- DEM Parti, 4 Kasım Darbesi'nin yıl dönümünde üç cezaevinde rehin tutulan siyasetçileri ziyaret etti, cezaevleri önünde barış, adalet ve tutsaklara özgürlük çağrısında bulundu.
HDP Eşbaşkanı oldukları dönemde tutuklanan Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile diğer siyasi tutsaklar için dün Kandıra, Edirne ve Sincan cezaevlerine ziyaret gerçekleştiren DEM Parti, cezaevleri önünden iktidara seslendi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları saat 13.00’te Edirne Cezaevi; DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan saat 14.00’te Kandıra Cezaevi, DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu ise saat 15.00’te Sincan Cezaevi'ni ziyaret ettikten sonra beraberindeki heyet ile birlikte cezaevi önünde basın açıklaması düzenledi.
Edirne Cezaevi'nde rehin tutulan HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ı ziyaretin ardından konuşan DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, Kobanê Kumpas Davası'ndan tutuklu bulunanların serbest bırakılması gerektiğini söyledi. Hatimoğulları, “Özellikle Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları bulunuyor. Bu karar, arkadaşlarımız seviliyor diye değil, haklı oldukları içindir. Hukuki bir karardır. Türkiye’nin bu kararlara uyması da hukuki sorumluluğudur. Şu anda imza attığı sözleşmeleri yok sayarcasına arkadaşlarımız halen hapishanede tutuluyor. Arkadaşlarımızın yattığı her gün yasa dışılıktır. Derhal serbest bırakılmalılar” dedi.
4 Kasım Darbesi'nden sonra kayyum rejiminin tüm hukuksuzluğuyla evreye sokulduğunu ve giderek bütün Türkiye'ye ve alanlara yayıldığını kaydeden Tülay Hatimoğulları, şunları söyledi: “4 Kasım’da başlayan rejim, tüm Türkiye’ye yayıldı. Kayyum rejimini kabul etmiyoruz. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve bütün Kobanê tutsakları derhal serbest bırakılmalıdır. Sevgili Selahattin Başkan dimdik duruyor, ‘Bütün Türkiye halklarına sevgi ve selamımı iletin’ dedi. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ‘tutsaklık koşullarında destek olmaya devam edeceklerini ve bu topraklarda bedel ödedik ama ne olursa olsun barış çabalarının kesintiye uğratmayacaklarını’ söyledi. Bütün siyasi mahpuslar özgür olana dek mücadele devam edecek. İçerideki arkadaşlarımız mücadelelerini sürdürüyor, biz de dışarıda demokratik inşa için mücadelemizi sürdüreceğiz. Siyasi mahpus kalmayana dek mücadelemiz sürecek.”
Kayyumlara son verilsin
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan ise barışın tesis edilmesi için siyasi tutsakların serbest bırakılması, kayyum uygulamalarına son verilmesi ve Kürt halkının eşit koşullarda bir arada yaşamasını sağlayacak adımların atılması gerektiğini vurguladı.
Siyaset rehin alınmış
DEM Parti Ankara İl Örgütü, DEM Parti Milletvekillerinin katılımı ile Sincan Kadın Kapalı Cezaevi önünde de açıklama gerçekleştirdi. Sincan Cezaevinde siyasi tutsak kadınları ziyaret ettikten sonra Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, burada söz aldı. Halide Türkoğlu, “4 Kasım Darbesi bu ülkede siyasetin nasıl hedef alındığını bize gösterdi. Kürt sorununun demokratik çözümünün önünde engel oluşturmak ama aynı zamanda siyasetin, ifade etme özgürlüğünün önünde en büyük darbeyi 4 Kasım’da yaşadık. Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni konuştuğumuz bugünlerde haksız ve hukuksuz tutuklamalara da son verilmesi çağrısı yapıyoruz. 10 yıla aşkın bir süredir siyaset rehin alınmış durumda. Türkiye’de demokratik siyasetin önünde çok büyük engeller oluşturulmakta” diye konuştu.
