Her ülkenin mücadelesine damgasını vuruna, öne çıkan kadınlar vardır. İspanya iç savaşında No Pasaran diyen bir kadındı. Tanya Sovyet devriminin önde gelen kadınlarındandır. Yine Zoya Gamsadinskaya II.Dünya savaşında oynadığı büyük rolden ötürü Rusya’nın anası olarak yani 'ana ülke'nin ana sembolü olarak kabul edildi.
Özellikle 20. Yüzyılın sonlarında başlayan Kürtlük mücadelesinde dünya örneklerinde olduğu gibi onlarca, yüzlerce Kürt anası oynadığı rolle aslında tarihsel süreç içinde oynadığı toplumsallığı örmedeki rolünü oynadı. Bu anaların her birinin hikayesi ayrı. Her birinin yaşamı kitap, film konusu olacak kadar önemli. Direnişleri, kararlılıkları örnektir.
Rojava’da böyle yüzlerce ana görmek mümkün. Yaşamın içinde akıp giderken adım attığın her yede böyle bir ya da birkaç ana ile karşılaşmak mümkündür. Çünkü baştan beri bu yaşamı kendilerinin ördüğü ve gerçekleşen devrimde büyük direnişler gösterdikleri biliniyor, anlatılıyor arkadaşları ve diğer kadınlar tarafından.
Efrîn Kantonunda yaşayan Şaziye İbrahim bu analardan sadece bir tanesi. Devletin resmi okullarında hiç okumamış. Ancak hayat okulunun her aşamasından geçmiş, tüm sınıflarında okumuş. O yüzden insanların karşısına çıkıp konuşunca bir hatip gibi hitap ediyor. Şaziye İbrahim altmışlı yaşlarda beş çocuk anası. Birlikte büyüdüğü, birlikte oynadığı kardeşi Mustafa İbrahim 86 yılında Kürt Özgürlük Hareketine katılır. Mustafa Şaziye’nin hem kardeşi, hem oyun arkadaşı. Mustafa, 89 yılında bir pusuda yaşamını yitirince Şaziye kırk gün çocukları olmasına rağmen evine adım atmaz. Kırkıncı günden sonra annesine bir eve bakıp geleyim diyor. Eve gittiğinde büyük oğlu Ali henüz 13 yaşında, Mustafa 10, kızı Ruken 8 yaşında. Ancak Şaziye ana yaşlarına bakmadan sadece bir daha eve döndüğümde sizi evde görmeyeyim diyerek tekrar kardeşi Mustafa’nın yas evine döner. Şaziye Ana'nın bu sözü aslında çocuklarına yeriniz mücadele alanı olan Kürt dağlarıdır, gidip katılın anlamında söylüyor. Ancak çocukları henüz onu yapabilecek yaşta değil. Ama o yine de çocuklarına söyler.
Kardeşi Mustafa’dan sonra küçük kardeşi Muhammed’de gerilla saflarına katılır. Muhammed de 94 yılındaki Çiyayê Reşko olayında yaşamını yitirir. Küçük kardeşi Muhammed’te 94 yılında şehit düşerken büyük oğlu Ali artık gerillaya katılacak yaşa geliyor. 95 yılında dayılarının izinde yürümek için ve anasının o henüz çocukken söylediği söz üzerine yola çıkarak Kürdistan dağlarının yolunu tutar. 1995 yılında Şaziye Ana'nın oğlu Kürdistan dağlarında gerillaya katılır ve aynı yıl içinde yaşamını yitirir. 2004 yılında Şaziye Ana'nın oğlunun şahadeti ilan edilir. Oğlu Ali’nin şahadeti ilan edildikten dört yıl sonra ananın ikinci oğlu Mustafa gerillaya katılır ve halen Kürdistan dağlarında gerilla.
Şaziye ana 1986 yılından bu yana girdiği devrim ve özgürlük yolundan bir adım geri atmamış. Suriye Baas Rejiminin işkencelerine maruz kalmış, cezaevlerinde yatmış ama o inancından hiçbir şey yitirmeden yoluna devam etmiş.
Zor günlerde devrimci mücadelesini sürdüren Şaziye Ana ile annesi şimdi Şehit Aileler Kurumunun diğer şehit anneleriyle birlikte temel direklerindendir. Aynı zamanda Rojava Barış Anneleri İnisiyatifi’nin temsilcileri...
Bu devrimli günlerde Şaziye Ana ve annesi ikisi de her sabah ayrı ayrı evlerinden çıkıp nerede bir etkinlik, eylem, gösteri varsa oradaki yerini almaya gidiyorlar. Eylem, etkinlik ve gösterilerde en öndeki yerlerini alıyorlar.
Nerede bir eylem varsa, nerede bir etkinlik varsa Şaziye Ana diğer barış anneleri ve annesi ile birlikte orada bitiyorlar.
Şaziye Ana Rojava'daki annelerden sadece ve sadece bir tanesi. Onun gibi yüzlerce ana var. Onların mücadele, hayat hikayeleri ve özgürlük tutkusu ile inanç ve iradi duruşlarına insan baktığında Rojava Devriminin değerini, anlamını ve ruhunu daha iyi anlıyor.
Anaların ve oğulları ile kızlarının ruhu ve emekleriyle yaratılmış bir devrim olduğunu anlıyor. O yüzden bu devrimi yıkmaya ve çizgisini değiştirmeye hiçbir gücün yetmeyeceğine inanmaktan başka seçeneği kalmıyor insanın…
Devrimci bir ana ya da anaların hikayesi
Rojava Devrimini anlamak için buradaki anaların, kardeşlerin, babaların, eşlerin, sevgililerin yaşadıklarını iyi bilmek gerekir. En çokta devrime can, kan katan anaların emeklerini, mücadelelerini iyi bilmek, görmek gerekir.