
AKP’nin son dönemdeki stratejisinde, eskiye göre bazı yeniliklerin bulunduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Mithat Sancar, şu saptamaları yaptı: „Operasyonlar, Kandil’e yönelik hava saldırısı, sınır ötesi kara harekatı planı... AKP, tüm bunları bir başka unsurla yürütünce başarılı olabileceğinin hesabı içinde. Demek istediğim şu; eskiden ‘önce terör bitsin sonra demokratik reformlar yapılır’ diye bir anlayış mevcuttu ve güvenlik politikaları bu anlayış üzerine kuruluyordu. Şimdi ise AKP, ‘ben bir yandan askeri operasyonları yaparım öbür yandan da reform yaparım’ söylemiyle hareket ediyor. Böylece PKK’nin bölgedeki hakimiyetini, etkisini kıracağını düşünüyor. Burada farklılık şöyle karşımıza çıkıyor; AKP veya ona akıl verenler, şimdiki politikayı temellendirenler, PKK’nin bölgedeki etkisinin korkuya dayandığı varsayımıyla hareket ediyor.“
Çok boyutlu savaş stratejisi
Prof. Sancar, AKP’nin ‘Kürtler PKK’den korktuğu için ona destek veriyor’ gibi bir yanlış algıda olduğunu söyleyerek, „Etkisizleştirirsek, bölgedeki etkisini de kırarız, halkı da yanımıza çekmek için demokratikleşmek için adımlar atarız’ zihniyetindeler. Bunu takiben de sivil örgütlenmelere; DTK’ye, BDP’ye polisiye ve yargısal operasyonlar da hazırlanıyor anladığımız kadarıyla. Böyle baktığımızda topyekün bir saldırı ve çok boyutlu bir savaş stratejisinin masada olduğunu söyleyebiliriz“ diyor.
‘AKP yeni stratejiye ikna olmuş’
Prof. Dr. Sancar, gelinen aşamadaki bir başka farktan da bahsediyor. Bundan önce askeri operasyonların yaygınlaştırılması kararının askeri otorite tarafından verilmesiyle, şimdiki dönemde bu kararların doğrudan sivil yönetimin elinde olmasını karşılaştıran Sancar, AKP’nin yüzde 50’lik oy desteğine güvendiğini de belirterek, devam ediyor: „MHP ve CHP’nin de bir kanadının destek vermesiyle bu toplumsal desteğin daha fazla olacağını hesaplayıp, savaşı son noktaya kadar götürebileceğini düşünüyor. İşte PKK’yi de bu yolla etkisizleştirebileceğini sanıyor. AKP bu stratejiye, konsepte ikna olmuş durumda. Bu konsept yeni değil; ‘demokratik açılımın’ başında ve öncesinde de polis akademisi ekibi ve USAK çevresi bunu telkin ediyordu AKP’ye... ‘Müzakereyi yürütün ama PKK’nin askeri ve siyasi gücünü kırın’ diyorlardı. KCK operasyonları bunun bir sonucu.“
Kürt hareketinin başarılar elde etmesine de değinen Sancar, AKP’nin tasfiye mantığının bununla bağlantılı olabileceğini vurguluyor. Sancar, özetle şöyle diyor: „Kürt hareketi tarihinin en yüksek siyasi başarı noktasına ulaşmış durumdadır. 2011 seçimleriyle birlikte çok zor şartlarda, çok başarılı seçim kampanyası yürüttü. Bunun sonucunda çok büyük bir başarıyla çıktı seçimlerden. Ayrıca kamuoyunda da geniş bir sempati toplamıştı...“
‘Öcalan da etkisizleştirilmek isteniyor’
Prof. Dr. Sancar, askeri tasfiye konseptine ikna olan AKP’nin, aynı zamanda Öcalan’ı da etkisizleştirmeye çalıştığını düşünüyor. Avukatlarla görüşmelerinin engellenmesini buna bağlayan Sancar, „AKP, ‘etkisizleştirme kosneptini yürürlüğe koyuyorsam Öcalan’ın etkisini de keserim’ diye davranıyor. Öcalan’ı diğer unsurlara karşı kullanıyormuşum gibi bir hava yaratırım mantığında.. Bunu da yaptı AKP. Ayrıca şunu söylemek istiyorum; AKP’nin böyle bir konsepte sahip olması zaten büyük sorundur.“
Askeri konseptler boşuna
Türk devletinin, hangi yönelimlere başvurursa başvursun, Kürt hareketini yenemeyeceğini de şu sözlerle dile getiriyor Pof. Sancar: „Hiçbir askeri konsept, hiçbir güvenlik konsepti Kürt siyasi hareketinin bitirilmesini veya gücünün, belinin kırılmasını sağlayamaz. Bunu sadece bizler değil; eski genelkurmay başkanları, güvenlik uzmanları, herkes söylüyor.“
Belli dönemlerde Kürt hareketine sıkıntılar yaşatılabileceğini kaydeden Prof. Sancar, buna rağmen devletin istediği gibi bir ‘kesin çözüm’ün mümkün olmadığına dikkat çekti.
