Rojava’da savaşan Enternasyonal Özgürlük Taburu’nun komutanı Serkan Yılmaz, Rojava Devrimi’ne katılmalarının sadece DAİŞ karanlığına karşı savaşmak için olmadığını belirterek, “Yüz yıllardır halklar birbirine düşmanlaştırılarak, kırdırılarak, yabancılaştırılarak yönetilen Ortadoğu ülkeleri içinde Rojava, yeni yönetim anlayışıyla tabiri caizse güneş gibi parıldadı. Dost düşman herkes yüzünü parıldayan bu güneşe çevirdi” dedi.

Rojava Devrimi’nin başarısının Türkiye devrimini de ilerleteceğini kaydeden Yılmaz, çağrıda bulundu: “Özellikle genç kadın ve erkeklere  seslenmek istiyoruz: Yeni bir dünya istiyorsanız, bu dünyanın inşası için Rojava önemli bir adım. Ne duruyorsunuz? Devrim sizi çağırıyor.”


Öncelikle, nedir Enternasyonal Özgürlük Taburu?

Enternasyonal Özgürlük Taburumuz, Türkiye ve Kürdistan’dan Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP), Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist-Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TKP/ML-TİKKO), Marksist Leninist Silahlı Propaganda Birlikleri/Devrim Cephesi (MLSPB/DC) ve Birleşik Özgürlük Güçleri’nin (BÖG) yanı sıra Yunanistan anarşist-komünist ve Almanya’dan antifaşist, komünist, ilerici, bağımsız bireylerin katılımıyla şekilleniyor. Savaş içerisinde ayrı bir tabur olarak yer alıyoruz. Taburumuz 10 Haziran’da kuruldu, 11 Haziran’ dan itibaren Silûk ve Girê Sipî gibi önemli merkezlerin özgürleştirildiği Şehîd Rûbar Qamişlo Hamlesi’ne katıldı. Hamle sırasında taburumuzdan Halil Aksakal (Mazlum Aktaş) ve Ahmet Koçgiri (Alper Çakas) yoldaşlarımız şehit düştü, 7 yoldaşımız yaralandı. Bugün de DAİŞ’in merkezi konumundaki Raqqa hattının temizlenmesi operasyonunda yer alıyoruz. 

Taburumuz cephede ön mevzilerdeki yerini koruyor, korumaya devam edecek.


Türkiyeli devrimciler olarak Rojava’da, DAİŞ’e karşı mücadelede yer alıyorsunuz. Neden?

Öncelikle, Rojava’da yürütülen mücadelenin yalnızca DAİŞ’e karşı olduğu fikri, bizce eksik ve yetersiz olur. Evet, bugün fiili olarak neredeyse tüm cephelerde savaştığımız düşman DAİŞ. Biz de bulunduğumuz her cephede bu katil sürüleri ile savaşıyoruz. Ancak Rojava Devrimi’ne katıllışımızın nedeni, tek başına DAİŞ’e karşı savaşımla sınırlı değil. 

Rojava’da yaratılmak istenen, halkların bir arada, özgür, eşit ve kardeşçe kendi kendilerini yönetebilecekleri demokratik yönetim anlayışı tehdit altında. Yüz yıllardır halklar birbirine düşmanlaştırılarak, kırdırılarak, yabancılaştırılarak yönetilen Ortadoğu ülkeleri içinde Rojava, yeni yönetim anlayışıyla tabiri caizse güneş gibi parıldadı. Dost düşman herkes yüzünü parıldayan bu güneşe çevirdi. Uluslararası emperyal güçler, önce uzunca bir süre uzaktan izleyip beklediler. İlk anda müdahil olmaktan sakındılar. Rojava Devrimi’nin kaderinin belirlendiği Kobanê savunmasında, “Kobanê düştü düşecek” diye beklediler. Ama Kobanê’de öyle bir direniş ortaya kondu ki, tüm dünyada işçiler emekçiler ve ezilen halklar bu direniş karşısında sessiz kalmayıp alanlara, meydanlara, sokaklara çıktı. Toplamda yüz binleri bulan bu evrensel haykırış, uluslararası güçleri daha fazla seyirci kalmama noktasına getirdi. Biz Enternasyonalist Özgürlük Taburu olarak ABD, Fransa ya da bir başka emperyalist devletin Rojava Devrimi’ne bir süre sonra aktif askeri destek vermesinin altında da Kobanê üzerinden gelişip büyüyen uluslararası halk hareketlerinin yarattığı basınç olduğunu çok iyi biliyoruz. Bir aşamadan sonra düşürülemeyeceği anlaşılan Kobanê’ye savaş uçakları ile desteğe gelmeleri, bu hareketin yaratmış olduğu etkiyi azaltmak ve dünyaya son kertede kurtarıcının ABD olduğunu kanıksatmak gayretidir.

