Devletin bitmeyen öfkesi

Peyindas (Söğütlü) köyü / Tatvan - Bitlis

Peyindas (Söğütlü) köyü / Tatvan - Bitlis

  • Günlerdir savaş uçakları ve helikopterlerle bombalanan, askerlerin üs kurduğu, iş makinelerinin getirildiği Peyindas köyü bilinçli bir politikayla hedef alınıyor.
  • 1993’te devlet tarafından yakılan, köylerinden göç etmek zorunda kalan ancak geri dönerek devletin her türlü zulmüne direnen köylüler, “bu sefer gitmek yok” diyor.

Bitlis’in Tatvan ilçesine bağlı Peyindas (Söğütlü) köyünde geçtiğimiz Cuma başlatılan askeri operasyon yoğun bombardımanla devam ederken, göç ettirilmek istenen köy halkından özellikle Avras ailesinin hedef alınması dikkat çekiyor. Türk devletinin ana akım medyaya servis ettiği dört gerillanın yaşamını yitirdiği yönündeki haberlerin de yalan olduğu ortaya çıktı.

12 Ağustos’ta köye yapılan baskında Kerem Avras, Mustafa Tedbirli, Necip Tedbirli, Heybet Çelik, Serkan İpek, Garip İpek, Ekrem Avras ve Ahmet Çelik gözaltına alındı. Köylülerden Ekrem ve Fettulah Avras adlı kardeşler ise hala kayıp.

Gözaltına alınan 8 kişi dün emniyetteki ifade işlemleri tamamlanarak savcılığa çıkarıldı.

 

 

Can güvenliğimiz yok

JİNHA’ya konuşan Köy sakinlerinden Kıymet Avras, köye giriş çıkışların yasaklandığını belirterek, “Askerler köyün içinde geziyorlardı. Ne beriler koyunlarını sağmaya gidebiliyordu ne de hayvanları su içmek için meraya götürüyorlardı. Son iki gündür kadınlar beriye gidiyor ama askerler onlarla gidip geliyor” dedi.

Köye yapılmayan şey kalmadı. Her yeri bombaladılar, o köylerde tarihi ya da doğal hiçbir şey kalmadı. Her daim bomba sesi duyuyoruz. Köyde her gün helikopterler uçuyor. Hiçbir şekilde can güvenliğimiz yok” diye konuştu.

Aynı zamanda gözaltına alınan Kerem Avras’ın kızkardeşi olan Kıymet Avras, abisinin tarlada çalışırken gözaltına alındığını belirterek, “Panzer onların evinin hemen önünde, günlerdir o ev abluka altında” bilgisini verdi.

İşkence nedeniyle yürüyemiyor

Kerem Avras’ın gördüğü işkence nedeniyle güçlükle yürüdüğü, kafasında kırıklar ve kaburgasında çatlakların olduğu öğrenildi. Konuya dair görüştüğümüz avukat Berfin Ozan gözaltına alındıktan sonra hastaneye götürülen Kerem Avras’a darp raporu verilmediğini, ısrarları sonucu yeniden hastaneye götürerek darp raporu alındığını ifade etti. Kerem Avras’ın aldığı darbeler nedeniyle gözünde de görme kaybı yaşadığı belirtildi.

 

 

İçişleri Bakanının yalanı

Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre, operasyonların başladığı gün HPG gerillası olduğu öğrenilen Mehmet Veysel Aydemir’in de esir alındığı ortaya çıktı. Karnından ve bacaklarından yaralandığı belirtilen Mehmet Veysel Aydemir’in silahsız olduğu öğrenildi. Hastanede tedavi altında tutulan Mehmet Veysel Aydemir için İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın “Veysel Aydemir ile birlikte dört terörist etkisiz hale getirildi” şeklindeki açıklaması basına yansımıştı. Köyde herhangi bir ölüm yaşanmadığını belirten tanıklar Veysel Aydemir’in götürülmesinden sonra köydeki bombardımanın daha da arttığına dikkat çekti. Hastanede tutulan Mehmet Veysel Aydemir’in ifadesinin alınıp alınmadığı ise henüz bilinmiyor.

 

 

90’lardan bugüne zulüm bitmedi

Operasyonun gerçekleştiği Peyindas köyü de yıllardır Türk devlet güçlerinin baskısı altında. Konuya dair görüştüğümüz ve güvenlik nedeniyle ismini vermediğimiz bir kişi devletin ‘Avras’ soyadına 90’lardan bu yana düşman olduğunu söyledi. Uzun yıllar mücadele içerisinde yer alan ailenin ve akrabalarının bulunduğu Peyindas köyü 1993 yılında devlet tarafından yakıldı. Gördükleri baskı ve evlerinin yanmasının ardından zorla göç ettirilen aile, 11 yıl aradan sonra yeniden köylerine dönerek yaşamlarına devam ediyor. Bu süre zarfında aldıkları tehdit ve baskılara rağmen köylerinden çıkmayan aile, mücadelesinden geri adım atmadı. Tanık olunan zulme karşı çok sayıda gencin yönünü dağlara çevirdiği aile, 90’lardan bu yana devlet tarafından hedef alınıyor.

