırnak, AKP açısından 81 il içerisinde milletvekili çıkarılamayan iller arasında yer aldı. Parti kurduktan sonra bölgeyi siyasi olarak denetime almak isteyen AKP ve partinin lideri Erdoğan, 2002 yılı seçimlerinde ilk mitingini Hakkari’de başlattı. Başbakan Ahmet Davutoğlu da 26 Mayıs 2015 tarihinde gittiği Hakkari’de yaptığı açıklamada, “Hakkari’nin AK Parti içinde de tarihi bir yeri vardır. Sayın Cumhurbaşkanımız ilk mitingine çıktığında 2002 yılında büyük yürüyüşe çıktığında bu yürüyüşü Hakkari’de başlattı. İlk miting Hakkari’de olmuştu” sözleriyle Hakkari’nin kendilerini açısından önemine işaret etmiş, “Selahattin Eyyubi’nin yolundan yürümeye hazır mısınız? İşte Selahattin Eyyubi’nin yolunun takipçileri AK Parti’de. 7 Haziran böyle bir seçim. 7 Haziran’da Selahattin Eyyubi’nin izinden yürüyen AK Parti’ye destek verecek misiniz? Tarihi bir destan yazacak mısınız? Dağlar, ovalar şahit, söz mü? Hakkarili söz verdi mi, şu dağ çöker ama o sözünden dönmez” ifadelerini kullanmıştı.


Muktedir olamadığı yerler

Davutoğlu’nun “Selahattin Eyyubi’nin yolunda gidecek misiniz?” sözleriyle gaz vermeye çalıştığı Hakkari ve Şırnak, her şeye rağmen istenen sonuçlar alınamayınca gözden çıkarıldı.

Kürdistan’ın değişik illerinde belli oranlarda oy alabilen AKP, her iki ilde istikrarlı bir şekilde oy kaybederek neredeyse sıfırlandı. Örneğin 2002 yılında Hakkari’de DEHAP’a karşı yüzde 23 oranında oy alan AKP, bunu 2007 seçimlerinde yüzde 35’e çıkardı. Ancak daha sonra yüzde onlar civarında seyreden bir oy oranına sahip oldu. AKP’nin 2009 yerel seçimlerinde oy oranı yüzde 15.1’e düştü, 2011’de Kürt siyaseti bağımsızlarla seçime girmesine rağmen AKP, Hakkari’de ancak yüzde 16 oranında oy alabildi. 

2010 referandumunda da Kürt siyasetinin boykot kararının en yüksek oranda karşılık bulduğu Hakkari’de seçime katılım oranı ancak yüzde 9 oranında gerçekleşti. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise her bölgede yüksek oranlarda oy alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demirtaş karşısında Hakkari’de yine ancak yüzde 16 oranında oy alabildi. 

2015 yılının 7 Haziran’ında oy oranı Hakkari genelinde yüzde 8,78’e düşen AKP, 1 Kasım seçimlerinde ise ancak 12,6 oranında oy aldı. 

Buna karşılık 2002’de DEHAP, Hakkari’de yüzde 45, 2007’de bağımsızlar yüzde 56, 2009’da DTP yüzde 80,2, 2011’de yine bağımsız adaylar yüzden 80 civarında oy alırken, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’a karşı Demirtaş yüzde 81,6 oranında oy aldı. 2015 tarihinde yapılan iki seçimde de HDP, Hakkari’de AKP’ye fark attı; 7 Haziran’da yüzde 86,4, 1 Kasım seçimlerinde ise yüzde 83,7 oranında oy aldı. 


Şırnak’ta da tablo aynı

AKP açısından benzer bir tablo Şırnak’ta ortaya çıktı. 2009 seçimlerinde DTP yüzde 53,7 oranında oy alırken, AKP yüzde 42,6’da kaldı. 2010 referandumunda yüzde 22 ile Şırnak, katılım oranı en düşük illerin arasında yer aldı. 2011 seçimlerinde Kürt siyasetinin desteklediği bağımsızlar AKP’yi neredeyse üçe katladı. Bağımsızlar yüzde 73 oranında oy alırken, AKP yüzde 20 oranında oy alabildi. 

Yine 2014 yerel seçimlerinde BDP yüzde 60, AKP yüzde 30 civarında oy alabildi. Şırnak’ta Demirtaş, Erdoğan’a yüzde 83,17 ile fark attı, Erdoğan ancak yüzde 14 oranında oy alabildi. 2015 7 Haziran seçimlerinde HDP yüzde 85,36 oranında oy alırken, AKP yüzde 8,79’da kaldı. 1 Kasım seçimlerinde HDP Şırnak’ta oylarını attırarak yüzde 85,5’e çıkarırken AKP sadece yüzde 11 oranında oy alabildi. 