Dolayısıyla biz burada yalnızca DAİŞ’e karşı bir savaşım yürüttüğümüzü düşünmüyoruz. Bölgedeki gerici egemen devletlerin adeta korkulu rüyasına dönmüş Rojava Devrimi ile yaratılmak istenen halkların kendi kendilerini özgür iradeleri ile yönetebilecekleri, kendi kaderlerini tayin edebilecekleri bir sistemin inşası ve korunması mücadelesi de bizim Rojava’daki varlık nedenlerimiz arasındadır. Ama son kertede biz bir taburuz, bir savaş örgütüyüz. Rojava Devrimi’ne cephelerde, en ön mevzilerde katılıyoruz. En çok Türkiye’nin ama diğer gerici bölge ülkelerinin de koruyup kolladığı, büyütüp beslediği, lojistiğinden askeri mühimmatına kadar donatıp üzerimize saldığı faşist katil DAİŞ çetelerine karşı YPG ve YPJ’li yoldaşlarımızla birlikte, omuz omuza savaşımımız devam edecek.

Tabur bileşenlerimiz devrimci, komünist ve anarşist örgüt ve bireylerden oluşuyor. “Devrimciyim” diyen birey ve örgütlerin böyle bir devrime katılmaları kadar doğal bir şey olamazdı. İnsanlık adına yeniyi ve ileri bir düzeyi inşa ediyor Rojava Devrimi. Biz de bu inşa sürecinde yer almayı, bir tuğla da üzerine koymayı boyun borcu bildik. Ve devrimle bu perspektifle ilişkilendik, ilişkileniyorum.


Peki sizce Türkiye devrimci hareketi Rojava Devrimi’ni yeterince anlıyor mu?

Yeteri kadar asla olmadı. Türkiye devrimci hareketinin Rojava Devrimi ile ilişkilenişi parçalı bir görüntü ortaya koyuyor. Bir kesim başından beri, “Bu devrim bizim de devrimimizdir” perspektifiyle hareket edip bu doğrultuda ilişkileniyor; içerden ve alabildiğine etkin. Bir başka kesim, dostlar alışverişte görsün misali dayanışmacı çizgiyi aşamayan bir ilişkileniş içinde.  Dolayısıyla bir dışarıdanlık hali, bu kesim için söz konusudur. 

En son ifade edeceğimiz kesim ise, devrimi hiç anlayamamış olanlar. Rojava’da yaşananların bir devrim olduğunu dahi anlayamayacak kadar politik körlük içindeler. Yer yer devrim karşısında duracak bir hatta savruldukları da oldu bu kesimdeki örgütlerin.


Ortadoğu’nun mevcut durumu içinde Rojava Devrimi, ne anlam ifade ediyor sizin için?

