Kobanê Kumpas Davası düşürülmeli; siyasi tasfiye amaçlı olduğu kabul edilmeli, yaşananlarla yüzleşmeli, katiller yargılanmalı

  • Kobanê eylemlerinin üzerinden 12 yıl geçti. Devlet, hem tetikleyen provokatör hem de bastıran katil olmasına rağmen Kürt siyasetine fatura eden kumpası sona ermedi.

 

Türk devletinin desteği ve teşvikiyle DAİŞ’in Kobanê’ye dönük saldırılarına karşı Kürdistan ve Türkiye genelinde 6-8 Ekim 2014'te gerçekleştirilen, 54 kişinin yaşamını yitirdiği ve tarihe “Kobanê Serhildanı” olarak geçen eylemlerin üzerinden 12 yıl geçti. İstinaftaki Kobanê Kumpas Davası'nda bir gelişmenin olmadığını belirten avukat Erhan Ürküt, “Devlet 6-8 Ekim ve sonrasında yaşananlarla yüzleşmelidir” dedi. 

DAİŞ, Şengal saldırısından sonra 15 Eylül 2014’te Kobanê’ye üç koldan saldırı başlattı. DAİŞ üyelerinin canlı yayında Türkiye sınırını geçerek Kobanê’ye saldırdığı bir dönemde, Kürdistan ve Türkiye’den binlerce kişi sınırı aşarak direnişe katıldı. DAİŞ’in 5 Ekim'de kente girmesi ve katliam tehlikesinin doğması üzerine dönemin Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Salih Muslim, “Kim ne yapacaksa şu anda yapsın. Halkımız her tarafta ayağa kalksın” çağrısı yaptı. Saldırıların sürdüğü 21 gün boyunca sınır hattı ile Kürdistan ve Türkiye’nin dört bir yanında sokakları terk etmeyen binler, dönemin Başbakanı Erdoğan’ın 7 Ekim’de Dîlok’ta sarf ettiği, “Kobanê düştü düşecek” söylemine karşı serhildana başladı. 6 Ekim’de alevlenen eylemler, 7-8 ve 9 Ekim’de doruğa çıkan bir halk direnişine dönüştü. Bunun üzerine Türk askeri ve polisi ile kontralar, halka saldırdı.

Ağır bir bilanço

Saldırılar sonucunda Amed, Mûş, Êlih, Dîlok, Wan, Riha, Sêrt, Merdîn, Çewlîg, İstanbul, İzmir ve Adana'da 54 kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi yaralandı. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) raporuna göre, 46 kişi yaşamını yitirdi, 682 kişi yaralandı, bin 974 kişi gözaltına alındı, bunlardan 323 kişi tutuklandı. Eylemlerin akabinde 30 Ekim 2014'te toplanan Türk Milli Güvenlik Kurulu (MGK), 2015'te devreye konulan topyekun savaş konsepti (Çöktürme Planı) kararı aldı. Kobanê’de ise 134 gün süren direniş sonucunda DAİŞ yenilgiye uğratıldı ve kent özgürleştirildi.

HDP'ye kumpas davası

DAİŞ yenilgisinin faturası dönemin Halkların Demokratik Partisi (HDP) yöneticilerine kesildi. İktidar yaşananlardan HDP'yi sorumlu tutarken, eski HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 108 siyasetçi hakkında dava açıldı. 'Kobanê Kumpas Davası' olarak bilinen davada, 16 Mayıs 2024’te Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 24 siyasetçiye 400 yılı aşkın hapis cezası verildi. Dosya, istinafta bekliyor. Kürt siyasetçilerin Huzbullahçı Yasin Börü’nün ölümünden kaynaklı yargılanmasına karşın Kobanê eylemleri sırasında yaşamını yitiren çoğunluğu Kürt ve HDP seçmeni yurttaşların ölümüne dair ise herhangi bir yargılama yürütülmedi ve ölümler “faili meçhul” bırakıldı.  

Dosya avukatlarından Erhan Ürküt, MA'dan Rukiye Payiz Adıgüzel'e konuştu.  

Tamamen tasfiye istendi

Aynı zamanda dava kapsamında yargılanan dönemin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi ve HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Ali Ürküt’ün oğlu olan Erhan Ürküt, faturanın Kürt siyasi hareketine kesildiğini vurguladı. Ürküt, "2016'da HDP ve MYK'si en güçlü kadrolardan oluşuyordu ve ilk defa iktidarı devirdiler. Bu birinci argümandı. İkincisi çözüm sürecinin devletin istediği noktaya gelmemesinin bedeliydi. Mahkeme salonlarında çözüm sürecinin yargılaması oldu. Kürt siyasi hareketi tamamen tasfiye edilmek istendi. Aslında ikinci ‘KCK Ana Davası’ gibi bir değerlendirme yapabiliriz” dedi.

