50. yılında Taksim’deyiz
Dosya Haberleri —

1 Mayıs/foto:Erdoğan ALAYUMAT
Enerji-Sen, DGD-SEN, KATAŞ-SEN, Nakliyat-İş, DEV Tekstil, Yapı-Yol-İş temsilcileri, gazetemize konuştu:
- Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin: "Taksim’de 1 Mayıs’ı kutlamak işçi sınıfının en temel haklarından biridir."
- DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar: "Taksim bir iddiadır. 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak bu iddianın parçasıdır."
- KATAŞ-SEN Genel Başkanı Şahin Başaraner: "Tarih boyunca en kitlesel 1 Mayıs hep Taksim’de yapılmıştır.”
- Nakliyat-İş Temsilcisi Mehrali Yücedağ: “Taksim dışındaki alanlara gitmeyi düşünmüyoruz. Taleplerimiz ancak bu mücadele ile anlam kazanır.”
- Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Temsilcisi Cemre Can Aşlamacı: "Taksim, mücadelede kritik bir merkezdir."
- DEV Tekstil İstanbul Temsilcisi Okan Karaçam: "Parçalı koşullarda Taksim açılmaz. Başarı, birleşik bir mücadeleyle gelir.”
- Yapı-Yol-İş Temsilcisi Ergül Çiçekler: "Amacımız, Taksim Meydanı’nı sınıf mücadelesinin merkezi hâline getirmektir.”
ERDOĞAN ALAYUMAT
İşçi ve emekçilerin mücadele ve dayanışma bayramı 1 Mayıs yaklaşırken, İstanbul’da işçi örgütleri ve sendika temsilcileri Taksim’in yalnızca bir meydan değil, işçi sınıfının hafızası ve mücadele alanı olduğunu vurgulayarak, kutlamalara açılmasını talep ediyor. Taksim’in 1 Mayıs’a açılışının 50. yılına girilirken, bu yılki 1 Mayıs, artan yoksulluk, düşük ücretler, işsizlik, güvencesizlik ve savaş politikalarının yarattığı baskıya karşı, ses yükseltme açısından ayrı bir önem taşıyor.
Gazetemize konuşan Enerji-Sen, DGD-SEN, KATAŞ-SEN, Nakliyat-İş, DEV Tekstil, Yapı-Yol-İş temsilcileri, grev yasakları, iş cinayetleri, güvencesiz çalışma koşulları ve hak gasplarına karşı Taksim’de olma çağrısı yaptı.
Enerji-Sen: Baskı ve yoksulluk zirvede
Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin, 1 Mayıs’a giderken işçi sınıfının ağır bir baskı ve yoksulluk sürecinden geçtiğini belirterek, sendikal mücadelenin kriminalize edildiğine dikkat çekti. Keskin, “Savaşın, yoksulluğun ve krizin olduğu koşullarda; en demokratik taleplerin dahi ortadan kaldırıldığı, sendikal faaliyetlerin suç sayıldığı bir süreçten geçiyoruz. Sendikal görevlerini yerine getiren arkadaşlarımız uydurma gerekçelerle tutuklanıyor” diyerek, bu tablo karşısında işçi sınıfının taleplerini daha güçlü dile getirmenin, bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
Taksim meşru haktır
Keskin, Taksim’de 1 Mayıs’ı kutlamanın işçi sınıfının tarihsel mücadele hattının bir parçası olduğunu vurguladı. Anayasa Mahkemesi kararlarına işaret ederek, “Taksim 1 Mayıs yasakları hukuken ortadan kaldırıldı, gözaltına alınanlar beraat etti. Bu koşullarda 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak hepimizin meşru hakkıdır” dedi. Keskin, işçilerin taleplerini yüksek sesle dile getirmelerinin, sadece bugünün değil, geçmişten bugüne uzanan bir mücadele geleneğinin devamı olduğunu belirterek, “Sınıfın en güçlü taleplerini en yüksek şekilde dile getirmek, sendikaların ve tüm emekçilerin sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.
İşçinin taleplerine kapalı
1977 1 Mayıs’ında yüz binlerce işçinin katılımıyla Taksim’in “1 Mayıs Alanı” olarak tarihe geçtiğini hatırlatan Keskin, işçi sınıfının tarihsel bağlarının bu meydanda olduğunu belirtti. Kentin merkezi alanlarının farklı etkinliklere açıldığını ancak işçilerin taleplerine kapatıldığını ifade eden Keskin, “İşçilerin ‘geçinemiyoruz’ diyerek eşitlik ve özgürlük taleplerini dile getirmesi engellenemez. Taksim’de 1 Mayıs’ı kutlamak işçi sınıfının en temel haklarından biridir” dedi.
