Devletin fuhuş yurtları!

Dosya Haberleri —

18 Ağustos 2021 Çarşamba - 21:04

  • Devlet yurdundayken küçük yaşta evlatlık verilen Av. Dr. Dilek Ekmekçi’nin anne-babasını arama hikayesi, devlet yurtlarını fuhuş batağı olarak kullanan derin devlete, hakim ve savcılara, istihbarata, Osmanlı Ocakları’na, Gökçek’e ve Perinçek ekibine kadar uzanıyor.
  • Uzun uğraşlar sonucu annesinin kimlik bilgilerine ulaşan Ekmekçi, annesinin Kars'ta eziyet çektirilerek öldüğünü öğreniyor: “Cerrahpaşa’nın mütalaası var. Dosyada dayım baş şüpheli, annem defin ruhsatsız gömülmüş.”

DİLEK EKMEKÇİ’NİN EBEVEYNLERİNİ ARAYIŞI, DEVLETİN DERİNLERİNE UZANAN BİR FUHUŞ ORGANİZASYONUNU AÇIĞA ÇIKARDI…

 

Kontrgerillanın fuhuş yurtları 1. BÖLÜM

GÜLCAN DERELİ

 

İnsan doğarken kendini seçemez, kendi içine doğar. Ailesini, anne-babasını, doğduğu toprakları seçemez... Bazı insanlar doğarken bütün dünyanın yüküyle doğar. Örneğin Kürt doğar, kadın doğar, devlet yurtlarının içine doğar. Bu verili hal, insanın varoluşuna eşlik eder. Eğer kendi tarihini, kim olduğunu, anne-babanı, geçmişini, hakikatini, kendini bilme arzusu varsa insan daima yeni hakikatlerle tanışır. Bu kimi zaman iyidir, kimi zaman da kötü; kötü çünkü kendini çürümüş bir halin kokusu içinde bulabilirsin. Bazen bir insanın hikayesi, çürümüş bir ülkenin hikayesidir. İşte bu da onlardan biridir. Avukat ve akademisyen Dr. Dilek Ekmekçi’nin hikayesi, işte böyle bir hikayedir. Onun hayatı bir kapalı devre olarak inşa edilen devlet yurtlarında başlar. Kürt illerinde bir devlet politikası olarak işletilen fuhuş ve uyuşturucu tuzağı, yetiştirme yurtlarında farklı boyutlarda işletiliyor. İki bölümden oluşan dosyamızda devlet yurtlarının çürümüşlüğüne ve “derin devlet” bağlarına Ekmekçi’nin anlatımlarıyla tanıklık edeceksiniz.

Devlet yurtları gerçeği

Doğduktan sonra devlet yurduna bırakılan ve kısa bir süre sonra evlatlık verilen Av. Dr. Dilek Ekmekçi, evlatlık verildiğini öğrendikten sonra uzun yıllar biyolojik ailesini araştırmaya başlar. Mesleğinde de dikkatli ve titiz bir araştırmacı olan Ekmekçi, iğneyle kuyu kazar gibi kendi geçmişini kazar. Önce kendisiyle birlikte yurda terk edilen bir ablası olduğunu öğrenen Ekmekçi, daha sonra annesi ve babasının kimliğine ulaşır. Ama öyle kolay olmayacak, yıllar alacak ve karşısına bir “fuhuş fabrikası”na çevrilen devlet yurtları gerçeği çıkacaktır.

