Ailelerin de duygu ve düşüncelerini dile getirdikleri konferansta Komünist Partisi Senatörü Eliane Assassi de, Fransız devletinin duyarsızlığını "Fransızlar kendilerini ıslatmaz" atasözüyle açıkladı.

Senato'nun Monerville Salonu'nda sabah saat 10:00'da başlayan ve Fransız senatör Eliane Assassi öncülüğünde gerçekleştirilen konferans, kadın kırımını ve bunun içerisinde Paris Katliamı'nı ele aldı.
Uluslararası Kürt Kadın Hareketi, Kadın Vakfı, Femmes Solidaires ve Fransa-Kürdistan Dayanışma Derneği tarafından organize edilen konferansa Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'in aileleleri, çok sayıda kadın kurumu temsilcisi, senatör ve politikacı katılım sağladı.
Konferans 3 kadın şahsında tüm katledilen kadınlar için saygı duruşuyla başladı.
"Kadın Kırımının yeni yüzü- Yeni hedefi, mücadele eden kadınlar" başlığı altında 5 konuşmacı yerini divanda alırken, oturumun moderatörü Soad Baaissa Paris katliamında yaşamını yitiren üç kadının mücadelesi konusunda katılımcıları bilgilendirdi. Ardından Kadın kırımının tarihçesi bölümünde Uluslararası Kürt Kadın Hareketi Temsilcisi Gönül Kaya söz aldı.
"2 gün sonra, 9 Ocak 2013 tarihinde Paris'te Kürdistan Enformasyon Bürosu'nda gündüz ortasında vahşice katledilen 3 Kürt kadın siyasetçi-devrimci-insan ve kadın hakları mücadelecisi olan Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'in yaşamlarını yitirişlerinin birinci yılındayız" diyerek sözlerine başlayan Gönül Kaya, düşünceleri, yaşamları, inançları ve mücadeleleri ile sadece Kürdistan ve Ortadoğulu kadınların değil, aynı zamanda dünya kadınlarının da öncüleri haline gelen bu 3 kızıl karanfili andı.   

Paris Katliamı dinmeyen bir acıdır

Kaya, Paris Katliamı ve bu katliamın kadına yönelik şiddetin tarihi zemini ile bağlantısını şu şekilde dile getirdi: "Kadın kırımını ve Paris Katliamı'nı daha derinlikli ele almamız, sorgulamamız ve sorumlulardan her boyutta hesap sormamız gerektiğini bizlere bir kez daha göstermiştir. Kadının köleleştirilme tarihi 5 bin yılı kapsar. İnsan-toplum-doğa dengesinin ve kutsallığının esas alındığı, kadının yarattığı değerler etrafında yaşanan eşit doğal toplum sistemine dönük savaşın ilk hedefi kadın olmuştur. İktidarcı-sınıflı-devletçi-hiyerarşik-militarist ataerkil sistemin köleleştirdiği ilk insan; kadındır. İlk sömürgecilik kadınla başlatılır. Diğer kölelikler (doğa, toplum, erkek vb) bundan sonra başlar. Bu 5 bin yıllık süreç kadına, onun etrafında oluşan yaşam ve toplumsal ilişkiler sistemine dönük sistemli bir savaşı ve büyük kırımı gerçekliğini de ifade eder."
Kaya, kadın kırımı tarihine dönük örneklemelerle konuşmasını devam ettirdi. Kaya, Paris Katliamı'nın da bir kadın kırımı olarak değerlendirmek gerektiğini ifade etti.
Gönül Kaya'nın konuşmasının ardından Fransa-Kürdistan Dayanışma Derneği başkanı Sylvie Jan söz aldı.
Jan, sözlerine 9 Ocak katliamıyla başladı. "9 Ocak 2013'de gerçekleştirilen cinayet bir yıl sonra içimizde dinmeyen bir acı olarak kalmaktadır. Hakikat açıklanmadığı müddetçe bu acı dinmeyecektir. Sorularımızın cevaplarını almaya kararlıyız. Ve burada bizimle aynı amacı paylaşan herkese açık ve arkadaş oluruz" diyerek bu amaçla çalışan dernekleri konusunda bilgi verdi.

'Mücadelenizden güç alıyoruz'