AKP bu nedenle, milletvekili çıkaramadığı bu illere Umumi Müfettişlik mantığı ile seçilmiş milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılacağını tartışırken, her 3 ile milletvekili atamaları gerçekleştirdi.


90’ların konsepti

Bu bölgeler, 90’lı yıllarda öldürme, katliam ve köy yakmalara rağmen devletin diz çöktüremediği için ne yapacağını bilemediği bölgelerin başında geliyordu. 

Kenan Evren ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından da konumları sürekli gündeme getirilen Şırnak, Hakkari, Mardin, Siirt gibi illerin yapıları değiştirildi. Örneğin PKK’nin ilk silahlı eylemlerini gerçekleştirildiği Siirt için bölünme yoluna gidildi. Batman, Siirt’ten koparılarak il yapıldı. 

16 Mayıs 1990 tarih ve 3647 sayılı kanunla kurulan Batman’a yine Siirt’e bağlı olan Beşiri ilçesi Muş’a bağlı olan Kozluk ve Sason ilçeleri, Mardin’e bağlı olan Hasankeyf ve Gerçüş ilçeleri söz konusu illerden koparılarak Batman’a bağlandı. İdari yapısında yapılan değişiklikle daha kolay kontrol edilmek istenen Siirt, sadece Batman ve Beşiri’nin ayrılmasıyla da sınırlı bırakılmadı. Aynı yıl aynı yasa ile Şırnak da Siirt’ten koparılarak 73’üncü il yapıldı. 

İlk direnişin merkez yerlerinden biri olan Eruh’a bağlı Güçlükonak da Şırnak’a bağlandı. Mardin’in İdil, Cizre ve Silopi ilçeleri de oradan koparılarak Şırnak’a bağlandı. Böylece hem Siirt küçültülmüş, demografik yapısı değiştirilmiş oldu, hem de aslında bir vilayet yapılanmasına göre daha önce dizayn edilmiş Mardin bu yapısından uzaklaştırıldı. 


Bayburt’u 3’e katlayan ilçeler var

AKP’nin Hakkari ve Şırnak’ı taşımaya gerekçe gösterdiği “Cizre ve Yüksekova’nın daha gelişkin olduğu” yönündeki iddialar da gerçeği yansıtmıyor. Örneğin bölgede daha gelişkin olan ilçelerin hiçbiri için bu tür “il yapma” gibi düzenlemeler gündeme getirilmedi.

Bayburt’un 76 bin nüfusu olmasına rağmen örneğin 2014 sayım sonuçlarına göre Van’ın Erciş ilçesinin 172 bin, Ağrı’nın Patnos ilçesinin 125 bin, Urfa’nın Viranşehir ilçesinin 181 bin, Diyarbakır’ın Bismil ilçesinin 112 bin, Kızıltepe’nin 232 bin, Nusaybin’in 116 bin nüfusu bulunuyor. 

Bununla birlikte tarihi değeri olmasına rağmen Malazgirt gibi ilçeler istek ve talep olmasına rağmen il yapılmıyor.


Kürtleri nereye koyacağını bilemiyor

Katliamlarla bitiremediği Kürtleri ne yapacağını bilemeyen devletin başvurduğu yöntem, şehirleri taşımakla sınırlı kalmadı. Aynı zamanda Şırnak, Hakkari ilçelerinde yer alan Kürtler her zaman devletin hedefinde yer aldı. 

1990’lı yıllarda il yapılarak “denetime” alınmak istenen Şırnak ile konumu sürekli tartışmalı olan Hakkari’de devlet, 1994 tarihinde sınır köylerindeki Kürtleri de topraklarına el koyarak sınır dışı etti. O dönem 12 binden fazla Kürt’ün sınır dışı edilmesiyle Kürdistan Bölgesi’ndeki Mahmur’da kamp kuran ve orada yaşama tutunmaya çalışan Kürt siviller, sonraki yıllarda da sürekli Türkiye’nin hedefi oldu. 

En son AKP döneminde “PKK’ye yardım yaptığı gerekçesiyle kampın kapatılması için” Türkiye, BM’ye baskı uygulamaya başladı. Ayrıca oradaki yapının statüsü de tartışma konusu oldu. Daha sonra 2009 yılında “açılım ve çözüm süreci” ile birlikte başta Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay olmak üzere hükümet yetkilileri “Mahmur kampının kısa sürede boşaltılarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının geri döneceğini” müjdelemişti! 

