Avukat Ercan Kanar, “Atanan kayyumlar, Türkiye’nin acil bir şekilde 1921 Anayasası’nı aşan bir anayasaya ihtiyacı olduğunu gösteriyor” dedi.

MA’ya konuşan Av. Kanar, bu kayyum atamalarıyla devletin savaş politikalarını devam ettireceğinin göstergesi olacağını söyledi. Son günlerde gündemde olan yargı reformu tartışmalarına ve Öcalan’ın avukatları ile yaptığı son görüşme içeriğine de dikkat çeken Kanar, şunları ifade etti: “Belediyelere kayyum atamalarının yapılması Öcalan’ın ‘Çözümüne hazır olduğunu söylemesini ve devlete barış çağrısına’ devletin olumsuz bir adım attığını söyleyebiliriz. Bu kayyum atamaları halkın iradesine vahşi bir saldırıdır. Halkın iradesine ipotek konmasıdır. Anayasanın özgürce seçme ve seçilme hakkının yine Avrupa İnsan Haklarının Sözleşmesi’nin ek protokolünün de belirtilen özgürce seçme ve seçilme hakkının ihlalidir. Gerçi çok sürpriz bir gelişme değil. Belki erken olması sürpriz olabilir. Erdoğan işine geldiği zaman en çok kullandığı halk iradesinden bahseder ama halkın iradesinden en çok korkan siyasetçi Erdoğan’dır. Bu bir patriliniyal faşizmdir. Ayrıca Avrupa yerel yönetimler özerklik şartını da çiğnemektedir. AKP iktidarı çaresizlik içinde olduğu için hukuku tanımaz oldu. Şuan yaşanan da tam da budur.”

Son kayyum atamalarında yola çıkarak günümüz koşullarında 1921 Anayasasını da aşan demokratik bir anayasaya acil ihtiyaç olduğunu söyleyen Kanar, yeni anayasanın nasıl olması gerektiği ise şu şekilde açıkladı: “1921 Anayasasının yanlışlarını da barındırmayan örneğin; dini İslam’dır, gibi laikliğe aykırı ilkeleri barındırmayan, aynı zamanda kuvvetler ayrılığı ilkelerini muhafaza eden özgürlükçü bir anayasaya ihtiyaç var. 1921 Anayasası‘ndaki milliyetçi olmayan ruhu almak ve onu kaynak olarak esinlendirmek onu daha da geliştirmek gerekir. Dillerin ve hakların hak eşitliği her anlamda ifade edilmesi gerek. Tüm dillerde anadilde eğitim hakkının güvence altına alması gerek. Tüm azınlıkların hakları güvence altına alması gerek. Türkçenin yanı sıra Kürtçenin de anadil olması gerekir. Yerinden yönetime daha fazla yer vermelidir.”