Darbeci zihniyet duruyor
4 Kasım Darbesi'yle başlayan bu sürecin, Kürt sorununun demokratik çözümünün önündeki engelin tam da bu iktidarın darbeci zihniyetinden bağımsız gelişmediğini gösterdiğini söyleyen Türkoğlu, şunları ifade etti: "Bu darbeci zihniyet, sorunların çözümüne engel oluşturmaktadır. AİHM kararları bile uygulanmamakta ve darbeci zihniyetin uygulamaları devam etmektedir. Arkadaşlarımız 10 yıl boyunca tek bir adım geri atmadı. Özgürlüğü, eşitliği, onurlu bir yaşamın mücadelesini içeride vermeye devam etmekteler. Başta Demirtaş ve Yüksekdağ olmak üzere tüm Kobanê Kumpas Davası'nda yargılananlar özgürlüğüne kavuşmalıdır. Tüm siyasi tutsaklar özgürlüğüne kavuşmalıdır. Barışa dair atılacak en önemli adım siyasi tutsakların özgürlüğünden geçmektedir.”
Zeynep Karaman'ın mesajı
Basın açıklamasından önce Sincan Cezaevi'nde Kobanê Kumpas Davası'nda yargılanan, 4 Kasım siyasi darbesi yüzünden rehin tutulan Dilek Yağlı ve Zeynep Karaman'la görüştüklerini kaydeden Türkoğlu, Karaman'ın şu mesajını paylaştı: "Kobanê davasının 10. yılındayız. Davanın kendisi Kürt sorununda yaşanan 100 yıllık çözümsüzlüğün ifadesiydi. Kürt sorunu demokrasi ve özgürlükler temelinde değil inkar ve kırım mantığı ile güvenlik mahkemelerine havale etmenin örneklerinden biridir. Devletin Kürt sorunu da geleceği demokratik dönüşüm ancak bu tür siyasi kırım operasyonlarını anlamsızlaştıracaktır. Tabii ki esas olan bizlerin özgür kadın, özgür ve demokratik toplum mücadelemizdir. Sayın Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025'teki Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı sadece 100 yıllık sorunun çözümünü ifade etmez. Gerçek anlamda Ortadoğu toplumunun eşit ve demokratik yaşamının kapısını aralamıştır. İnsanım diyen, onur ve vicdan sahibi herkes elini taşın altına koyarak açılan bu kapıdan onurlu ve insanca yaşamın inşası için geçmelidir. Bizler hak ettiğimiz yaşamlar için mücadele ediyoruz. Kobanê davası bu mücadeleye engel olanların açtığı bir davadır. Ama davamız özgürlük, demokrasi ve Kürt sorunu kalıcı barışla sonuçlanması davasıdır da. Bu temelde tüm kadınları ve halklarımızı Kürt sorunun demokratik ulus çözümünde aktif çalışmaya, çözüm iradesi olarak çağ çağ çağlamaya çağırıyorum. Gelecek anda yaratılıyorsa bu anı özgürlük ve demokrasimizi yaratmak için değerlendirelim. Bundan daha değerli ve kıymetli bir yaşam bizim için yoktur. Onurluyuz, mücadelemizdeyiz, özgürlük ve demokrasi kazanacak diyoruz."
Bu durum kabul edilemez
DEM Parti, Kandıra 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutsak bulunan Figen Yüksekdağ için cezaevi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya çok sayıda siyasi parti temsilcisi ve yurttaş katıldı. DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, 4 Kasım 2016’da HDP’ye yönelik gerçekleştirilen siyasi darbenin 10. yılında Kandıra Cezaevi önünde yaptığı açıklamada, siyasi tutsakların özgürlüğünü ve barış sürecinin demokratikleşmeyle ilerlemesi gerektiğini vurguladı. Barış ve Demokratik Toplum Süreci devam ederken siyasetçilerin cezaevinde tutulmasının kabul edilemeyeceğini belirten Tuncer Bakırhan, iktidara AİHM ve AYM kararlarının uygulanması çağrısında bulundu.
Daha sonra ESP adına konuşan Selin Uçar, şunları kaydetti: "Tutsaklara özgürlük istiyoruz. Söz, eylem ve örgütlenme özgürlüğümüzü kazanmadan barışı kazanamayız, demokrasiyi inşa edemeyiz. Bu nedenle tüm siyasi tutsakların serbest bırakılmasını, Terörle Mücadele Kanunu'nun kaldırılmasını ve söz, eylem ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engellerin ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Tüm siyasi dava tutsaklarının özgürlüğü için mücadele etmeye devam edeceğiz."
EMEP adına konuşma yapan Leven Tüzel ise "Bugün Kandıra’da, Edirne’de, Sincan’da ve arkadaşlarımızın tutulduğu bütün cezaevlerinin önünde bir kez daha barış ve özgürlük çağrılarımızı yineliyoruz" dedi.
EHP adına konuşan Hakan Öztürk ise sürecin ilerlemesi için somut adımların atılması mesajı verdi. HABER MERKEZİ