‘Bu sefer gitmek yok’

Köylülere göre bu baskıların tek amacı ise yeniden yerinden etmek. Baskılara rağmen köylerini terk etmeyeceklerini belirten köy sakinleri, “Amaçları yeniden göç ettirmek. Burayı boşaltmak istiyorlar. Bizler buradan gitmeyeceğiz, gidecek yerimiz de yok. Bizim dilimize, kültürümüze ve bizlere saldırarak her şeyi yapıyorlar. Ama bu sefer gitmek yok” sözlerini kullandı.

Operasyonların devam ettiği alanda can güvenliklerinin olmadığının altını çizen köylüler son olarak dayanışma çağrısında bulundu.

 

 

Tatvan merkez ve Hizan’da da gözaltı

Tatvan’da dün sabah saatlerinde yapılan  ev baskınında ise 45 yaşındaki Nasihat Kılıçkıran gözaltına alındı. Dosyaya gizlilik kararı konulduğu öğrenildi. Hizan’da da dün sabah 2 kişinin gözaltına alınıp adliyeye götürüldüğü kaydedildi. BİTLİS

 

*****

Mücadele bayrağını hiç düşürmediler

Avras ailesinin zorluklar, bedeller ve direniş dolu hikayesi gazetemiz Yeni Özgür Politika’da da yer almıştı. Baskılar nedeniyle Avrupa’ya göç etmek zorunda kalan aile üyelerinden Mesut Avras, nesilden nesile direniş bayrağını hiç düşürmeden ölümsüzleşenleri anlatmıştı:

*Avras ailesinin ilk şehidi iki kız çocuğu babası Mehmet Nuri Avras. Şahin kod adını alan Avras, 1993’te gerilla saflarına katılır. 1997’de Tatvan’da şehit düşen gerilla Şahin’in cenazesi panzerin arkasına bağlanarak köyde teşhir edilir. Baskılar nedeniyle cenazesi, 2000’lerden sonra Kimsesizler Mezarlığı’ndan alınarak defnedilir.

*1994’te köylerinin yakılması ardından İstanbul’a göç eden ailenin en büyük çocuğu Mehmet Sabri Avras (Harun) dağların yolunu tutar. 1995’te Tatvan’a bağlı Karukan köyünde 33 arkadaşıyla birlikte şehit düşer.

*Avras ailesinin diğer bir şehidi ise Abdulhamit Döner (Agît). O da 1993’te 13 yaşındayken gerillaya katılır. Abdulhamit ilk katıldığında yaşının küçük olması nedeniyle kabul edilmez. Ailesinin yanına geri döner ama amacından vazgeçmez. Sonunda 1995 yılında gerilla katılır. Aynı yıl Tatvan’ın bir köyünde pusuya düşürülerek şehit düşer. Yıllarca cenazesi alınamaz. 2013’te gerillaların Bakûr’da gerilla cenazelerini toplayarak yaptığı şehitliklerde Agît’in cenazesinin de bulunduğu öğrenilir. Aile, Agît’in kemiklerini alarak Garzan Şehitliği’ne defneder. Fakat şehitlik bir süre sonra Türk devleti tarafından bombalanır. Cenazeler Kilyos’ta bir yol kenarına gömülür.

*1994’te köyleri yakıldığında henüz 3 yaşında olan Mazlum Avras lise öğrencisiyken yani 2010 yılında gerillaya katılır. Harun ve Şahin’in isimlerini alır. Harun Şahin 29 Haziran 2016’da Şemzinan’da beş arkadaşıyla birlikte hava saldırısında şehit düşer.

*Mehmet Avras’ın dayı kızı Sevda Arbas (Toprak Harun) da 22 yaşındayken 28 Haziran 2012 tarihinde gerillaya katılır. Mazlum ile Kandil’de karşılaşırlar. Sevda ve Mazlum’un arasında geçen konuşmayı Mesut Avras şu sözlerle anlatıyor: “İkisi birbirine bir söz veriyor. Hangisi daha önce şehit düşerse diğeri onun ismini alacak. Ama ilkin Mazlum şehit olduğundan Sevda, Mazlum’un kod ismi olan Harun’u da ekleyerek, ismini Toprak Harun yapıyor. Sevda da 2018’de Türk devletiyle girdiği çatışmada esir düşmemek için bombayı kendinde patlatır.

*Mazlum’dan sonra kuzeni Welat Avras (Dicle Ela) da gerillaya katılır. Gerilladaki ilk ismi Dicle Tatvan. Fakat daha sonra Ela adında bir arkadaşı şehit düştüğü için onun da ismini alır. Dicle Ela, Şengal’de DAİŞ’e karşı savaşta önemli rol oynayan isimlerden biri olur. 2017’de Amed eyaletinde iki arkadaşıyla beraber şehit düşer.

*Mesut Avras amcasının oğlu Abdulkerim Avras (Rizgar Harun Şahin) 1 Haziran 2014 yılında 12 arkadaşıyla beraber Dersim’den gerillaya katılır. 2019’da 5 arkadaşıyla beraber şehit düşer.

*Mesut Avras’ın dayısının oğlu Behçet Arbas da (Felat Artos), 2006 yılında aynı yoldan yürüme kararı alır. 29 Mayıs 2018’de Kars’ın Kağızman ilçesinde şehit düşer.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.