AİHM kararı uygulanmadı

Birçok siyasetçinin beraat ettiğini anımsatan Ürküt, “Bunun öncesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Büyük Daire, Demirtaş kararı vardı. Demirtaş kararında, MYK tweetinin şiddet içeren bir tweet olmadığı, tamamen bir siyasi partinin faaliyetleri sonucunda ifade özgürlüğü bağlamında olduğu, bu nedenle siyasi saiklerle açılmış davada yargılama ve tutuklama yapılamayacağını, 4. madde gereğince derhal serbest bırakılması gerektiği vurgulanmıştı. Mahkemenin bu kararının göz ardı edilerek siyasi saiklerle yargılamaya devam edilmesi hukuka aykırıydı” diye konuştu.

Yargılama devam ederken Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), tutukluluk ve bireysel başvurularda verdiği “hak ihlali” kararlarını hatırlatan Ürküt, “Onun için Kobanê dosyası baştan sona bir sayfalık bir şeyden ibaret. Yani aslında iki tweet, üç retweetten ibaret. Başka hiçbir şey yok” dedi. 

Bomboş bir dosya

Mahkemenin yargılama sonucunda verdiği kararların gerekçesini 13 ay sonra hazırladığına dikkat çeken Ürküt, şunları söyledi: “Gerekçeleri yazmak en fazla 5 saati alabilirdi ama ancak 13 ayda yazıldı. Gerekçeli kararın içeriğine baktığınız zaman hepsi kopyala-yapıştır. Yani iddianame, tüm savunmalar ve duruşma tutanakları yapıştırılmış ve herkese dair kısa kısa ikişer cümle gerekçe yazılmış. Dosyanın her şeyini bilen, kayıt altına alan ve didik didik inceleyen biri olarak söylüyorum; bomboş bir dosya. Bir milyon sayfalık bir kağıt israfı.”

İstinafta bekletiliyor

İstinaf aşamasında olan dosyanın bekletildiğini belirten Ürküt, şöyle devam etti: “Bu kadar AİHM kararı varken, yeni AİHM kararı sunulmuşken, dosyaya ilişkin tutuklama incelemesine ilişkin bir ara karar kurması gerekirken onu bile kurmamış. Hukuki teknik açısından hüküm özlü olarak kabul edilmiş olsa bile, henüz kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadığı için tutukluluğun her aşamada incelenmesi gerekiyordu. Mahkeme, belki de bilerek bu işi şu an sürüncemede bırakıyor. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde güvenlikçi politikalarla hazırlanan bir 'çerçeve yasa' var. Onun kararını bekliyorlar diye düşünüyorum.”

Hukuk bunun neresinde?

Davanın siyasi saiklerle açıldığını tekrarlayan Ürküt, şöyle konuştu: “Siyaseten tutuklananlar, siyaseten tahliye edilecekler. MGK kararının ardından yasa yürürlüğe girecek. Sonrasında Demirtaş, Ürküt ve arkadaşları tahliye olacaklar. Şimdi hukuk bunun neresinde? Hukuken bu yasanın beklemesine ihtiyaç yok. 'Çerçeve yasa', İstinaf Mahkemesi'ni ilgilendiren bir yasa değil. Bu insanlar siyaset yaptığı için içeride ve bundan dolayı özgürlüklerinden yoksunlar. Ondan dolayı bu yasaya ihtiyaç duymadan derhal beraat kararı verilip tahliye edilmeleri gerekiyor.”

Dosya düşürülmeli

Kobanê dosyasındaki yargılamalarda MYK üyeleri göz önünde olsa da ayrılan dosyaların olduğuna dikkat çeken Ürküt, şunları sıraladı:

* Kobanê dosyası, Kürt siyasi hareketinin yargılanmasıdır. Kürt siyasi hareketinin legal alanda siyaset yapabilmesi için Kobanê dosyası bir an önce düşürülmelidir.

* 6-8 Ekim ve sonrasında yaşananlarla yüzleşmelidir.

* Devlet, bu yargılamanın siyasi saiklerle yapıldığını bir kere kabul etmeli.

* AİHM kararlarını uygulaması lazım.

* Yaşamını yitiren Kürt yurttaşların dosyalarının ivedilikle açığa kavuşturulması, faillerinin yargılanması ve ailelere yani karşılığı olmasa da manevi açıdan ciddi bir tazminat ödenmesi gerekiyor.

* Böyle yüzleşilebilir. Hakikatlerle Yüzleşme Komisyonu’nun kurulması bunun için de gerekiyor.

 ANKARA