
21 Şubat Uluslararası Anadili Günü 3. bölüm
Bugün dünyada 6 binin üzerinde dil konuşulmaktadır. UNESCO'ya göre bu sayı 8 bine çıkıyor. Tam rakamı yine de veremiyorlar. UNESCO'nun dünya üzerinde konuşulan ve ölmekte olan dil atlası da mevcut. Bu atlasa göre Anadolu'da 18 dil, ölümle pençeleşiyor. Yine UNESCO'ya göre her yıl on kadar dil ölüyor. Bu duruma göre, mevcut dillerin yarıya yakını iki yüz yıl içinde yok olup gidecek.
Kürtlerin bir halk olarak kolektif haklarının temininin en baştaki göstergesi dil meselesidir. Bu sorun, bütün Kürdistan'da önemli olduğu gibi özellikle Kuzey Kürdistan için geçerli ve önemlidir.
Kürtçe, hem Kürtleri diğer uluslardan ayırmada hem de Kürtleri kolektif olarak hareket eden bir ulus haline getirmede önemli bir rol oynuyor. Kürtler anadilleri ile ilgili talepleri dillendirdiklerinde veya Kürt siyaseti bunu öne çıkardığı zaman aslında bu uluslaşmaya dair de bir söz söylemiş oluyor. Dolayısıyla dil, uluslaşmada, bilhassa demokratik ulusun temelini atmada da önemli bir işlev görüyor. Kürt siyaseti açısından baktığımızda anadili meselesinin böyle önemli bir boyutu var, diyebiliriz. Ancak böyle bir boyutunun olması demek, anadilinde eğitim talebinin sadece bunun için dile getirildiği anlamına gelmez. Bu sorunun bir de pedagojik yanı var. Zaten Türkiye'de Kürtler, ikinci sınıf, eşit şartlara ve imkanlara sahip olmayan bir halk. Bu halk, kendi halk olmaktan kaynaklanan doğal haklarını kullanamıyor; kullanabilmesi önünde hem yasal hem de pratik birçok engel var.
İşte bu durumu sürekli yeniden üreten bir eğitim sistemi var. Yani eğitimin Kürtler için bu kadar bariz yapısal eşitsizlikleri sürekli yeniden üreten bir tarafı da var. Üstelik bu yeniden üretimde bir yandan "makbul" (?) vatandaşların bu durumu görmemesini sağlıyor, söz konusu eşitsizliklerin hak edilmiş olduğunu bilinçaltına kazıyor; diğer yandan da, birçok Kürt ailenin kendilerine de bu durumu kabul ettiren, rızalarını alan bir işlev görüyor.
Eğitim sadece Türkçe yapılınca, öğretmenler, öğrenciler ve aileler arasında sanki bunun başka bir yolu yokmuş gibi, böyle olmak zorundaymış gibi bir psikolojiyi de üretiyor. Bu, hem siyasetin hem pedagojinin kesiştiği bir nokta. İşte anadilinde eğitim talebi, bu yönüyle hem siyasal eşitsizliğe dair bir söz iken hem de bu eşitsizliği yeniden üreten eğitim sistemini ret anlamına geliyor.
Anadilinin rollerinden biri de hakikatlerle yüzleşmedir. Hakikatlerle yüzleşme konusunda Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan'ın özellikle vurguladığı bir yön var: "Geçmişle yüzleşmeden geleceği kuramayacağız." Bunu söylerken diğer ülke örnekleriyle bir köprü kuruyor. Hakikatler bilinmeden yüzleşmenin olamayacağı, yüzleşme olmadan da adaletin sağlanamayacağı, barışa ulaşılamayacağı, bu örneklerde sıklıkla dile getirilen noktalar. Hakikatin ne olduğu ve nasıl kurulduğu, dil ile yakından ilgilidir. Çünkü dil, sadece iletişim kurmak için kullandığımız bir organımız, bir parçamız değildir; aynı zamanda bizi kuran, düşüncemizi oluşturan bir yönü de vardır. Diğer bir deyişle hakikat, dil ile kurulur. Acı da, özlem de, nefret de, sevgi de dil ile kodlanır.
Kürtlerin anadili mücadelesi, hakikatini geri çağırmanın da mücadelesidir. Sömürgeci bir iktidarın dilinin reddedilmesidir. Bu ret, yeni bir hakikatin peşine düşmedir. Anadilinin özgürlüğü olmadan hiçbir hakikat de kurulamayacaktır; hiçbir yüzleşme gerçekleşmeyecektir; hiçbir adalet sağlanmayacaktır; hiçbir barış sağlanamayacaktır. Kürtlerin ölüm oruçlarına girmeleri, sürekli kitlesel eylemlerde bulunmaları, canları pahasına gözlerini kırpmadan ölümün üzerine yürümeleri, işte bundandır.