Tüm engellemelere rağmen

Evlatlık verildiğini 11 yaşında öğrendiğini söyleyen Ekmekçi, “Ben bu olaylara kendi mücadelemden dolayı vakıf oldum. Evlatlık olduğumu biliyordum zaten; biyolojik ailemin kim olduğu, geçmişim karanlıktı. Ağustos 2013’te Altındağ Nüfus Müdürlüğü kapalı kayıtlarında biyolojik bir ablam olduğunu öğrendim. Aynı anda terk edilmişiz. Sonra onunla bir şekilde iletişime geçip karşılaşınca, onun hayat tarzına ve arkadaş çevresine tanık olunca aynı dünyaların insanı olmadığımızı anladım. Zaten aramızda hep gelgitli bir ilişki oldu. Biyolojik annemi de benden saklıyordu. O yüzden küstük, davalık olduk. Bir buçuk sene hiç görüşmedik. Sonra çok uzun uğraşlar sonucu, ablamın da bütün engellemelerine rağmen biyolojik annemin kimliğine ulaştım” diyor.

‘Annem öldürülmüş’

Ekmekçi, annesine ulaşmak için mücadele veriyor ancak ablası bunu engelliyor. Uzun uğraşlar sonucu annesinin kimlik bilgilerine ulaşan Ekmekçi, annesinin Kars’ta eziyet çektirilerek öldüğünü öğreniyor. Ekmekçi şöyle anlatıyor: “Annemin kimliğine ablamın yurt dosyasından ulaştım, eş zamanlı olarak aynı yöntemle savcılık da ulaştı. Ablam savcılığa 3 kere şüpheli sıfatıyla ifade verdi. İki ifadesinde annemin kimliğini söylemedi. Üçüncüsünde artık savcılık yurt kayıtlarında bulunca, ablam annemizin kimliğini doğrulamak zorunda kaldı. Annemiz yurt ziyaretlerinde yalan yanlış isimler veriyor ama yurt daha sonra annemin gerçek kimliğine ulaşıyor fakat bunu da nüfusa bildirmiyor. Orada da yurdun ihmalleri var. Sonuçta yurt dosyasında annemin gerçek kimliği var. Evet, annemizin adı Pamuk Deniz diyor. Biyolojik annemizin ölümünde cinayet şüphesi var. Çok ciddi ölümcül kırıklarla, eziyet çekerek ölmüş. Onunla ilgili Cerrahpaşa’nın mütalaası var. Dosyada dayım baş şüpheli, annem defin ruhsatsız gömülmüş. 2009’da ölmüş ancak 2012’de yalan beyanla 2011 senesinde öldüğü söylenerek nüfustan ölümü düşürülüyor.”

33. madde araştırılsın

Birçok kadın cinayetinde olduğu gibi bu cinayetin de üstü kapatılmış. Ta ki Av. Dr. Ekmekçi’nin araştırmalarına kadar. Annesinin ölümüyle ilgili şikayetçi olan Ekmekçi, “Nüfus Hizmetleri Kanunu Madde 33, yani ‘cinayeti örtbas maddesi’ diyorum ben buna. Bu maddenin kötüye kullanımları araştırılsa binlerce faili meçhul ve kadın cinayeti ortaya çıkar bu ülkede. Biyolojik ablamın da annemizin ölümüne ilişkin bildiklerini sakladığını düşüyorum. Zaten hiçbir zaman sağlıklı bir ilişkimiz olmadı. Arada ben kendisiyle kardeşlik ilişkisi kurmak için çaba sarf ettim, psikolojisi normal değil diye aile dizimine götürdüm. Ben finanse ettim, her türlü destek olmaya çalıştım, çevresinden uzaklaşsın diye ama lüks otellere, günübirlik eğlenceye alıştırmışlar. Maddi, manevi ne yaptıysam açıkçası olmadı“ diye vurguluyor.

Hakimlere eskort!

Ablasının fuhuş bataklığına düştüğünü kendisine anlattığını söyleyen Ekmekçi, “Tanışmamızdan sonra ilk İstanbul’a gelişinde, ablamı beraber bulduğum, avukat ortağım ve fakülteden arkadaşım Peren Sanrı Arslan’ın yanında, 2010’ların Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı da olan, adı başka eskort olaylarına karışmış Osman Kaçmaz’ın bulunduğu tekneye -ablamın anlatımıyla söylüyorum- eskort olarak gittiğini kendisi anlattı. Hatta orada bulunan diğer hakimin adını da verdi. Olaylara ilk başta böyle vakıf oldum. Ama o dönemler o kadar üzerinde durmamıştım. Benim derdim biyolojik anne ve babamı bulmaktı” diyor.

