Gerillalar tarafında yapılan operasyonlarda esir alınan 2’si üst düzey 2’si bölge sorumlusu MİT elemanı olmak üzere 20 civarında Türk asker/polisi hakkında suskunluğa gömülen AKP iktidarı, kimi ailelere hiç yanıt vermiyor kimilerine ise sadece ‘sabır’ diliyor.

Dersim-Pülümür Karayolu üzerinde 2 Ekim 2015’te HPG tarafından alıkonulan Er Müslüm Altıntaş da bunlardan biri. Babası Şevket Altıntaş, devletin 2 yıldan beridir oğlunu geri getirmek için hiçbir çaba göstermediğini söyledi. Cumhurbaşkanı dışında diğer bütün devlet yetkilileriyle görüşen baba Müslüm Altıntaş, hepsinden ”Sabredin” cevabı aldığını dile getirdi. 


‘Ben oğlumu istiyorum’

Şevket Altıntaş, hayatta kendisine verilecek en büyük ödülün oğlunun serbest bırakılması olduğunu belirterek, “Ben oğlumu istiyorum. Doğrudur bir savaş süreci var. Gizli devlet politikaları olabilir. Devlet çocuklarımızı geri getirmek için artık gerçekten çaba göstermelidir. Devlet yetkilileri fedakârlık etsin. PKK’nin elinde olan asker ve polislerden birisi yüksek düzey devlet yetkilisinin çocuğu olsaydı, devlet farklı davranırdı. Bizler halkız. Sadece kendi evladım için değil iki tarafta bulunan tüm esirler özgürlüğüne kavuşmalıdır” diye konuştu. 

 

‘Ölmüş de olabilir’ deniliyor 

Çözümün savaşta değil diyalogda olduğunu hatırlatan Altıntaş, şöyle devam etti: “Devlet yetkilileri diğer büyük acıları kendi acımız ile kıyaslayarak yaramızı deşmekten vazgeçmelidir. Mesela bize diyorlar ki ‘ölmüş de olabilir’. Akıl ve vicdan sahibi olan bunu bize söyler mi? Yok millet şu kadar bedel ödedi. TBMM’ye 6 sefer gittik. Cumhurbaşkanı haricinde tüm devlet yetkilileri ile görüştük. Hepsinin lafı aynı ‘sabredin’ diyorlar. Biz de 2 yıldır sabrediyoruz. Derdimizi her dilde ifade ettik. Oğlum keyfinden değil, zorunlu olarak askere gitti.”

Er Altıntaş’ın annesi Songül Altıntaş ise 2 yıldır oğlundan ayrı olduğunu ve onu çok özlediğini belirterek, “Yeter artık, bu savaş bitsin” dedi.

 

İsrail 1 askeri için 1001 Filistinliyi bıraktı

Astsubay Semih Özbey de 18 Eylül 2015’te Rize’den memleketi Malatya’ya izne gelirken Pülümür-Dersim karayolunda gerillalar tarafından alındı. Astsubay Semih Özbey’in babası Gürsel Özbey, İHD Malatya Şubesi’nde basın toplantısı yaptı. Baba Özbey, çocuğunun serbest bırakılması için girişimlerde bulunulmasını istedi. Aynı zamanda Malatya Kayısı Ticaret Borsası Başkanı olan Özbey, 2 yılı aşkın süredir çalmadık kapı bırakmadıklarını söyledi. Özbey, İHD Genel Merkezi ile sayısının 28 olduğunu öğrendikleri çocuklarının serbest kalması için kamuoyu oluşturma çalışması yürüttüklerini dile getirdi. 27 Eylül 2017’de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştüklerini ve Kılıçdaroğlu’ndan inisiyatif alma sözü aldıklarını belirten Özbey, kamuoyu oluşturulması için çaba harcayacaklarını söyledi. Özbey, devlet yetkililerine seslenerek, ”Bu çocuklar bu ülkenin gerçeği. 2 yılı aşkındır götürüldüler ve tutuluyorlar. Siz de biliyorsunuz ki bu çocukların getirilmesi için güçlü devletler bazı şeyler yapıyor. İsrail bir askeri için 1001 Filistinliyi bıraktı. Lübnan 9 askerinin cenazesi için 250 insanı bıraktı. Bunları göz önüne alarak bir an önce bir çalışma başlatın” dedi. 

 

Devlet yanıt bile vermiyor

DAİŞ’in yakarak öldürdüğü 2 askerden biri olan Safter Taş’ın babası Aydın Taş, defalarca Genelkurmay ve Milli Savunma Bakanlığı’ndan randevu istemesine rağmen yanıt alamadığını söyledi. İlk kez konuşan anne Senem Taş ise ”Vicdanınız yok mu?” diye sordu. 

