- Kobanê Davası tutsakları için yapılan açıklamada, AİHM kararlarının gereği olan tahliye kararının verilmesi çağrısında bulunulurken, “Bu karar, hukuki güvenlik ilkesi gereği bir zorunluluk olduğu kadar coğrafyamızın tamamında kalıcı bir barışın tesisi için en önemli adımlardan biridir” denildi.
Amed’deki sivil toplum örgütleri, meslek örgütleri ile bölge baroları, 2016’da Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yönelik gerçekleştirilen darbenin yıl dönümü dolayısıyla Diyarbakır Adliyesi önünde açıklama yaptı. Amed Barosu Başkanı Sertaç Buluttekin, 10 yıl önce HDP'li sayasetçilerin gözaltına alınarak, hukuksuzca tutuklandıklarını ve yine hukuksuz soruşturmalara ve kovuşturmalara maruz kaldıklarını hatırlattı. Buluttekin, AİHM tarafından verilen ihlal kararlarına karşın Türkiye’nin uygulamadığına dikkat çekti. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dikkat çeken Buluttekin, Kobanê Kumpas Davası’nı süreç açısından önemli bir mihenk taşı olarak gördüklerini belirterek, “Devam eden tutukluluk halleri ve AİHM kararlarının uygulanmaması toplumsal çözüm noktasında güven duygusunu zedeliyor. Amed Barosu adına şunu ifade etmek istiyorum; toplumsal barışa en büyük engeller; hukuka aykırılıklar ve hak ihlalleridir. Her zaman toplumsal barış için mücadelemizi sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.
Kuzey hukukçularının açıklaması
Agirî, Êlih, Çewlîg, Bedlîs, Dêrsim, Amed, Colemêrg, İdîr, Qers, Mêrdîn, Mûş, Sêrt, Riha, Şirnex, Wan baroları ile İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Amed Şubesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı Amed Temsilciliği’nin imzacı olduğu basın metnini, İHD Amed Şubesi Eşbaşkanı Ercan Yılmaz okudu. Yılmaz, 2015'te yeniden savaş ilanıyla birlikte HDP temsilcilerinin demokratik siyasetin dışına itilmek istendiğine dikkat çekti. Yılmaz, şu hatırlatmalarda bulundu:
* 20 Mayıs 2016 günü TBMM Genel Kurulu'na sunulan 6718 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişikliğin Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin yasallaşmasıyla milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının hukuki alt yapısı oluşturulmuştur.
* Yasanın Resmi Gazete ilanından kısa bir süre sonra kamuoyunda ‘Kobanê Davası’ olarak bilinen dosya kapsamında aralarında hala tutuklu olarak bulunan dönemin HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da bulunduğu 12 milletvekili gözaltına alınmış, milletvekillerinden 9’u tutuklanmıştır.
* 4 Kasım 2016'dan sonraki yaklaşık bir yıllık süreçte gözaltına alınan milletvekili sayısı 27’ye, tutuklu bulunan milletvekili sayısı 15’e kadar çıkmıştır.
* Söz konusu dava dosyası kapsamında 2020 yılı Eylül ve Ekim aylarında HDP’li siyasetçiler hakkında tekrardan yeni gözaltı ve tutuklama kararları verilmiştir.
* Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen dava hakkında 16 Mayıs 2024 Günü verilen karar ile tutuklu bulunan 5 siyasetçinin tahliyesine, ifadesi alınmayan 72 siyasetçinin dosyalarının ayrılmasına karar verilmiştir.
* Şu an itibarıyla Kobanê Dosyası kapsamında 14’i tutuklu olmak üzere 108 kişi yargılanıyor.
* 10. yılı geride kalan yargılama hakkında bugüne kadar AİHM tarafından, “Selahattin Demirtaş/Türkiye” başlıklı, “Yüksekdağ Şenoğlu ve Diğerleri / Türkiye” ile “Ürküt/ Türkiye” başlıklı olmak üzere toplamda 5 ihlal kararı verildi.
* AİHM tarafından verilen ihlal kararları sadece tutuklama kararlarının ölçüsüz olduğu ile ilgili olmayıp aynı zamanda dava dosyası kapsamında siyasetçilere isnat edilen fiillerin de suç olarak değerlendiremeyeceği yönündedir. Bu kararların hukuk dünyasındaki karşılığı, dava dosyasında sanık olarak bulunan tüm siyasetçilerin haklarındaki suçlamalardan beraat etmesi gerektiğidir.
* Gerek yargılamayı yapan Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi gerekse şu an istinaf incelemesi yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi anayasal bir zorunluluk olan tahliye kararlarını vermeyerek varlık gerekçelerine aykırı davranmıştır.
* Yargının içinde bulunduğu bu durum TBMM bünyesinde kuruluna Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi komisyonu tarafından hazırlanan nihai raporun 7. bölümünde de yer alarak, yerel mahkemelerin Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanması zorunluluğuna vurgu yapılmıştır.
Barış, tahliyelerini gerektiriyor
Siyasetçiler hakkında verilen tutuklama kararlarının, aynı zamanda seçmenlerin siyasi iradesinin ve demokratik temsil hakkının da etkilenmesine, demokratik siyasetin alanının daralmasına ve toplumun adalet duygusunun zedelenmesine yol açtığını vurgulayan Yılmaz, "Bu durum, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollarla çözümüne ilişkin umutların güçlendiği bir dönemde, demokratik siyasetin önündeki engellerin aşılması yönündeki çabalara da zarar vermektedir. Bu nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi’ne demokratik siyaset alanını daraltan bu yaklaşımını terk etmeye; hukuka aykırı biçimde tutulan siyasetçiler hakkında bir an önce AİHM kararlarının gereği olan tahliye kararını vermeye çağırıyoruz. Bu karar, hukuki güvenlik ilkesi gereği bir zorunluluk olduğu kadar coğrafyamızın tamamında kalıcı bir barışın tesisi için en önemli adımlardan biridir.” AMED