Prof. Sancar, Türk medyasının ve devletin, PKK gerçeğini yanlış okuduğunu anlatıyor: „PKK gerçeği eksik ve yanlış okunuyor. Bir kere çok büyük bir halk desteği var. İmha amaçlı operasyonlar artarsa PKK’li olmayan Kürt çevrelerinin de PKK’ye yakın davranacağı, duygu ve hareket ortaklığı zeminini geliştireceği bugüne kadar ki tecrübelerden biliniyor. Ölümler arttıkça, gerilla cenazeleri çoğaldıkça dağ ile ova arasındaki fark azalıyor. İmha amaçlı harekat ya da konsept ölümlere neden olur; her iki taraftan da insanlar çok sayılarda ölür. Şehirlerde eylem ihtimali zaten sürekli gündeme getiriliyor; PKK ve TAK tarafından. Tabii ki olmamasını temenni ederim ama savaş devam ederse bu gibi gelişmelerle karşılaşma ihtimalimiz yüksektir. Henüz devreye girmemiş sivil aktörlerin yaratacağı etkiye inanıyorum. Ayrıca Kürt hareketinin de çok daha basiretli, politik manevralar yapıp değerlendireceğini düşünüyorum.“
‘Öcalan tabloyu değiştirir’
Çözüm için Öcalan’ın önemine de dikkat çeken Sancar, son olarak şunları ekledi: „Öcalan’ın devreye girmesiyle tablonun önemli ölçüde değişme ihtimali vardır. Savaşın topyekün ve uzun süre yürütülme ihtimali zayıftır. AKP’nin KCK operasyonlarından sonra bunun kendisine yönelik yarattığı sıkıntıları da görmesi ve toparlanması gerekir. KCK operasyonları AKP’nin her kesiminde bile olumlu karşılanmamıştı. Şimdi bunun askeri kısmının da AKP’ye yakın bazı çevrelerce kayıtsız şartsız destek göreceğini hiç sanmıyorum.“
ALİ BARIŞ KURT - İSTANBUL
El kırmak çözmez
İstanbul’dan bir grup aydın ve yazar „El kırmak çözmez; el uzatmak, el sıkışmak çözer. Barıştan yana bir süreç acilen başlatılmalı“ diyerek, Meclis’te grubu bulunan tüm siyasi partilere sorumluluk çağrısı yapıldı.
İshak Alaton, Prof. Dr. Halet Çambel, Hrant Dink’in eşi Rakel Dink, Prof. Dr. Şerif Mardin, yazar Orhan Pamuk, Prof. Dr.Turgut Tarhanlı ve Prof. Dr. Nermin Abadan Unat, Ramazan Bayramı vesilesiyle bir mesaj yayınladı. Bayrama 4 gün kala hala operasyonların devam etmesine tepki gösterilen mesajda, bayramın barış günü olduğu belirtilerek, „Savaş, çatışma, operasyon, silah, mayın, top, tüfek, ateş, barut, hapis, tehdit çözmez; sağduyulu diyalog çözer. El kırmak çözmez; el uzatmak, el sıkışmak çözer. Barış diz çöktürmek değildir, öylesi kalıcı barış olmaz. Barışmanın yolu güç gösterilerinden ve toplu cenazelerden geçmez, hakları temel alan mutabakattan geçer“ denildi.
Kürt meselesinin çözümü için barıştan yana bir sürecin acilen başlatılması gerektiği ifade edilen mesajda, Meclis’te grubu olan partilere, Meclis’in açılmasını beklemeden bir araya gelmeleri çağrısı yapılarak, „Ortak aklı oluşturacak, sürekli bir diyalog ortamı hazırlayacak adımları atmaya davet ediyoruz. BDP’nin bu sürece katılmasının kritik önemde olacağını düşünüyoruz“ denildi.
DİHA/İSTANBUL