Taciz, tecavüz ve şiddet olayları davalarında, kadınların hak arama mücadelesinde yargının gidişatının önemli olduğunu belirten avukat Reyhan Yalçındağ, merkezinde kadını koruyan bir bakış açısı olması gerektiğini söyledi. Yalçındağ, “Yaşamını yitiren kadınlar ya da cinsel istismara uğrayan çocuklarla ilgili süreçlerde adil yargılama ilkesinin bütünüyle ihlal edildiğini görüyoruz” dedi.
Kadına yönelik şiddetin en ağır biçimi ile sürdüğü Türkiye’de ortalama her gün 5 kadın katledilirken, çok sayıda tecavüz, taciz ve şiddet olayı yaşanıyor. Yaşanan olaylarda yargı sürecinin uzaması ya da adil bir şekilde yürütülmemesi faillerin bir sonraki suçu işleme olasılığını güçlendirirken, kadınları da mağdur ediyor. Yine AKP hükümetinin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde aile bütünlüğünü korumaya dönük hayata geçirmeyi düşündüğü politikalar da kadını korumaya ya da kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz olaylarında caydırıcı olmaya dönük ciddi sonuçlar doğurmuyor.

Sözkonusu kadın ve çocuk olunca...

Kadın hakları savunucularının, gelen davalarla ilgili yargının ciddi bir biçimde sıkıntıların olduğunu ifade eden Yalçındağ şöyle devam etti: “Birincisi şüpheli ölümler kayıtlara genellikle intihar olarak geçiyor. Aslında ayrıntılı incelemeler yapıldığında söz konusu ölümün intihar değil de cinayet olduğu çıkıyor. Bu ülkede devlet eksenli bakış açısı şu sonuçları doğuruyor; eğer siz devletin güvenliğini korumaktan bahsediyorsanız, elinizde sınırsız etkili soruşturmaları yürütme, savcıların bütün dosyaları kapsamlı bir şekilde ele alması, bütün delilleri toplamakla ilgili müthiş bir azim sarf ettiklerini görüyoruz. Ama maalesef işin öznesi kadınlar, şiddet ve cinsel istismara uğrayan çocuklar olduğunda çok da fazla etkili ve yeterli olduğundan bahsedemiyorsunuz.”

Kürt illerinde şiddet oranı düşüyor
Yalçındağ düşüncelerini ifade ettikleri için tutuklu bulunan, yaşamını yitiren kadınlar ya da cinsel istismara uğrayan binlerce kadın ve çocuklarla ilgili süreçlerde adil yargılama ilkesinin bütünüyle ihlal edildiğini ifade etti. Bu durumda ortaya korkunç bir tablonun çıktığını vurgulayan Yalçındağ, “Kadın kurumlarının bu yönlü çalışmalarını arttırmaları son derece önemli. Son zamanlarda istatistiklerde doğu illerinde batı illerine oranla kadına yönelik şiddet oranın bariz bir şekilde düşmesi kadınların buradaki örgütlü çalışması ile birebir ilişkilidir” dedi. Yine davalarda, faillerin tutuksuz yargılanması, delillerin karartılması gibi tehlikelerin söz konusu olduğuna dikkat çeken Yalçındağ, “Türkiye’de gazeteciler, akademisyenler, siyasi parti yöneticileri, belediye başkanları tutuklu yargılanırken insanlığa karşı suç işleyen erkeklerle ilgili davalarda aynı sonucu görmemek bizi kaygılandırıyor. Hiçbir vakanın peşini bırakmayacağız” şeklinde konuştu.

ZEYNEP KURİŞ / DİHA/AMED





Çocuk adalet sistemi hakkında


Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı’nın Türkiye Çocuk Adalet Sistemine Sivil Toplum Gözüyle Bakış adlı kitabı yayımlandı. Çalışmada Türkiye’de 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 15 Temmuz 2005’te yürürlüğe girmesinden bu yana verilen kararlar üzerinden uygulamadaki durum ve çocuk suçluluğunun geldiği nokta incelendi.
Kanunun tam anlamıyla uygulamaya geçirilemediği ve uluslararası sözleşmelerde Türkiye’nin imza attığı birçok maddenin çocuk hakları açısından ihlal edildiği tespiti yapıldı.
Kitapta çocuklara yönelik hak ihlallerinden bazı önemli başlıklar şöyle:
- Özgürlüğünden yoksun bırakma seçeneği olan hapis cezası ‘Son Çare’ olarak uygulanmıyor.
- 18 yaşı altındakiler çocuk kabul edilmesine rağmen, yetişkinlerle aynı uygulamaya ve davranışa tabi tutulabiliyor.
- Yargılamaların uzun oluşu, çocuğun cezasının büyük bölümünü cezaevinde geçirmesine neden olmaktadır.
- Çocuklara zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz. Ancak, halen kelepçe takılarak duruşmalara götürülüyor. Buda çocuğun teşhir edilmeme haklarını ihlal ediyor, yıkıcı travmalar yaratıyor.
- Çocukların ve ailelerin bilgilendirilmesinde ihlaller var.
- Tutuklama kararlarının ‘genel mahkeme’ tarafın­dan verilmesi ‘çocuğun yaşına özgü yargılanma hakkını’ ihlal ediyor.
- Çocuklar ‘mağdur’ oldukları dosyalarda yargılamanın yıpratıcılığından korunmuyor.
- Çocukların savunma hakları ihlal ediliyor.

BİANET/İSTANBUL