Emniyet İstihbarat da dahil...

Mücadelesi ve araştırması sonucu ulaştığı bilgileri yıllar içerisinde birleştiren Ekmekçi, 2 kere Emniyet İstihbarat’a gidiyor ve orada yeni bilgilerle karşılaşıyor. İstihbarat’a nasıl ve kim aracılığı ile gittiğini Ekmekçi anlatıyor: “2 kere Emniyet İstihbarat’a gittim, götürüldüm. Orada çok önemli şeylere vakıf oldum. Parçaları birleştirmeme sebep olan, o gidişlerimde biyolojik annemin Nüfus Hizmetleri Kanunu Madde 33’e göre nüfustan düşürüldüğü için hayalet bir kadın olduğunu düşünüyordum. Sağlık kaydı yok, ölüm kaydı beyanla düşürülmüş. Bir tane de soy bağımı yok eden paravan ailede, benzer durumda hayalet bir kadın vardı. Biri diğerinin kimliğiyle mi yaşıyor, bunlar ölü mü sağ mı, merak ediyordum. Sonrasında ikisinin de cinayete kurban gittiğini anladım. Diğer kadın nüfusta sağ görünürken, benim cinayet ihbarımdan sonra yine Nüfus Hizmetleri Kanunu’ndaki cinayet örtbas maddesi ile nüfustan düşürüldü. 60 yaşına kadar nüfusta sağ görünen kadın için ‘3 yaşında ölmüş’ diyerek olayı örtbas etmeye çalışıyorlar. İşte bu hayalet kadınlarla ilgili taşları yerine oturtmaya çalıştığım dönemde Girne Amerikan Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ceza Hukuku Yardımcı Doçenti olarak çalışıyordum. Dönemin Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Mehmet Şükrü Doğan, o dönem benim öğrencimdi. Bana kendisi yardım teklif etti ve onun teklifi ile evlat edinen annemle birlikte 2016’nın ilk çeyreğinde Ankara’da, Oran’da Emniyet İstihbarat’a gittik.”

İstihbarat’ta ilk görüşme

Annesini bulma umuduyla çıktığı yolda Ekmekçi, yurt çocuklarının nasıl fuhuş bataklığına çekildiğinin ilk halkasını tespit ediyor. İstihbarat’taki ilk görüşmeye dair bilgi veren Ekmekçi, “O dönemin Ziraat Bankası 2. Bölge Başkanı Murat Biçer de oradaydı. O da biyolojik ablamı tanıyordu. Ablam yurt kontenjanından Ziraat Bankası’nda memur olmuş. O gün Murat Biçer’i ikinci görüşümdü. Öğrencim Doğan vesilesiyle daha önceden de görmüştüm. O zaman ablam için ‘Gönül Çelik canımız ciğerimiz’ diyordu. Emniyet İstihbarat’taki görüşmede, ‘Gönül mü, bırak ya çamur’ dedi. Biçer, hem öğrencim Doğan’ın hem de Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Koray Öner’in arkadaşıydı. Tabii olaylar biyolojik ablamı bulmamdan doğru anne baba arayışıma ilerlediği için konuşmalar Gönül’den başladı. Öner şöyle bir cümle kurdu: ‘Şu bizim kısa boylu esmer Gönül mü?’ Biz de şaşırdık, nereden tanıyor diye; Biçer tanıyabilir, çünkü Ziraat Bankası çalışanı ablam, ama Öner nereden tanıyor? Hem de ‘bizim’ diyerek tanıyor. Öner’e, ‘Siz nereden tanıyorsunuz’ diye sorduğumuzda verdiği cevap: ‘Ben onu Savcı Mehmet Kalkan’ın sevgilisi olarak tanıdım.’ O an o ismi beynime kazıdım. Daha önce de ablam, savcı ve hakimlere eskortluk yaptıklarını anlattığı için beynimizden aşağı kaynar sular döküldü” diyor.