"Devletlerin ilgili olduğu üç cinayetle karşı karşıyayız" ifadesini kullanan Jan, Fransa'ya büyük bir sorumluluk düştüğünü belirtti. "Fransa bu kadınları korumakla sorumluydu" diyen Jan, Fransa'nın bugüne kadar Kürtlere uyguladığı baskı politikasına dikkat çekti.
Her üç şehidin ailesine seslenen Jan, onlara teşekkür etti. "Sizleri böyle güçlü gördükçe sizden güç alıyoruz ve mücadelemizi daha güçlü yürütüyoruz" dedi.
Konferansın birinci bölümünde Rojava'da kadın kırımı ve Kürt kadınlarının örgütlülük düzeyi konusunda Rhodi Mellek söz alırken, Üç Kürt kadın siyasetçinin katledilmesine dair süren davanın avukatlarından Virginie Dusen "Kadına karşı şiddete karşı hukuki bakış" başlığı altında konuşma yaptı.
Virginie Dusen, öncelikle ailelere sabır dileyerek sözlerine başladı. Paris Katliamı konusunda süren davanın da avukatı olan Dusen, kadın kırımı konusunda şu ana kadar yaşanan hukuksal değişimler ve süreçler konusunda bilgilendirmede bulundu. Avrupa Konseyi ve dünyanın birçok parlamentosunda kadın krımına dair yaşanan tartışmaları ve alınan kararları hatırlatan Dusen, yasaların öncelikle kadınları daha güvenli bir dünya için korumaya alması gerektiğini hatırlattı. Virginie Düşen ayrıca göçmen kadınların göç sonrası yaşadığı şiddet ve sorunlara dikkat çekti. Oturum alma süreçlerinde kadınların yaşadığı süreçlere dikkat çeken Düşen, kadınların göçle yaşadığı kırılmanın yanı sıra iltica sürecinde de yeni bir psikolojik şiddete maruz kaldığını ifade etti.

Rojava'da kadın devrimi

Rhodi Mellek ise Rojava'da yaşayan gelişmelerle konuşmasına başladı. Rojava'da yaşanan kadın devrimini aşamalarıyla anlatan Rhodi Mellek, tüm provokasyonlar, çeteler, Türkiye ve diğer uluslararası güçlerin Rojava'daki oyunlarına rağmen Rojava'da büyük bir değişimin ve kalıcı kurumların oluştuğunu ifade etti. Son iki yıldır Rojava'da kadınların askeri, siyasi, eğitim ve toplumsal yaşamda büyük bir rol oynamaya başladığını ve kadın ordusu YPJ'nin oluştuğunu ifade etti.
Rojava'da kadınların yaratmış olduğu akademi ve kurumlarda kadınların sorunlarını tespit eden ve buna göre mücadele geliştiren bir sistemin oturmaya başladığını belirterek, bu anlamda şu ana kadar binin üzerinde çalışma dosyasının oluştuğunu hatırlattı.
İslam'ın çeteler eliyle kötü bir şekilde kullanıldığı ve siyasallaştırılarak Rojava'da Kürt halkının üzerinde bir şiddet aygıtı haline getirildiğini belirten Mellek, Rojava'da yaşanan gelişmelerde ise 79 yılında Suriye'ye gelen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın büyük bir etkisi olduğunu belirtti.

Aileleri özlemle andı

Öğlen yemeği arasından sonra Konferans, onur konuklarını divana aldı. Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'in aile fertlerine söz verildi. Sakine Cansız'ın kızkardeşi Feride Cansız, Leyla Şaylemez'in kızkardeşi Yasemin Şaylemez ve Fidan Doğan'ın annesi Fatma Doğan kısa söz aldı. Üç kadın devrimcinin aile fertleri konuşmalarında onların hem ailelerine hem de halkı büyük önem verdikleri, katledildikleri güne kadar Özgürlük Mücadelesi'nin örnek militanları olduklarını dile getirdi. Aile fertleri ayrıca 3 devrimciye olan özlemlerini de konuşmalarında vurguladı.
Konuşmaların ardından Kürt dostu Antoin Laurent'ın üç kadın devrimciyi konu alan 'Hakikati İstiyoruz' adlı kısa filmi gösterildi.

Fransızlar kendilerini ıslatmaz

Filmin izlenmesinin ardından Fransız Senatosu'nda Komünist Grup Başkanı Senatör Eliane Assassi de, düşüncelerini dile getirdi. Assassi, şimdiye kadar İçişleri Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunduklarını, katliamın ortaya çıkarılması için sürekli yazılı soru önerileri sunduklarını belirtti. Assassi "Fransızlar kendilerini ıslatmaz" şeklindeki Fransız atasözünü de hatırlatarak, Fransa'nın bu katliam karşısında bir sorumluluk duymadığını dile getirdi. Ancak, bu çabalarının bundan önce olduğu gibi bundan sonra da süreceğini dile getiren Senatör, 3 kadın devrimcinin ailelerine yönelik olarak bu sorunun kendi sorunları olduğunu vurguladı. Assassi son olarak da "Biz şimdiye kadar Kürt sorununu konuşuyorduk. Artık bu konuyu konuşmak istemiyoruz. Biz bundan böyle Kürt sorununun çözümü hakkında konuşmak istiyoruz" dedi.
Ardından konferansın ikinci bölümüne geçildi.
"Kadın kırımına karşı ortak mücadele strateji ve yöntemleri" başlığı altında Femmes Solidaires adına Soad Baba Aissa, İranlı yazar Chahla Chafiq, Dünya Özgür Kadınlar Vakfı adına Canan Polat söz aldı. Konferansın ikinci bölümü Nursel Kılıç moderatörlüğünde sürdü.
Konferans sonuç bildirgesi taslağının okunmasıyla son buldu.



SELMA AKKAYA/PARİS