Susturulamayan ses: Erdewan Zaxoyî
Dosya Haberleri —

Erdewan Zaxoyî
- BAAS rejimi tarafından kaçırılan Kürdistan’ın ünlü ses sanatçılarından Erdewan Zaxoyî’nin kaybedilmesi üzerinden 40 yıl geçti. Erdewan’ın hayat hikayesi, sistematik bir yok etme politikasının izlerini taşır. Onun sanatla kurduğu bağ, bir halkın kimliğini yaşatma inadıdır. Erdewan Zaxoyî’yi kardeşi Kindî Zaxoyî ve yol arkadaşı Nezîr Zaxoyî anlattı.
- Kindî Zaxoyî, Erdewan’ın yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Altı ay boyunca her gün hastaneye gitti. Bedeni çok zayıfladı ama iradesine hiçbir şey olmadı. Hastalığı onu durdurmadı. Sazı eline aldığı anda bambaşka biri olurdu. Ne halde olursa olsun müziği bırakmadı. Sanki sesini korudukça ayakta kalabileceğine inanıyordu.”
- Nezîr Zaxoyî, ''Stranların sözlerini Xalis yazıyor, besteleri ben yapıyor, Erdewan da okuyordu. Üçümüzün kurduğu bu denge en başından beri kendiliğinden oluşmuş gibiydi. Söz, beste ve yorum aynı çizgide buluştu. Kısa sürede ilk güçlü eserimiz 'Zaxo şengê şîrînê, te nadim Mem û Zînê' ortaya çıktı. O küçük, loş oda bizim için bir başlangıçtı" diyor.
ERKAN GÜLBAHÇE
Erdewan Zaxoyî’nin kaybedilmesinin üzerinden neredeyse 40 yıl geçmesine rağmen onun stranları hâlâ düğünlerde, anmalarda ve sahnelerde okunmaya devam ediyor. Bu onun yalnızca bir sanatçı değil, unutulmayan bir direniş sesi olduğunun kanıtıdır da. Mezarı yoktur, resmi bir kaydı da yoktur. Fakat zarif sesi her yerdedir. Gün gelir bir direniş mevzisinde, gün gelir bir evin ücra köşesinde ya da bir şehidin anma töreninde. Zaxo’da Delal Köprüsü yakınında dikilen heykeli ile Duhok’ta onun ve kardeşi Eyaz’ın anısına yapılan törenler, bu hafızanın somut işaretleridir. Erdewan’ın hayat hikayesi, sistematik bir yok etme politikasının izlerini taşır. Onun sanatla kurduğu bağ, bir halkın kimliğini yaşatma inadıdır. Erdewan Zaxoyî’yi kardeşi Kindî Zaxoyî ve ilk hocası, yol arkadaşı sanatçı Nezîr Zaxoyî gazetemize anlattı.
İlk kıvılcım tarlalarda çakıldı
Erdewan Zaxoyî, 1957 yılının Temmuz ayında Zaxo’da dünyaya gelir. O yıllarda Zaxo, Güney Kürdistan’ın hem ekonomik açıdan en yoksul hem de BAAS rejiminin en ağır baskıyı uyguladığı kentlerden biridir. Ailelerin çoğu tarımla, küçük ticaretle veya mevsimlik işçilikle ayakta durmaya çalışır. Türkiye sınırına bitişik verimli toprakların mayınlanması, tarımı büyük ölçüde imkansız kılar. Halk, elde kalan küçük arazilerle, hayvancılıkla ya da kaçakçılıkla yaşamını sürdürür. Erdewan böyle bir ortamda büyür. Beşinci sınıftan sonra ekonomik nedenlerle okulu bırakır. Babası ve abisiyle tarlalarda çalışır. Çapa yapar, hayvan otlatır, köylere gidip ağır işlerde çalışır. Sabah karanlığında yola düşüp akşam yorgun dönerken, fırsat bulduğu her an kendi kendine stran söyler.
Erdewan suya tutkundu
Erdewan’ın müzikle tanışması evin içinde başlar. Dedesi Sait, bölgedeki düğünlerin aranan stranbêjlerindendir. Kardeşi Kindî, o günleri şöyle anlatıyor: “Dedemiz Sait bölgede tanınan bir stranbêjdi. Halay ve düğünlerde ondan vazgeçilmezdi. Evde stran hiç eksik olmazdı Erdewan’ın sesi en çok yalnızlığında büyürdü. Kalabalıkta söylemeye çekinirdi ama yalnız kaldığında saatlerce durmadan stran okurdu. En çok Tahsin Taha’yı taklit etmeye çalışırdı. Bu denemeler sesini hem güçlendirdi hem de kendi rengini bulmasını sağladı. Erdewan suya tutkundu. Fırsat buldukça Hêzil’e giderdik. Nehir, gençlerin seslerini sınadıkları bir sahne gibiydi. Birimiz bir stran başlatır, diğerleri yankı verirdi. Suyun taşıdığı bu sesler bir yarışmaya dönüşürdü.”
