- Licê Katliamı davası, sanık askerin ölmesi üzerine düşürüldü. HDP, "Davanın düşürülmesi Kürtlere karşı suçların aklanmasıdır" dedi.
Amed'in Licê ilçesinde 22 Ekim 1993’te iki yaşındaki çocuğun da aralarında olduğu 14 sivil, bir asker ve Jandarma Bölge Komutanı Bahtiyar Aydın’ın öldürülmesine dair açılan dava, 30 yıl sonra cezasızlıkla sonuçlandı.
Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın öldürülmesini bahane eden Türk ordusu, 22 Ekim 1993'te Licê (Lice) halkına saldırdı. Bir gün boyunca ateş altına alınan Lice'de aralarında iki yaşında bir çocuğun da bulunduğu 16 kişi katledildi, 35 kişi yaralandı. 402 ev 242 işyeri yakılarak yağmalandı.
Yaklaşık 20 yıldı tozlu raflara bırakılan dosya, Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca 'diyalog süreci'nde raflardan indirilerek, bir kısım deliller toplandı, bir kısım tanıklar dinlendi. Daha sonra katliam mağdurları ve vekilleri tarafından toplanılması talep edilen deliller toplanmadı, insanlığa karşı suç işleyen sanıkların tutuklanması talebi kabul edilmedi, yargılama sürüncemede bırakıldı. Yargılama, olayı ve failleri tespit etmekten ziyade katillerin korunması amacına hizmet etti. Mahkeme, sanıkları mağdur, mağdurları sanık olarak gören bir pratik izledi. Katliama karar veren komutanları, askeri ve siyasi failleri, katliama doğrudan katılan diğer failleri görmeyen yargı makamları, tek sanık üzerinden davayı sürdürmekte ısrar etti.
Tek sanık da öldü
Dosyada, olay yeri, arama ve el koyma tutanakları, bilirkişi raporları ve dönemin kaymakamı başta olmak üzere diğer devlet görevlilerinin müdahale gerektirecek herhangi bir çatışma olmadığına ilişkin beyanları ile mahkeme tarafından dinlenen yüzlerce Liceli yurttaşın, insanları öldürüp yaralayan, ev ve işyerlerini yakıp yıkan, yağmalayan kişilerin asker ve polis olduğuna ilişkin tüm beyanlarına rağmen mahkeme sanığı akladı ve beraat kararı verdi. Temyiz mahkemesinin bozması sonrasında sanık Eşref Hatipoğlu’nun ölmesi üzerine mahkeme davayı düşürdü. Devletin fail olduğu suçların yargılamalarında, beraat ve zaman aşımı kararları ile uygulanan cezasızlık politikası, davaların düşürülmesi ile başka bir boyut kazandı.
Cezasızlık politikası değişmiyor
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eşsözcüleri Nuray Özdoğan ve Serhat Eren, konuyla ilgili yaptıkları açıklamada, bunları hatırlatarak, "İktidarlar değişse bile değişmeyen cezasızlık politikasındaki ısrar, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve hukukun üstünlüğünün sağlanması önündeki en büyük engeldir" dedi.
90'ların karanlığı bitmedi
Evrensel hukuk normları içinde hareket ederek faillerin cezalandırılmasının "lütuf değil zorunluluk" olduğu vurgulanan Açıklamada, şunlar ifade edildi: "Bu sözde yargılamalar ve ardı ardına ortaya çıkan hukuk felaketleri de gösteriyor ki, 90’lı yılların karanlığı hiç bitmedi; sadece konsept değiştirdi. 1990’lı yıllardaki, etnik ve politik soykırım ürünü ağır insan hakları ihlalleri ile yüzleşilmedikçe ve katliamların failleri etkili bir yargılamayla cezalandırılmadıkça demokratik barışçıl bir düzenin kurulması mümkün olmayacaktır.
İlgili makamlara bir kez daha sesleniyoruz: İnsanlığa karşı suç niteliğinde olan Lice katliamının tüm failleri üzerindeki siyasi koruma kalkanının kaldırılıp sanıkların yargılanması zorunludur. Yüzleşilmeyen ve cezasız bırakılan her katliam, korunan ve/veya ödüllendirilen her bir fail ülkeyi ayrı bir karanlığa sürüklemektedir.” ANKARA