
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturması kapsamında düzenlenen 4 ayrı operasyonda gözaltına alınan ve aralarında BDP’li 12 belediye başkanı ile BDP’nin desteğiyle milletvekili seçilen ancak tahliye edilmeyen Selma Irmak, Kemal Aktaş ve milletvekilliği düşürülen Hatip Dicle’nin de bulunduğu 104’ü tutuklu 152 kişinin yargılanmasına devam edildi. Özel yetkili Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 24'üncü duruşmada siyasetçilerin avukatları, bir önceki duruşmada mahkemenin hiçbir taleplerini kabul etmemesini gerekçe göstererek, protestolarını sürdürüp, duruşmaya katılmadı.
Avukatlara suç duyurusu tehdidi
Mahkeme heyeti, siyasetçilerin tutukluluk halinin devamına karar vererek, Otomatik Avukat Atama Sistemi üzerinden görevlendirme yapılan avukatlara duruşmalara katılmaları için tebligat yazılmasına, tebligatta duruşmaya katılmamaları halinde Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunacaklarının belirtilmesine karar verdi. Mahkeme heyeti, Diyarbakır Baro Başkanlığı’na da ’derhal müdafi atanması’ için yeniden yazı yazılmasına, aksi taktirde haklarında suç duyurusunda bulunulacağının bildirilmesini kararlaştırdı.
Demirbaş'a yurtdışı izni yok
Ağır hasta olan ve tedavi için yurtdışına çıkması gereken tutuksuz yargılanan Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş'ın yurtdışı yasağının kalkması talebi de reddedildi. Duruşma bugüne ertelendi.
Baro Başkanı: Katılmayacağız
Anadilde savunma yasağı ile sanıkların bölünerek, altışar kişi halinde savunma yapmasının kararlaştırılması nedeniyle savunma avukatları, son 3 duruşmaya da katılmamıştı. Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, savunma hakkının sağlıklı şekilde tanınmaması durumunda sonraki mahkemelerde de tavırlarını sürdüreceklerini söyledi.
Demirtaş: Yargılanma tıkandı
Duruşmayı bir grup milletvekiliyle birlikte izleyen BDP Grup Başkanı Selahatin Demirtaş, yargılanmanın tıkandığını belirterek "Mahkeme yargılama yapamıyor, sanık yok, avukat yok. Ortada ciddi bir soruşturma ve iddianame yok ve tıkanmanın da en büyük nedeni de anadildir" dedi. Demirtaş, "Kürtler kendi anadillerini mahkemelerde, sokaklarda, kamusal alanda, okulda, televizyonda, özgürce rahatça konuşabilecek mi konuşamayacak mı? Devletin buna karar vermesi lazım. Bu mahkemenin vereceği bir karar değildir. Mahkeme de çaresizlik içerisinde yargılamayı yapamaz durumda. İşlevsiz durumda ne yapacağını bilmeyen aciz bir durumda, bu insanları rehin tutuyor" diye konuştu.
AMED