İstihbarat yurt çocuklarını kullanır!

Emniyet İstihbarat’tan çıkan Ekmekçi, evlat edinen annesiyle beraber öğrencisi Doğan’ın arabasına bindiğini söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Arabada nasıl bir ilişki tarzları olduğunu sorgulamak isteyen evlat edinen annem, öğrencim Doğan’a sordu: ‘Nereden tanıyorlar Gönül’ü?’ Doğan da, ‘Fazla karıştırmayın; devlet, yurttan çıkan çocukları, kızları kullanır’ dedi. Ama bunu fuhuş amaçlı kullanır gibi söylemedi. Devlet derken hatta istihbarat dedi. Sanki bu görevmiş gibi bir hava çizerek, ‘Karıştırmayın’ diyerek kamufle etmeye çalıştı.”

Mehmet Kalkan ile gelen zincir

Mehmet Kalkan ismini duyan Ekmekçi, araştırmaya koyuluyor. Savcı Kalkan’ı araştırdığında, açık kaynak haberlerden ablasının Ekmekçi’ye bahsettiği Osman Kaçmaz ile arkadaş olduğunu ortaya çıkarıyor. Hatta ablasına ait bir ses kaydından bahseden Ekmekçi, söz konusu kayıtta, ablasının, “Osman Kaçmaz ile sevgili oldum, Hüseyin’e vermedim” dediğini anlatıyor. Hüseyin ise diğer hakimdir ve Kaçmaz’ın da arkadaşıdır. Sözü Ekmekçi’ye bırakıyorum: “Osman Kaçmaz’ın Hatay’da medyaya yansıyan bir eskortlu olay yaşadığını biliyordum. Ben araştırmaya devam edince Kaçmaz’ın hem ablamın anlattığı diğer hakim Hüseyin Kılıç hem de savcı Mehmet Kalkan’ın arkadaşı olduğunu öğrendim. Zaten Kaçmaz ile Kılıç’ın birlikte sosyal medyada samimi resimleri var. Kaçmaz, aynı zamanda Mehmet Kalkan’ın da arkadaşı; onunla ilgili de açık kaynak haberler var. Bu Kalkan, içlerinde en dikkat çekici şahıs. Kılıç benimle hiç uğraşmadı zaten. Şu anda da İstanbul BAM’da Ceza Dairesi Başkanı. Kaçmaz öyle değil; Hatay’daki eskort meselesi yüzünden ihracın kıyısından döndüğü, bu yüzden yıllar önce emekli olduğu iddia ediliyor. Kalkan ise hakkında ciddi iddialar olan çok daha enteresan biri” diye anlatıyor.

Sincan Adliyesi’nde hakim...

Kilit isim Mehmet Kalkan’dır. Savcı Kalkan’a dair ‘derin devlet’ ilişkilerine ulaşan Ekmekçi, şöyle devam ediyor: “Mehmet Kalkan ismini bu yapı benden özellikle saklıyor. Hatta inkar ediyor, Koray Öner bunu ağzından kaçırdı, evlat edinen annem de buna şahit, bunu tabii sonra inkar ediyor. Çünkü Kalkan üzerinden işin varabileceği çok enteresan noktalar var. Bu Kalkan, öncelikle hep geriye dönük terfi etmiş. Sincan Adliyesi’nde Osman Kaçmaz ile birlikte çalıştığı dönemden sonra Elazığ’a, Kayseri’ye tayin edilmiş. Hep Ankara’dan taşraya yani. Ve en son Şubat 2020’de jet hızıyla, benim fuhuştan suç duyurum örtbas edildikten sonra, Haziran 2020’de Mardin’e sürülüyor. Sonra bana ulaşan tanıklardan öğrendim ki, hakkında Kayseri’de akaryakıt kaçakçılarının dosyalarını örtbas ettiği iddiaları varmış. Hakkında pek çok şikayet ve soruşturmalar olduğu söyleniyor. Bunların üzerine bir de benim eskort iddialarım kamuoyunda duyulunca, Mardin’e gitmeyip emekli olduğunu duydum” diye belirtiyor.