DAİŞ’in, 1 Eylül 2015’te Kilis’teki Şehit Mehmet Hudut Karakolu’ndan kaçırdığı er Safter Taş (23) ve Fatih Şahin’in (26) infaz görüntülerinin yayınlanması üzerinden 11 ay geçmesine rağmen halan hükümet yetkililerinden ailelere bir açıklama yapılmadı. İnfaz edilen askerlerden biri olduğu belirtilen Iğdırlı Safter Taş’ın ailesi, 25 aydır oğullarından gelecek bir haberi bekliyor. Aralık ilçesi Aşağı Eratan köyünde yaşayan aile, defalarca Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay’a randevu talebinde bulunduklarını; ancak olumlu veya olumsuz bir dönüşün olmadığını belirtti. 

 

‘Bir açıklama yapsınlar’

Hükümet yetkililerinin, DAİŞ’in 22 Aralık 2016 tarihinde yayınladığı görüntülerin oğluna ait olup olmadığının açıklanmasını isteyen baba Aydın Taş, “Biz çocuğumuzu askere gönderdik. Yaklaşık 3 yıldır çocuğumuz hakkında devlet yetkilileri tarafından herhangi bir açıklama yapılmıyor. Devlet yetkililerinden tek ricamız o görüntülerin doğru mu yalan mı olduğunu açıklamalarıdır. Geçen yıldan beri Genelkurmay ve Milli Savunma Bakanlığı’ndan randevu talep etmeme rağmen bana randevu verilmiyor. Çocuğumuz hakkında bize bir açıklama yapsın. Bunun için ne yapmam gerekiyor? Oğlum esir düştüğü andan bu yana yaşıyor mu, yaşamıyor mu bu konu hakkında bize bir açıklama yapsınlar. Bu çocuk var mı yok mu bu konu hakkında kimse bize net bir şey söylemiyor” dedi. 

 

‘Gaiplik’ ilanı verildi

Gaiplik ilanı verdiklerini dile getiren baba Taş, ”Aralık Asliye Hukuk Mahkemesi 9 Ekim’de görülecek duruşmada büyük ihtimalle ‘şehitlik’ kararını verecek. Askeri yetkililer, ‘eğer Gaiplik ilanı vermeseydin bu süreç 5 yıl da sürebilirdi’ diyor. 9 Ekim’de görülecek mahkemede oğlum için ‘şehitlik’ verecekler” şeklinde konuştu.

 

AKP de ramadı

AKP dışında Meclis’te grubu bulunan tüm partilerden yetkililerin kendilerini aradığını dile getiren Taş, ”Ya ölü ya sağ, en azından bize oğlumuzun cenazesini versinler. Biz artık dayanamıyoruz, dayanacak gücümüz kalmadı. 2 yıldır ben konuşa konuşa usandım ve artık diyecek bir şey bulamıyorum. Randevu istememe rağmen bana neden randevu verilmiyor? Oğlum hakkında niye bir açıklama yapılmıyor? Kendi çocukları olsaydı acaba böyle dururlar mıydı?” diye sordu. 

 

Hiçbir cevap alamadım’

Bir çocuğu engelli, bir çocuğu da midesinden rahatsız olan Taş, “Eşim ilaçlarla ayakta duruyor. Bu yüzden elim ayağım bağlı, iş yapamıyorum ve bir yere gidemiyorum. Eşimi yalnız bırakamıyorum. Çocuklarımın tedavisini doğru düzgün yapamıyorum. Bir yandan oğlum kayıp, ben ne yapabilirim. Oğlumu 21 yaşında askere gönderdim. Bu konuda medyayı niye susturuyorlar? Genelkurmay’da Başbakan’a kadar hepsine yazılı dilekçe gönderdim ama hiçbir cevap alamadım. Sürekli oyalıyorlar. 25 ay. Her gün o acıyı yaşamaktan usandım” diye konuştu.

 

‘Neden bir şey söylemiyorlar?’

2 yıldır oğlunu bekleyen gözü yaşlı anne ise ilk kez konuştu. Anne Senem Taş, şunları söyledi: “Oğlumu sapa sağlam askere gönderdim ve aynı şekilde istiyorum. Oğlum gittiğinden beri hastayım ve ilaçlarla ayakta duruyorum. Neden oğlumu sağ ya da ölü vermiyorlar? Ya çocuğumu bana getirsinler ya da beni çocuğumun olduğu yere götürsünler. Çocuğumu versinler artık. Aradan bunca zaman geçmesine rağmen neden hala bir şey söylemiyorlar? Ne sonbaharımız sonbahar, ne ilkbaharımız ilkbahar ne de kışımız kış. Artık konuşamıyorum. Tayyip Erdoğan, Başbakan sizin vicdanınız yok mu? Ölmüşse ölüsünü versinler, yaşıyorsa sağ versinler.” 

ANTEP/MALATYA/KARS