Kürt diasporası çok geniş bir alana yayılmış bulunuyor. Sadece Avrupa’da bulunan Kürt göçmenlerin sayısı, tahminen 1,5-2 milyon dolayında. En büyük kesim ise Almanya’da bulunuyor. Göçmen örgütleri ve kurumları farklı biçimlerde buradaki diaspora Kürtlerine hitap ediyor, çalışmalar yürütüyor. Bu etkinliklerin merkezinde Kürt sorunu, kimlik ve kültür yer almaktadır. Kürt diasporasının başlıca ortak ve birleştirici unsuru budur. Göç edilen ülkelerdeki durum ve uyum sorunları ise, farklı olduğu gibi, ikincil planda kalıyor.
Geçen günlerde, Almanya’da „Kürt Kimlik Kampanyası“ ve „2. Kürt Göç Kongresi“ gibi önemli etkinlikler yaşandı. Bunlardan ders çıkarılabilecek bazı noktalara tekrar değinmekte yarar var. Kuşkusuz, Kürt sorunu çözülmedikçe, Kürt diasporasının yaşamında normal göçmenlik ve uyum olanaksız. Buna rağmen, diasporada yaşayanların ve onların örgütlenmelerinin göçmenlik olgusunu detaylarıyla bilince çıkarması ve sonuçlara varması gerekiyor.
Diaspora Kürtleri sayısal olarak büyük bir göçmen kitlesini oluşturuyor. Aynı zamanda sosyal, kültürel, dil ve din boyutlarıyla bakıldığında, çok farlılıklar ve özellikler sözkonusu. Başka bir deyişle, Kürt diasporası tek (homojen) bir yapı oluşturmuyor. Göçmen örgütleri ve bu alanda çalışan uzmanlar, diaspora yapısı ve özellikleri konularında geniş inceleme yapabilir ve sonuçlar çıkarabilir.
Almanya’da siyaset ve idare, göçmenler ve topluma uyumları konusunda yeni politikalar tespit etti. Göçmen ve entegrasyon zirveleri, göçmenler yasası gibi federal ve eyaletler düzeyinde ileriye yönelik çalışmalar yürütüldü ve yürütülüyor. Kürt göçmenlerin özel konumları ve sorunları sözkonusu olduğunda, bir bilgi açığı olduğu görülmektedir. Federal ve eyalet hükümetlerine, göçmenlerle ilgilenen resmi kurumlara ve siyasi partilere yönelik, Kürt göçmenlerin sorunları ve çözümleri konusunda öneri ve taleplerin somutlaştırılması ve gündemde tutulması gerekiyor.
Kürt göçmenlerin etnik ve kültürel kimliklerine eşit şekilde yaklaşılması yönündeki talep, tek başına dile getirilmekle yetersiz kalıyor. Bunun içeriğinin doldurulması, projelerle somutlaştırılması ve genel entegrasyon bağlantısının kurulması kaçınılmazdır. Diğer yandan, bizzat Kürt göçmenlerin bu konuyu anlaması ve sahip çıkması gerekiyor. Bu göçmen kesimi, uyumu nasıl algılıyor ve Kürt göçmen kurumlarının taleplerini ne kadar sahipleniyor? Kimlik ve uyum yönünde gerçekleşebilecek projeler (dil dersi ve kursları, danışmanlık vb.) ne kadar Kürt göçmenler arasında ilgi bulacak? Buna benzer sorular çoğaltılabilir.
Almanya’daki Kürt göçmenlerin sorunları ve uyumu konularında, başka ülkelerin deneyimlerini bilmekte ve tartışmakta da yarar var. Örneğin; İsveç göçmenler ve uyum politikası, anadil ve kültür alanları ile uyum konusunda başarılı bir model oldu. Bu ülkede yaşayan Kürtler ve çocukları bir yandan Kürtçe öğrenciler, diğer yandan (Almanya’ya kıyasla) daha az sorun yaşayarak İsveç toplumuna uyum sağladılar. Kimlik ile uyum arasında bir sorun yaşanmıyor. Aynı şey Almanya için de düşünülebilir.
Almanya’daki Kürt kökenli göçmenlerin bir çatı örgütü olmadan, ileriye yönelik bir ciddi çalışmanın yürütülemeyeceği görülüyor. Kürt göçmen örgütleri, Almanya partilerinde siyaset yapanlar ve uzmanlar böylesine bir oluşumda yer almalı ve ortak çözümler aramalı. Böylesine bir çatı örgütü, Kürt göçmenler ile siyaset ve idare arasında bir köprü rolü oynar. Bu gerçekleşmezse, Kürt diasporasının iki önemli sorunu olan kimlik ve uyum yönünde ileri adımlar atılamaz.
Kürt göçmen örgütleri, kurumları ve uzmanlar bir araya gelmeden, tartışmadan ve ortak sonuçlara varmadan ise bu durum böyle devam eder.