Emniyet istihbarat halkası

Emniyet İstihbarat’a ikinci gidişinde ise farklı bir kişiyle görüşen Ekmekçi, bu sefer daha derin bir ilişki ağına ulaşıyor. Ekmekçi’den dinliyoruz: “İkinci Emniyet İstihbarat maceram da, ilkinden 1-2 ay sonra oluyor. Biz yine yokladık, evlat edinen annemle, ne oluyor ne bitiyor diye. Öğrencime sordum, Koray Öner’den ses var mı diye, tabii ses çıkmadı. Öğrencim beni yine İstihbarat’a götürdü. Bu sefer başka birine götürdü, o götürdüğü kişinin adını bilmiyorum, herhâlde söylemedi, gizledi. Orada bana biyolojik ablamın o dönem itibariyle son 6 ay içerisinde en çok görüştüğü 6 telefon numarası ve kimlerin üzerine kayıtlı olduğu bilgisi verildi. Bunlardan 4 tanesini biliyordum, ablamın anlattığı veya tanıştırdığı kişilerdi ama en çok görüştüğü ilk 2 kişiyi tanımıyordum. Bunların telefon numaraları da kendi üzerlerine değildi, biri kuzenin üzerine, biri de bir kebapçının üzerineydi.”

AKP, Osmanlı Ocakları, Gökçek

İsimleri ablasından teyit etmek isteyen Ekmekçi, “Ablama sorduğumda birini söyledi, sonra diğerinin soyismini yanlış verdi. Onu da süreç içerisinde öğrendim. Birinci en çok görüştüğü kişi Ali Hancıoğlu, telefonu kuzeninin üzerine kayıtlıydı; ikinci en çok görüştüğü kişi Mevlüt Öner, telefonu E.Ç. adına kayıtlıydı. Mevlüt Öner’in de son aşamada Koray Öner’in kardeşi olduğunu öğrenmemle parçalar birleşti. Mevlüt Öner ile Ali Hancıoğlu da Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde Melih Gökçek’in adamları. Ali Hancıoğlu, aynı zamanda Osmanlı Ocakları Merkez İlçe Başkanlığı, AKP’de yöneticilik, gençlik kolu başkanlıkları yapmış. Ali Hancıoğlu, ilkokul seviyesinde Türkçe ve tarih bilgisinden yoksun biri ama kendini Ankara 3. bölgeden milletvekili adaylığına, Beypazarı belediye başkan adaylığına layık görüp aday adayı olarak ortaya çıkan bir AKP’li. En önemli nokta, hem Ali Hancıoğlu’nun hem de Mevlüt Öner’in Gökçek’in adamları olması. Maalesef Mansur Yavaş da halen bu isimleri koruyor ve bunları korumak için benim hakkımda mesnetsiz bir suç duyurusunda bulundu. Özetle Ankara metrosunda şef olan Hancıoğlu ve Öner iş arkadaşı ama lise mezunu Mevlüt Öner, Yavaş döneminde Anfapark’a danışman yapılarak bir de terfi ettirildi. Mevlüt Öner, Emniyet İstihbarat Müdürü Koray Öner’in kardeşi. Ben Koray’ın Mevlüt’ün abisi olduğunu öğrenince zaten tamamen parçaları birleştirdim” diye anlatıyor.

 

YARIN:

* Melih Gökçek’e yakın isimler: Ali Hancıoğlu, Mevlüt Öner ve Koray Öner

* Perinçek ayağı

* Ümitcan Uygun neden ve kim tarafından korunuyor?

* Eda Nur Kaplan’ın intiharı

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.