DGD-SEN: Gündem yoksulluk ve savaş
Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) Genel Başkanı Neslihan Acar, 1 Mayıs’a giderken işçi sınıfının artan sömürü, yoksullaşma ve baskı politikalarıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, bu tabloya karşı fiili mücadele hattının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yılın başında Migros depo işçileriyle birlikte gerçekleştirilen fiili greve dikkat çeken Acar, bunun ‘yasa dışı’ olarak tanımlansa da işçilerin meşru taleplerine dayandığını vurguladı. Acar, “Geçinememe, uzun çalışma saatleri, mobbing ve ücret gasplarına karşı işçi sınıfının kazanımlarına dönük açık bir saldırı var. Biz de buna fiili mücadeleyle yanıt ürettik” dedi.
Her yıl 1 Mayıs’a giderken işçi hareketinin deneyimlerinden öğrenerek pozisyon aldıklarını ifade eden Acar, bu dönemin en temel taleplerinin ücretlerin baskılanması, yoksullaşma ve geçinememe olduğunu söyledi. Bununla birlikte savaş politikalarının da belirleyici bir başlık haline geldiğini belirten Acar, Ortadoğu’daki çatışmaların işçilerin haklarına ve yaşam koşullarına doğrudan yansıdığını dile getirdi. Acar, sendikacılara ve mücadele eden kesimlere yönelik baskılara dikkat çekerek, yaşanan tutuklamaların bu sürecin bir parçası olduğunu ifade etti.
Mücadeleci yeni yapılar çıkıyor
Taksim Meydanı’nın işçi sınıfı açısından taşıdığı tarihsel ve politik öneme işaret eden Acar, bu alanın yasaklanmasını kabul etmediklerini söyledi. Geçtiğimiz yıl oluşturulan 1 Mayıs Tertip Komitesi’nin operasyonlarla dağıtıldığını hatırlatan Acar, buna rağmen mücadeleci sendikalar ve ilerici kurumlarla birlikte güçlü bir irade ortaya koyduklarını belirtti. Geleneksel sendikal yapıların işçi sınıfından koptuğunu belirten Acar, “Sosyal diyalog adı altında sermaye politikalarını kabul ettiren bir anlayış söz konusu. Buna karşı yeni ve mücadeleci sendikal yapıların ortaya çıktığını görüyoruz” dedi.
Acar, birleşik ve kitlesel bir Taksim mücadelesinin hem yasaklara hem de savaş ve ekonomik kriz politikalarına karşı en güçlü yanıt olacağını vurgulayarak, “Taksim demek politik bir iddiadır. 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak bu iddianın parçasıdır” ifadelerini kullandı. Tüm kesimlere ortak mücadele çağrısı yapan Acar, 1 Mayıs’ta Taksim’de güçlü bir irade ortaya koymanın önemine dikkat çekti.
KATAŞ-SEN: Taksim’in 50. yılı
Karayolları Taşımacılık ve Emekçileri Sendikası (KATAŞ-SEN) Genel Başkanı Şahin Başaraner, Taksim’de kitlesel ve birleşik bir mücadele yürütmenin önemine işaret ederek 77 1 Mayıs Katliamı’na dikkat çekti. Başaraner, “Her şey bir yana, failler hâlâ yargılanmamış durumda. İşçilerin ve sendikaların temel sorumluluğu bu yıl Taksim alanında olmaktır” dedi. Yoksullaşma, işsizlik ve açlığın emekçilerin hayatını zorlaştırdığını belirten Başaraner, mevcut alanların talepleri yükseltmeye yetmeyeceğini vurguladı.
Başaraner, 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama hedefini, mücadeleci sendikalarla birlikte en geniş katılımla gerçekleştirmeyi planladıklarını söyledi. DİSK ve KESK gibi bazı konfederasyonların süreci yavaşlatma eğiliminde olduğunu belirten Başaraner, “Bugünden itibaren net bir tavrın ortaya konması ve tüm sendikaların bu alanda birleşmesi gerekiyor. Tarih boyunca en kitlesel 1 Mayıs kutlamaları hep Taksim’de yapılmıştır” dedi.
Nakliyat-İş: Mücadeleyle elde edeceğiz
DİSK’e bağlı Nakliyat-İş Genel Merkez Yöneticisi Mehrali Yücedağ, 1 Mayıs’a Türkiye’de artan yoksulluk, düşük ücretler ve işsizliğin gölgesinde girildiğini kaydetti. Yücedağ, “ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, Küba ve Venezuela’ya yönelik tehditler… Tüm bu savaşlara karşı mücadele verirken, Türkiye’deki işçi sınıfının taleplerini Taksim’de dile getirmemiz gerekiyor” dedi.
