Mêrdîn'in Nisêbîn ilçesinde 134 gün süren devlet ablukasında hayvanlarını otlatmak için dışarı çıkan Emine Kayran, keskin nişancıların açtığı ateş sonucu yaralandı. Kayran o anları, "Evim Yenişehir'deydi. Sabah kalkıp hayvanlarımı otlatmak için evden çıktım. Ateş açtılar, vurulup yere düştüm. Ayağım kanlar içindeydi. Yere düştükten sonra da taramaya devam ettiler. Bütün şarjörü üstüme boşalttılar" sözleriyle anlattı.
Bir buçuk saat yaralı bekletildi
Ateş atmaya devam ettikleri için yanına kimsenin yaklaşamadığını dile getiren Kayran, "Akrabalarım karşıdan bakıyordu ama ateş etmeye devam ettikleri için kimse yanıma gelemiyordu. Çocuklarım uykudaydı, duysunlar istemedim. Kadınların beyaz bayraklarla geldiklerini görünce 'gelmeyin, öldürüleceksiniz, ambulansı bekleyin' dedim. Yukarıdan hortum atıp beni çekmek istediler ama tutamadım. Bir buçuk saat yerde yaralı halimle kaldım. Sürüne sürüne yolun karşısına geçtim. Kadınlar elimi tutup çekti. Beni battaniyeye sarıp at arabasına yatırdılar, ambulansın oraya getirdiler. Bu sırada zırhlı araçlardan inen özel harekat polisleri 'seni biz vurmadık' dedi, ben de onlara 'beni siz vurdunuz' dedim" diye devam etti.
Eşini ve kardeşini katlettiler
Emine Kayran, 90'lı yıllarda devlet baskısı yüzünden önce Sêrt'e, sonra Nisêbîn'e göç etmek zorunda kalmış. Babasına ait ev askerler tarafından tam 5 kez yakılmış. Bu sırada erkek kardeşi de katledilmiş. Sahip oldukları yaklaşık 600 koyundan sadece 20'sini alarak Nisêbîn'e göç eden Kayran ailesinin peşini devlet zulmü burada da bırakmamış. Devlet güçleri Mayıs 1992'de eşini ve babasını tartakladıktan sonra kurşuna dizmiş. Eşini burada yitiren Kayran, devlet zulmünün o günden bu yana bitmediğini söylüyor.
Şu an devletin ördüğü tellerin arkasında olan evine dönmek istediğini belirten Kayran, "Devlet yıllardır Kürt halkına zulmediyor ancak böyle bir yere varamayacağını bilmeli. Ben davamın arkasındayım. Bir damla kanımız kalana kadar da arkasında olacağız" dedi.
JINHA/MÊRDÎN