CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin Türkiye'nin siyasi ve iktisadi olarak zor günlerden geçtiğini söyleyerek ortak hükumet çağrısında bulundu. Partisinin Sarıyer İlçe Merkezi'nde basın toplantısı düzenleyen Tekin, Başbakan Binali Yıldırım'a seslenerek, "Çok ağır bir sorunla karşı karşıyayız. Sadece iç politikamızda değil, dış politikamızda başka bir sorunla karşı karşıyayız. Dünyanın hiçbir yerinde, sorunları oluşturanlar sorunları çözemezler. Burada tek çözüm sayın başbakan, süreli mi dersiniz, uzun vadeli mi, orta vadeli mi, bilemeyiz. Bir ortak akıl hükumetine ihtiyaç var" dedi.
Haber böyle…
CHP baktı ki seçim meçim kazanamıyor, hükümet otobüsüne arka kapıdan sızmaya kalkmış. Gürsel Tekin’deki akıl kimsede yok.
CHP’nin oyu gelmiş yüzde yirmi beşlerde takılmış kalmış.
Eskiden olsa, o yüzde yirmi beş oya orduyu da ekliyordun, ediyordu sana "yüzde yüzlük" iktidar. Öyleydi. CHP hep "ana muhalefet" partisiydi ama, aslında devlette yüzde yüz iktidar partisiydi.
Köprülerin altından çok sular aktı.
Devlet mülkiyetine hükmeden bürokrasi kapitalizmin gelişmesiyle birlikte adım adım eski “özerk” yapısını kaybetti. Özel kapitalist tekeller ekonomiye hakim oldukça, devlet bürokrasisi de, askeri de, hariciyesi de ona göre biçimlendi. Artık ekonomiye hakim olan “bürokrasinin” yerini, tekellerin işlerini gören memurlar aldı. Onlar da dörtte birlik CHP’nin değil tekellerin içinden çıkan siyasilerin emrine girdi. Eski fötr şapkalı, İnönü bıyıklı, Atatürk kaşlı bürokratın yerini, takkeli, badem bıyıklı, imam sakallı memur aldı.
CHP’liler uzunca bir süre başlarına gelenin ne olduğunu anlayamadılar. 27 Mayıs darbesinden sonar gelen her darbeyi “bizim ordu” yaptı sevinciyle karşıladılar. Bir gün sonra ise hayal kırıklığına uğradılar.
Anladığım kadarıyla Gürsel Tekin kardeşimiz, durumu iyice anlamış. Artık CHP’nin iktidar olmak için “oy eksiğini” “süngü” ile tamamlamanın imkansız olduğunu anlamış. Yani “cuntacılığın” modası geçmiş.
Eh, Gürsel Tekin kendi oyunun “bir çeyrekten” tek parmak artmayacağına da kani olunca, oy açığını, geçmişte olsa cuntayla devireceği AKP’nin oylarıyla tamamlama formülünü icat etmiş. Gürsel Tekin, garip şeyler söylüyor. AKP’ye Erdoğan’a “Gelin beraber bir ortak akıl hükümeti kuralım” diyor.
Kurmazlarsa?
Eski cuntacı, başı bozuktan şamarı yiyip, çamurların içine sırt üstü yuvarlanmış. Lakin ne dizinde derman, ne gözünde fer varmış. "Ula demiş, şöyle bir yekinsem, seni fena edeceğum amma tikine duamayrum…”
Gürsel Tekin’in işi de o hesap. Kendisi hükümet olamıyor. Eski "cuntalar" çoktan "conta" olmuş, "bire berber gel beraber bir berber dükkanı açılım" tekerlemesi gibi, AKP’ye "ortak akıl hükümeti kuralım" diyor.
Kurmazsa…
Yapacak hiç bir şey yok. O halde Gürsel Tekin kardeşimiz ne demiş oluyor?
Hiç bir şey dememiş oluyor…
Şu Cumhuriyet Halk Fırkasının haline bakın:
Seçmeni çeyreklik, ordusu ahretlik… Siyaseti ibretlik.
Ne diyor Gürsel Tekin kardeşimiz: “Dünyanın hiçbir yerinde, sorunları oluşturanlar sorunları çözemezler.”
Eee, madem çözemezler, o halde o çözemeyenlerle “ortak akıl hükümeti” neyin nesi oluyor. Allah akıl fikir versin mi desek, ne desek?
Madem sorunları oluşturanlar sorunları çözemez, o halde sorunları oluşturmayanlarla birleşmekten söz etsene… HDP’ye elini uzatsana… Ege’nin Türküyle Fırat’ın, Dicle’nin Kürdünün cephesini savunsana…
Ama hayır. Bizimki “Zihni Sinir Projesi” hazırlamış.
“Madem artık devletin partisi olmaktan çıktık, madem azınlıkta kalsak da devlete dayanarak hep iktidar oluyorken, artık darbeyle bile iktidar olma imkanını kaybettik, biz de iktidarda kim varsa onunla birleşir iktidar oluruz…”
Böylesi bir siyaset hiç kimsenin aklına gelmez.
Ben bir başka tavsiyede bulunayım. En iyisi eski Çillerci partinin adamları gibi yapıp, kestirmeden “iktidara” gelmek.
Yani Süleyman Soylu gibi, baktın ki seçim kazanamıyorsun, girersin AKP’ye olursun iktidar…
Mesele iktidarda olup olmamakta değil Gürsel Tekin dostum, mesele iktidara teslim olmamakta…