Yücedağ, yoksulluk ve açlığın giderek arttığını, iktidarın saldırgan tutumlarının ise yoğunlaştığını ifade etti. 1 Mayıs’ta taleplerin somutlaşabilmesi için öncesinde yürütülen mücadelenin önemine vurgu yapan Yücedağ, grev yasaklarına karşı durmak ve ekonomik krizin işçilere yönelik yıkıcı etkilerini engellemek için Taksim’de olacaklarını belirtti.
Nakliyat-İş olarak bugüne kadar konfederasyonlarının Taksim çağrısına uyduklarını söyleyen Yücedağ, “Bundan sonra da Taksim dışındaki alanlara gitmeyi düşünmüyoruz. Taleplerimiz ancak bu mücadele ile anlam kazanır” dedi.
Öğretmenler Sendikası: Güçlü yanıt verilmeli
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası İstanbul İl Temsilcisi Cemre Can Aşlamacı, öğretmenlerin ve eğitim emekçilerinin işçi sınıfının bir parçası olduğunu vurguladı. Aşlamacı, “Biz bu öznelerin toplumsal mücadelenin bütününe karşı sorumluluğu olduğunu düşünüyoruz. Bugün büyüyen saldırılara, emeğe yönelik baskılara ve savaşa karşı emeğin birlikte mücadelesinin örgütlenmesi gerekiyor” dedi. Taksim’in işçi sınıfına yasaklanmış bir meydan olduğunu hatırlatan Aşlamacı, bu yasağı kabul etmediklerini ve Taksim’in 1 Mayıs alanı olarak görülmesi gerektiğini belirtti.
Aşlamacı, bu yıl birleşik ve kitlesel bir 1 Mayıs için mücadele ettiklerini ifade ederek, Taksim’in bu mücadelenin sembolü olduğunu söyledi. “Tarihsel önemi ve bugünkü direnci ifade etmesi açısından Taksim, mücadelede kritik bir merkezdir. Geçmiş yıllarda parçalanmaya çalışılmış olsa da bu yıl güçlü bir yanıt verilmesi gerekiyor” dedi.
DEV Tekstil: Başarının sırrı birleşik mücadele
DEV Tekstil İstanbul Temsilcisi Okan Karaçam, Taksim’in tarihsel olarak 1 Mayıs alanı olduğunu vurgulayarak, bu alanın kazanılmasının ancak güçlü ve birleşik bir iradeyle mümkün olacağını söyledi. Karaçam, “Taksim’in tarihsel önemi tartışmasızdır, ancak bugün içinde bulunduğumuz baskı, zorbalık ve sömürü koşullarında alanı kazanmak için kitlesel bir iradeye ihtiyaç var” dedi. Mevcut siyasi koşulların işçileri ve ilerici güçleri hedef aldığını belirten Karaçam, işçi haklarına yönelik saldırıların devam ettiğini ifade etti.
Karaçam, Taksim’in açılabilmesinin geçmişte tüm ilerici, devrimci ve demokrat güçlerin ortak hareket etmesiyle mümkün olduğunu hatırlatarak, bugün de başarının anahtarının sendikal bürokrasiyi aşarak en geniş biçimde örgütlenmek olduğunu vurguladı. “Ortak kararların alınmadığı, parçalı durulan koşullarda Taksim açılmaz. Başarı, birleşik ve kitlesel bir mücadeleyle gelir” ifadelerini kullandı.
Yapı-Yol-İş: İşçiye sırt dönüldü
Yapı ve Yol İşçileri Sendikası’ndan (Yapı-Yol-İş) Ergül Çiçekler ise 1 Mayıs’ın mücadeleci sendikalar ve devrimci hareketler tarafından sahiplenilmesinin önemine dikkat çekti. Çiçekler, “Bu süreç, işçi sınıfına sırtını dönen yapıların 1 Mayıs üzerinde söz söyleme ve organize etme hakkını fiilen ellerinden almıştır” dedi. Çiçekler, Taksim Meydanı’nın işçi sınıfı için tescillenmiş bir alan olduğunu hatırlatarak, Taksim’in sadece bir kutlama alanı olmadığını, aynı zamanda işçi sınıfının taleplerini yükseltebileceği, tarihsel ve politik bir sembol olduğunu vurguladı. “Amacımız, gözaltı riskine rağmen mümkün olan en fazla sayıda işçiyi ve emekçiyi Taksim Meydanı’na yönlendirmek ve alanı sınıf mücadelesinin merkezi hâline getirmektir” ifadelerini kullandı.
İnşaat işçilerinin temel taleplerinin emperyalist savaşların yarattığı yoksulluğa karşı durmak olduğunu söyleyen Çiçekler, eksik yatırılan sigorta primleri, güvencesiz çalışma koşulları ve can güvenliği sorunlarını öncelikli gündemleri olarak ifade etti.