Erdewan’ın ilk hocası
Bu genç topluluğun içinde dört isim öne çıkar: Nezîr Zaxoyî, Sabah Zaxoyî, Erdewan Zaxoyî ve Eyaz Zaxoyî. Dört genç arasında yol gösterici olan kişi, yaşça büyük olan Nezîr’dir. Nezîr Zaxoyî, Erdewan ve Eyaz’a dair şunları söylüyor: “Erdewan’la Eyaz’ın seslerindeki ışığı çok küçükken gördüm. Sazla buluşturdum, yönlendirdim, cesaret verdim. İkisi de müziğe doğuştan yatkındı.”
1970’lerde BAAS rejiminin baskısı giderek artar. Erdewan’ın sesinin keşfi ise 1975’e doğru gerçekleşir. Nezîr, o günleri şu şekilde anlatıyor: “Biz o küçük odada ne zaman çalışmaya başlasak, kapının vurulma ihtimali hep aklımızın bir köşesindeydi. Çalışmaları gizlice, korkarak yapıyorduk. Çünkü rejim duyduğunda cezalandırırdı. Her gece aynı evde toplanır Erdewan ve küçük kardeşi Eyaz ile sözleri tartışır, ritmi birlikte belirlerdik. Birimizin çekingenliği diğerimizin cesaretiyle tamamlanırdı. Eyaz’ın mütevazı hali bize hep güç verirdi. Eyaz çok mütevazi çok saygılıydı. 'Önce Erdewan tanınsın, sonra ben söylerim' derdi.”
İlk eser: Zaxo şengê şîrînê
Bu dönemde Xalis Helîvî de onlara katılır. Nezîr, anlatmaya devam ediyor: ''Stranların sözlerini Xalis yazıyor, besteleri ben yapıyor, Erdewan da okuyordu. Üçümüzün kurduğu bu denge en başından beri kendiliğinden oluşmuş gibiydi. Karanlıkta yaptığımız provalar, kapı her çaldığında nefesimizi tuttuğumuz geceler ve benim, Erdewan’ın ve Eyaz’ın saklana saklana yürüttüğü çalışmalar, bir halkın ruhuna dokunan melodilerin ilk adımlarıydı. Xalis’in katılmasıyla birlikte bu çalışmalar daha güçlü bir bütün haline geldi. Söz, beste ve yorum aynı çizgide buluştu. Kısa sürede ilk güçlü eserimiz 'Zaxo şengê şîrînê, te nadim Mem û Zînê' ortaya çıktı. Bu eseri ilk kez kendi aramızda okuduğumuzda, onun başka bir yere dokunacağını hissetmiştik; çok geçmeden de öyle oldu. Stran, Zaxo’nun sokaklarında, çarşılarında, evlerinde bir halk türküsü gibi yayılmaya başladı. O günleri düşündüğümde hâlâ aynı heyecanı yaşıyorum. İlk eserimiz oydu. Söz ve müziğine Erdewan ile birlikte imza attık ve kısa sürede bütün Zaxo’da tutuldu. O küçük, loş oda bizim için bir başlangıçtı. Halkın gözünde o eser artık Zaxo’nun kendisi olmuştu. Erdewan’ın sesi böylece yalnızca bir mahallenin değil, tüm Kürdistan halkına hitap eden bir sese dönüşmeye başlamıştı."
İlk kaset
Bağdat Radyosu’nda okudukları stranlar kısa sürede kasetlere çekilir. O kasetler elden ele çoğalır. Nezîr, o günleri şöyle anlatıyor: ''Önce Zaxo’da, sonra Cizre’ye, Silopi’ye, oradan da bütün Kürdistan’a yayıldı. 1977’de hazırladığımız ilk kasetin ardından 1978’de resmi olarak yayımlanan Hewar Sed Hewar, Dorêt Zaxo Perî Dirûnin, Zalim Ewan ve Zaxo Şeng û Şîrînê gibi eserler çok hızlı bir şekilde ilgi gördü. İnsanlar bu stranları kopyalayıp birbirine veriyordu. Her evde, her düğünde, her yolculukta Erdewan’ın sesi duyulur olmuştu. Kaset sadece Güney’de değil, Kuzey’de ve diğer parçalarda da çok beğenildi. Şöhreti bir anda bütün Kürdistan’a yayıldı.”
Kasetlerin yayılmasıyla birlikte BAAS rejiminin baskısı da artar. Kürtçe müziğin ve kültürün rejim tarafından tehlikeli görülmesi, özellikle politik içerikli eserlerin doğrudan hedef alınmasına yol açar. Yaşanan baskılar ve tehditler sonucunda 1982’de Erdewan Kuzey Kürdistan’a geçerek Cizre’de yaşar. Orada yaklaşık 8 ay kalır.
