Belliydi. Er geç İmralı süreciyle Rojava arasında bir bağ kurulacaktı. Dedikodu başladı bile. AKP’li Laçiner dün yazdı. “PKK Suriye’ye yerleşirse ne olur?” diye sordu. Ona göre, PKK Türkiye’den çekilirse, Suriye’ye gidebilirmiş, o zaman da “Barzani ve Talabani’nin yaptığına benzer bir Suriye özerk Kürdistan’ı inşa edilirmiş.”

Burada bilinçaltı konuşuyor. Laçiner, Türk istihbaratının ve Hükümet çevrelerinin gerçek görüş ve korkularını dile getiriyor. “Barzani ve Talabani ikilisinin Irak’ta yaptığı gibi özerk bir Suriye Kürdistanı kurulmasına” düşmanlık ne demek? Irak’takiyle Suriye’dekini birbirinin benzeri gören kişinin, Suriye’dekine düşman olması, benzerine de düşman olduğunu gösteriyor. “Dostluk” perdesi böylece aralanıyor. Güney’i yok edemediği için kabullenmek zorunda kalan Türk tarafı, Suriye Kürdistan’ını rüşeym halindeyken boğmak peşinde. Güney’deki federal yapıya hala “Kürdistan” demeyen AKP, fırsatını bulduğu an Güney’i tehdit etmekten geri kalmayacak.
Laçiner’in Rojava’yı bu şekliyle gündeme getirdiği gün, medyada, “Türkiye’nin Rojava’yı tanıması karşılığında PKK’nin sınır dışına çekileceğine” dair haberler de yer aldı.
Önce şu “sınır dışına çekilme” hakkındaki spekülasyonlara değinmek iyi olabilir. Öyle bir hava yaratıldı ki, “sınır dışına çekilmek” Kürt kamuoyunda her şeyi kaybetmek gibi algılanır oldu. Bunu bilinçli olarak pompalıyorlar. Çünkü Hükümet, giderek “silahsızlandırma” heveslerinden vazgeçmeye başlamış, “çatışmasızlık” durumuna razı olmuş ve “sınır dışına çekilmeyi” de “takvimi belli olmayan” bir hedef olarak düşünmeye başlamıştır.
İşte Laçiner’in “alarm” zilleri çalmasına neden olan da bu. AKP’nin strateji uzmanı şöyle diyor: “PKK Türkiye’de harcadığı enerjiyi bir süreliğine Suriye’ye kaydırarak, ileride Türkiye’ye yeniden dönmek üzere taktik bir tercihte bulunabilir.”
Belli ki, Sedat Laçiner, “sınır dışına çekilirse PKK biter” diye  düşünmüyor. O da biliyor ki, bu gerilla dediğin, “durduğu yerde durmuyor”, zaten her zaman “geri çekiliyor, tekrar geliyor, sağa yöneliyor, sola zıplıyor, kuzeyde bağırıp, güneyde dinliyor…” Laçiner’in korkusu bu. Çünkü “çekilecek” olan ordu olsa, ordunun çekildiği müstahkem mevzileri kendi ordusu işgal edecek. Gerilla çekilse ordu nereyi “işgal” edecek? Ağrı zirvelerini mi, Cudi uçurumlarını mı?
Ama biz Laçiner’den şunu öğreniyoruz: Hükümet gerillanın “çekilmesi”nden yararlanarak hem Kuzey’deki kazanımları, hem de Rojava’dakı kazanımları yok etmek isteyecek. İyi niyet olsaydı şu üç temel işareti verirdi, ve bu işaretler ortada yok çünkü:
Birincisi korucuları silahsızlandıracağını ilan edirdi.
Otuz yıllık savaş koruculaştırılan aşiretlerle Kürt halkı arasında kan davasına yol açtı. Kan dökülmemesinin nedeni “gerilla” faktörü. Şu anda bile suç makinesine benzeyen kimi silahlı unsurlar, doğacak boşluktan yararlanarak yurtsever sivil halka kan kusturacaktır.
İkincisi, Rojava’ya karşı saldırıları hemen durdururdu.
Rojava üç yanından kuşatılmış durumda. Onun tek güvencesi Kuzey’deki Kürt özgürlük hareketinin gücü. Çekilmeyle doğacak boşluktan yararlanan Türk hükümeti, kendisi “tampon” kurarak Rojava’yı yok edemezse, biliniz ki, El Kaidecileri ve çeteleri engelsiz bir şekilde sınırlarından sızdırarak, Batı Kürdistan’ı kana bulayacaktır.
Üçüncüsü, Rojava’nın “özerklik” statüsünün Türkiye tarafından tanınacağını açıklardı.
Yukarda söyledik, tekrar edelim: Türkiye’ye karşı değil, Türkiye’nin de karşı olduğunu söylediği Esad rejimine karşı silahlanan Rojava halkının “özerklik statüsünü” tanımamak,  Güney’deki halkın “federal statüsünün” de ilk fırsatta tanınmayacağının habercisi olacaktır.
Efendim, Rojava’da Öcalan’ın etkisi varmış da, Güney’deki “yönetim” “iyiymiş“. Bu demagoji. Güneyli yönetim bugün “Kuzey’e ve Rojava’ya karşı” Türk hükümetiyle anlaşıyor olsa da, yarın “bir başka” yönetimin Öcalan’ın görüşlerini benimseyip benimsemeyeceğinden Türkiye emin olamaz. Statüsüz parçada “egemen” olan Kürt özgürlük hareketi, bilelim ki, “statü” kazanan parçada haydi haydi egemen olur. O nedenle de Türkiye Kuzey’i elinde tutmak için bütün parçalardaki “statü”lere karşı çıkar.
Bu durumda soru “çatışmasızlık ilan edilecek mi, çekilme olacak mı, ne zaman olacak, on gün mü desem, on yıl mı desem” falan değil. Rojava’ya ne olacak?
Çünkü Rojava’ya “ne olacaksa” hem Kuzey, hem de Güney Kürdistan’a “o olacak”…