Enternasyonal Özgürlük Taburumuz yeni kurulmuş (10 Haziran 2015) olmasına rağmen taburda yer alan savaşçılarımız değişik taburlarda DAİŞ’e karşı savaşmışlardı. Savaştığımız düşmanın nasıl bir dünya görüşü, nasıl bir yaşam anlayışı ve yaratmak istediği nasıl bir yönetim anlayışı olduğunu çok iyi biliyorum. İdeolojik ve felsefi altyapıları, tamamen İslam dinine odaklanmış ve bu dinin en radikal, tutucu ve gelişime kapalı yorumunu kendine rehber edinmiş. DAİŞ, “ya bendensin ya kafirsin” anlayışıyla bütün öteki inançlara, halklara, inançsızlara kapılarını kapatan, yalnızca kapı kapatmakla kalmıyor; zorla müslümanlaştırma anlayışına da sahip. Yürüttüğü politikalarla kadın düşmanı yüzünü gösterdi defalarca. Gerek yaymak istediği yaşam tarzı itibariyle, gerekse de işgal ettiği topraklarda yürüttüğü politikalarla bunları gördük. 

Ortadoğu coğrafyasında yeni ve demokratik bir sistem inşa etmek isteyen Rojava Devrimimiz, dinin bu topraklar üzerinde yaşayan halklar üzerindeki etkisini mutlaka dikkate almak ve gözetmek durumundadır.

Bizler savaştığımız kuvvetin, kandırılmış, beyinleri uyuşturulmuş bir avuç zavallı olduğunu asla düşünmedik. Bu topraklarda bir avuç zenginin çıkarlarının teminatı için kurulmuş gerici egemen devletlerin varlığı, halkların isyanını her daim mayalamıştır. Yer yer bu isyanlara gerici dini örgütler ve bireyler önderlik etmiştir. Nitekim “Bahar Devrimi” diye adlandırılan, önce Tunus ardından Mısır ve Suriye’ye sıçrayan halk ayaklanma ve isyanlarının altında yatan gerçek neden olan eşitlik, adalet ve özgürlük talebi harekete öncülük eden kuvvetlerin eşitlik adalet ve özgürlük anlayışı ile zıtlıklar barındırıyor.

Rojava Devrimi işte tam da bu aşamada çok kritik, kilit ve stratejik bir rol üstlenmiş durumdadır. Eşitliğin, adaletin ve özgürlüğün nasıl bir şey olduğunu elle tutulur, gözle görülür bir şekilde tüm dünyaya göstermek zorundadır. Bu da hiç kolay olmayacak. Uğruna ölümü tereddütsüzce göğüsleyebilecek bir gelecek için savaşıyoruz. Bölge devletlerinin korkulu rüyası olmuş ancak YPG ve YPJ karşısında sürekli gerileyen, mevzi kaybeden ve tutunamayan DAİŞ karşısındaki gücümüz, bizim alternatif dünya görüşümüz ve yeniyi barındıran yaşam felsefemizden gelmektedir.


Bu devrimin başarısı Türkiye’yi nasıl etkiler?

Rojava Devrimi’nin başarısı, sömürgeci Türk devleti karşısında Kürt Özgürlük Hareketi’ni güçlendirir ve büyütür. Sömürgecilik karşısında gelişip daha da güçlenen Kürt Özgürlük Hareketi, Türkiye’deki ilerici devrimci hareketi de olumlu etkiler. Seçim barajını yerle bir eden HDP’nin her geçen gün büyüyen etkisi, bunun somut göstergelerindendir. Bu nedenle birleşik karaktere bürünmüş Türkiye sosyalist, devrimci ve ilerici hareketinin, Kürt Özgürlük Hareketi’nin, Rojava Devrimi’nin başarısına ihtiyacı var diye düşünüyoruz.

Gazeteniz aracılığıyla özellikle genç kadın ve erkeklere  seslenmek istiyoruz: Yeni bir dünya istiyorsanız, bu dünyanın inşası için Rojava önemli bir adım. Ne duruyorsunuz? Devrim sizi çağırıyor.

* Enternasyonalist Özgürlük Taburu Komutanı 


RAKEL ASÎMAN