Rojhilat’a uzanan yol
Erdewan, Cizre’den Zaxo’ya döndüğünde hiçbir şey değişmemiştir. Takip, baskın, gözaltı… Her şey daha da yoğunlaşarak devam eder. Bu kez yönünü Rojhilat’a döner. 1982-1985 arasındaki bu sürgün yılları, Erdewan’ın müziğinin hem en politik hem de en verimli dönemine dönüşür. Zaxo özlemi, aile hasreti ve halkın direnişinin izleri birlikte akar onun sesine. Birîndarîm, Bîhara Kurdistanê, Dîjmin Ji Warê Me Here ve Peşmergekê Çelengim gibi eserler tam da bu dönemin ruhunu taşır. Rojhilat yıllarında yaşadığı zorluklar, onun müziğini doğrudan etkiler.
Zehirlenme ve dönüş
Rojhilat yıllarının sonunda Erdewan ciddi biçimde hastalanır. Ardından gittiği muayenelerde zehirlendiği ortaya çıkar. 1985 yılında tekrar Zaxo’ya döner. Kindî, o süreçte Erdewan’ın yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Altı ay boyunca her gün hastaneye gitti. Bedeni çok zayıfladı ama iradesine hiçbir şey olmadı. Hastalığı onu durdurmadı. Sazı eline aldığı anda bambaşka biri olurdu. Bazı günler zorlukla ayakta duruyordu ama yine de dostların yanına gider, stran söylerdi. Ne halde olursa olsun müziği bırakmadı. Sanki sesini korudukça ayakta kalabileceğine inanıyordu.”
Büyüyen şöhret, daralan çember
29 Ocak 1986’da Bağdat’ta düzenlenen büyük konser, görünür hale geldiği andır. Kindî, o konserde bulunan arkadaşlarının aktardıklarını şöyle anlatıyor: ''Erdewan sahnede politik içerikli pek çok stran okumuş. Halk coşmuş, halk coştukça kendisi de daha çok coşmuş. Erdewan kendisini müziğin akışına bırakmış, adeta müziğiyle kendi kimliğini de net bir şekilde ortaya koymuş. Bu durum salonda bulunan istihbarat elemanlarının dikkatini üzerine çekmiş. Söyledikleri ve sahnedeki tavrı, rejimin hoşuna gitmeyen açık bir meydan okuma olarak görülmüş. Bu nedenle konserden sonra takibe alınmış.”
Ve birkaç gün sonra Erdewan’dan haber alınamaz. Aile adına arayışa başlayan Kindî ve annesi, Zaxo’da çalmadıkları kapı bırakmazlar. Daha sonra Bağdat’a gidip Erdewan’ı aramaya karar verirler. Bağdat’a gider gitmez Erdewan’ın kaldığı otele giderek izini sürerler.
Otelde kaçırılır
Kindî o arayışı şu sözlerle anlatıyor: “Erdewan’ın kaybolduğunu duyduğumuzda, o gece otelde neler yaşandığını, kimlerin onu aldığını, nereye götürdüklerini ve şu anda nerede olabileceğini düşünerek annemle birlikte Bağdat’a gittik. İçimizde hâlâ Erdewan’ı bulma ihtimali vardı. Belki birileri bir şey duymuş, görmüş diye umut ediyorduk. En son kaldığı otele gittik ve onu son gören kişi olan resepsiyondaki kadınla konuştuk. Kadın o gece olanları bize şöyle anlattı: ‘Askeri üniformalı dört-beş kişi otele geldi. ‘Erdewan Zaxoyî ile görüşmek istiyoruz’, dediler. Benden Erdewan’ı arayıp, seninle görüşmek isteyen birileri var, aşağı inmeni istiyorlar, dememi istediler. Ben de odayı aradım ve aşağı inmesini söyledim. Erdewan pijamalarıyla indi. Aralarında kısa bir konuşma geçti. Üniformalı kişiler ona, ‘bu gece bizimle gel, müzik yapacaksın’, dediler. Erdewan, elbiselerimi giyinip geleyim, deyince izin vermediler ve onu zorla dışarı çıkardılar. Dışarıda plakası olmayan iki askeri araç vardı. Dört-beş kişi aceleyle onu arabaya bindirdiler.’
Bu sözleri duyunca gerçeği anladım. Erdewan otelden kendi isteğiyle çıkmamıştı. zorla kaçırılmıştı. Ve o geceden sonra ondan geriye hiçbir iz bırakılmamıştı.”
Bütün resmi devlet dairelerinin kapılarını çalarlar. Ancak Erdewan’dan hiçbir haber alamazlar.
Saddam’a sorulan soru
Erdewan’ın kayboluşunun üzerinden yaklaşık bir yıl geçmişken, 1987’de Saddam Hüseyin, Zaxo’ya gelir. Kindî korkuya rağmen kalabalığın arasına karışır ve bir fırsatını bularak Saddam’ın önüne çıkar ve kardeşini sorar. Saddam, “Eğer yaşıyorsa bir gün eve dönecektir” der. Kindî yıllar sonra o anı hatırladığında, “Erdewan’ın kaçırıldıktan sonra idam edildiğini düşünüyoruz. Şimdiye kadar yaptığımız bütün araştırmalar da bunu gösteriyor” diyor.














