• DEM Parti İmralı Heyeti'nde yer alan Av. Faik Özgür Erol, Rêber Apo açısından sürecin artık ikinci bir aşamaya evrilmek durumunda olduğunu kaydetti.
  • 10 ayda Kürt demokratizasyonu yönünde ciddi bir müdahale olduğunu belirten Erol, "İkinci aşamayla birlikte devleti ve Türkiye siyasetini de demokratize etmek istiyor" dedi.

İmralı'daki son görüşmeyi anlatan avukat Faik Özgür Erol, "bir topluluğun haklarıyla sisteme katılımı" olarak nitelendirdiği demokratik entegrasyon için ara dönem yasalarına ihtiyaç olduğunu söyledi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti, uzun bir sürenin ardından 28 Ağustos'ta İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'nde tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüştü. İmralı Heyeti'nde yer alan isimlerden birisi olan Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Faik Özgür Erol, MA'dan Selman Güzelyüz ve Fırat Can Arslan'ın sorularını yanıtladı. Rêber Apo'nun önümüzdeki dönem itibarıyla aile, avukat ve DEM Parti heyeti görüşme trafiğinin biraz daha artacağını belirten Erol, "Görüşme ve iletişim olanaklarının düzenli ve sistematik bir hale gelmesi; haftada en az birkaç görüşmenin düzenli olması gerekiyor" dedi.

Komisyonun iki temel misyonu

Rêber Apo'nun Meclis'te komisyon kurulmasını çok önemsediğini belirten Erol, hem bu sürecin toplumsal zeminini oluşturma hem de ara dönem/geçiş dönemi yasalarına ilişkin fikrini ortaya koyma yönüyle iki temel misyon biçtiğini söyledi. Elbette komisyonun yasal bir güvenceye dayanarak kurulmasının tercih edildiğini, ancak önemli olanın işlevli ve verimli bir biçimde çalışması olduğunu kaydeden Erol,  komisyonun yasa önerisi sunmasının önünde engel bulunmadığını vurguladı.

Komisyon'un görüşmesi gerekliliktir

Komisyon'un Rêber Apo ile görüşmesinin bir talep veya istemden ziyade bir gereklilik olduğunun altını çizen Erol, "Sayın Öcalan bu sürecin baş aktörüdür. Sadece PKK'nin kurucu önderi değil, bu sürecin de kurucu önderidir. Dolayısıyla Komisyon, Sayın Öcalan ile görüşmelidir" diye konuştu.

Üç temel kavrama vurgu

Rêber Apo'nun "Bizim Kürt dinamizmini ve Kürt siyasallaşmasını bütün bölge halklarının bir arada yaşama kültürü üzerine, bütün bölge halklarının da kazanabileceği bir şeye dönüştürme iddiamız var" dediğini belirten Erol, aynen şu cümleyi kurduğunu söyledi: "Demokratik toplum, barış ve entegrasyon kavramlarıyla süreci başarıya götürmeye mücehhezim."

Entegrasyonla kastedilen

Rêber Apo açısından sürecin artık ikinci bir aşamaya evrilmek durumunda olduğunu kaydeden Erol, 'demokratik entegrasyon'dan kastını da şöyle anlattı: "Burada ne asimilasyon ne de o liberal teorideki entegrasyon kavramı olarak kullanıyor. Entegrasyonun, asimilasyonla alakası olmadığı gibi, herhangi bir yapının, kütlenin veya kurumun içinde erimek anlamına da gelmiyor. Demokratik entegrasyon, bir bütün olarak topluluğun haklarıyla bir sisteme katılımını ifade eder. Kürtlerin bütüncül olarak hukuka ve cumhuriyete dahli sürecidir, demokratik entegrasyon. Bunu böyle tarif edebiliriz. Buradaki temel iki kavram da hukuk ve saygıdır. Hukuk ve saygı isteriz. Bu entegrasyon sürecinin gerçekleşmesi, stratejik ve taktik bir bütünlük de gerektirir."

Entegrasyonun iki boyutu

Bunun esasen iki boyutuna dikkat çeken Erol, biraz daha sınırlı boyutunun, özellikle çatışmanın sonlandırılması ve barış sürecinin nihayete kavuşturulması olduğunu söyledi. Siyasi sebeplerle 'hukuk dışına' çıkmış olan Kürtlerin, dağdakileri de kapsayacak şekilde hukuk sürecine dahil edilmesi gerektiğini söyleyen Erol, bunun için bazı ara dönem/geçiş dönemi yasalarına ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Bununla birlikte Rêber Apo'nun geliştirdiği sürecin dönüştürme ve demokratize eden yönüne de dikkat çeken Erol, şunları söyledi: "Demokratik toplum, sadece Kürt demokratizasyonundan ibaret değildir, bütün toplumlara örnek olma ve birlikte yaşayacağı devleti de demokratize etme iddiası vardır. Demokratik entegrasyon, demokratik siyaset ve demokratik toplum alanının oluşmasını gerektirir. Sayın Öcalan, ilk görüşmelerde 'ideolojik kimlik, etnik aidiyet kimliği ve dinsel kimlik' tasnifi yaptı ve üç kimliğin ifadesi noktasında herhangi bir sınırlamanın olmaması gerekir.

Diğer yönüyle yerel yönetimler, seçimle gelenin yine seçimle gitmesi, demokratik yollarla gelenin demokratik yollarla gitmesi konusunda herhangi bir tartışma unsurunun kalmaması gerekir. Hakeza siyasetin üzerinde hukuk kılıcının sallanmaması gerekir. Kapatma davaları, siyasi parti davaları, siyasi partileri sınırlandıran operasyonlar...

Devletin demokratizasyonu

İlk 10 aylık süreçte Kürt demokratizasyonu, Kürtleri demokratik siyasete doğru yönlendirme yönünde çok ciddi bir müdahale oldu. Sayın Öcalan, bu ikinci aşamayla birlikte devleti ve Türkiye siyasetini de demokratize etmek istiyor."

Barışa herkes sahip çıkmalı

Barış sürecine katılım meselesinin şartlara ya da etkenlere bağlanmasını çok doğru bulmayan Erol, 'Hükümet yeterince bu konuda istekli ya da ön açıcı davranmıyor, dolayısıyla biz de biraz temkinli davranalım' tutumunu eleştirdi. Barışa sahip çıkmanın herkese kazandıracağını vurgulayan Erol, şöyle devam etti: "Barış çığlığının ortaya çıkmasını engelleyen herhangi bir devlet ya da hükümet tutumu olduğunu düşünmüyorum. Biz barış talebini yükselteceğiz ki buna istekli olan, buna yarı istekli olan ya da bu konuda endişeleri ve kaygıları olan siyasiler de bu güçlü talep karşısında tavırsız kalamayacaklar. Buna dair yaklaşılması gereken tutum budur bence." İSTANBUL