Ancak şimdi kuşatma altında olan Şırnak ve Hakkarililer katliamlarla birlikte yeniden tehcir politikalarıyla karşı karşıya.



KENAN KEMAL/ÖMER ÇELİK/DİHA/İSTANBUL





Çöktürme Eylem Planı’nın parçası


HDP, Hakkari ve Şırnak kent merkezlerinin Yüksekova ve Cizre’ye taşınmasını Meclis gündemine taşıyarak bu kararın Çöktürme Eylem Planı’yla ilgisini sordu. 

HDP Şırnak Milletvekili İrmez, hükümetin topyekün savaş konseptiyle bağlantılı olan bu konuyu Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu’na sordu. Önergede, iktidarın uyguladığı savaş konseptiyle iradesini kıramadığı Kürt halkına karşı demokratik ve anayasal bir zeminde müzakere yolunu açmak yerine 90’lı yıllardaki askeri ve siyasi amaçlarla il yapılan Şırnak ve Hakkari’nin şehir merkezlerinin yine aynı amaçla Cizre ve Yüksekova’ya taşınmak istendiği kaydedildi. İktidarın bu değişiklik için sunduğu “daha iyi hizmet sunmak, daha iyi bir idare yönetimi oluşturmak” açıklamasının gerçekçi olmadığı vurgulanan önergede, “Amaç; milletvekili çıkaramadığı üç ilden ikisi olan Şırnak ve Hakkari’de halkın iradesini kırıp siyasi kazanımlarını engellemek ve diz çöktürme politikalarına işlerlik kazandırmaktır” ifadelerine yer verildi. 


Davutoğlu’na sorular 

* Milletvekili çıkaramadığınız üç ilden ikisi olan Şırnak ve Hakkari için coğrafi olarak genişleyemediğini söz konusu taşıma gerekçelerinden biri olarak gösterirken, Türkiye’de coğrafi olarak genişleyemeyen Şırnak ve Hakkari dışındaki yaklaşık 9 ilde de yasal olarak değişikliğe gitme durumu tartışılabilir. Tartışma konusu olabilecek 9 il için de şehir merkezini taşıma işlemini uygulayacak mısınız?

* Şırnak’ın yaklaşık 30. Hakkari’nin ise yaklaşık 50 yıllık il geçmişi olmaları itibariyle gerek ekonomik gerekse coğrafi olarak yaşamlarını bu doğrultuda sürdüren halka vereceği zararlar tespit edilmiş midir? Bu zararları gidermeye yönelik bir çalışmanız var mıdır?

* Başlatmış olduğunuz savaşı durdurmak için şehir merkezlerini taşımak gibi anti-demokratik uygulamalar yerine daha barışçıl ve demokratik yolları neden tercih etmiyorsunuz?

* Basına sızan ‘Çöktürme Eylem Planı’nın Kürt kentlerinde uygulamaya sokulduğunun görülmesi bu planın gerçek olduğuna dair kanaatleri güçlendirmektedir. Şehir merkezinin taşınması ifadelerinizin söz konusu eylem planı ile ilgisi var mıdır?



Yeni yasa gerekiyor

Başbakan Davutoğlu’nun İngiltere ziyareti öncesinde açıkladığı Hakkari il merkezinin Yüksekova’ya, Şırnak il merkezinin Cizre’ye taşınması kararın geçen hafta güvenlik zirvesinde alındığı ortaya çıktı. Hakkari ve Şırnak’ın il merkezlerinin kaydırılması için mevzuatta değişiklik yapılması şart. İl İdaresi Kanunu’na göre, illerin merkezlerinin değiştirilmesi için yeni bir kanun tasarısının Meclis’e getirilmesi gerekiyor. Bunun için İçişleri Bakanlığı yasal düzenlemeyi hazırlayacak. Yeni il yasasıyla düzenleme yapılırken, kamu kurum ve kuruluşlarının taşınması ve yeni altyapının oluşturulması için kurumlara 90 günlük süre tanınıyor. Taşınma, valilikler başta olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarının il müdürlüklerinin yeni merkezlere kaydırılması anlamına geliyor. Bu durumda 15 kurumun ve 500’den fazla memurun yer değiştirmesi gerekecek.


Taşınacak kurumlar 

Plan hayata geçtiğinde İl Valiliği, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı, İl Defterdarlığı, İl Sağlık Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Aile ve Sağlık Müdürlüğü, İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü, İl Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve son olarak İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nün taşınması gerekiyor. 


 ANKARA