İnkar ve imha sistemi altında son derece ağır bir tahribatı yaşasa da tarihsel Kürt kültürü, Özgürlük Hareketi'nin yükselttiği direniş mücadelesinin temel dayanağı ve en büyük güç kaynağı oldu. Sözü edilen hareket bu kültürle bağ kurmamış olsaydı ya da bu kültürün mutlaka yaşatılması kararlılığı ile ortaya çıkmasaydı, kesinlikle gelişme gösteremezdi. Kaldı ki, yaşanan derin yabancılaşmadan yola çıkarak aynı hareket, kendisini öze dönüş hareketi biçiminde tanımladı. Başlangıçta yapılması gereken şey, kırıntı kabilinden kalsa bile bu kültüre dayanarak direnişe geçmekti. Her bitki kendi kökleri üzerinde yeşerir. Halkların kökleri kültürlerindedir.
Dil, kültürün başat unsurudur. Dili kültürle özdeşleştirmek de mümkündür. Dil sadece basit bir anlaşma aracı değil, Önder Öcalan'ın ifadesiyle, "anlam ve duygunun bilince çıkmış, ifadeye kavuşmuş, kimliksel ve ansal varoluşudur." Bir toplumun zihniyet, ahlak, duygu ve düşünce birikimi, onun dilinde somutlaşır. Anlam dil sayesinde kendini görünür kılar ve yine dil sayesinde bedenleşir. İncil, "Başlangıçta söz vardı. Söz, Tanrı ile birlikteydi ve Tanrı sözdü" der. Sözün tanrısallığı bu anlamda dilin tanrısallığıdır. Dil, toplumsal gelişmenin yapılandırıcı unsurudur. Dil olmadan gerçek anlamda bedenleşme olmaz, bedenleşme olmadan da varlık sürdürülemez.
Kısacası anadil mücadelesi ile politik mücadele, Kürtler için özdeş mücadelelerdir; anadili, Kürt Özgürlük Hareketi'nin politik mücadelesinin tam merkezindedir.
Diasporada Kürtçe
Kürdistan'dan kilometrelerce uzakta, yüzlerce farklı millet arasına yayılarak devletsiz diaspora yaşamını sürdüren, hiçbir yerde göçmen statüsüne sahip olmayan Kürtler, birçok sorunun yanı sıra elbette çok derin bir anadili sorunu ile de karşı karşıyadır. Kürtlerin devletsiz oluşu, kendi anadillerini öğrenme açısından diğer devletli göçmenlere nazaran daha katmerli sorunlar yaşamalarına sebep oluyor. İçinde yaşadıkları devletlerin eğitim sistemi, medyası, iş çevreleri, nüfusu iki milyonu aşkın dağınık Kürt nüfusunu daha da çok eritmekte, asimilasyon ve oto-asimilasyon çarkına kaptırarak paramparça etmektedir. Bu durum ve koşullar başta Kürt ailelerinin ve kurumlarının işini zorlaştırmaktadır.
Kürtlere, sınırlarında yaşadıkları hiçbir devlet, bir halk ve ayrı bir göçmen kitlesi statüsü tanımamaktadır. Özellikle Avrupa ülkelerinde devletsiz halk statüsünde iki kitle var: Romanlar ve Kürtler. Kürtleri Kürt olarak dahi benimsemeyen birçok devlet vardır. Özelikle Kürdistan'ı işgal eden Türkiye, İran, düne kadar Irak ve Suriye diplomasisi, dünyanın her yerinde Kürtlerin statüsüz kalması için ellerinden gelen tüm diplomatik çabaları harcamıştır. Bu çabalar halen de devam ediyor. Kürtlerin kendi öz adlarını çocuklarına vermesini bile çeşitli yollarla engellemeye çalıştılar, çalışıyorlar. Bir ölçüde başarılı da oldular.
Anadili için çalışan kurumlar
Kürtlerin anadili mücadelesi, hem ülkede ve hem de diasporada bir kimlik mücadelesi, bir varoluş mücadelesidir. Bugüne kadar diasporada bu mücadelenin sorunun ciddiyetine uygun bir şekilde yürütüldüğü söylenemez. Bazı kurumların, ailelerin ve bireylerin toplu ve münferit çalışmaları, sorunun ciddiyetine uygun çözümler yaratamadı. Kürt Özgürlük Hareketi'ne bağlı ve yakın kurum ve örgütler, bu konuda ortak, ciddi bir program oluşturamadı. Son zamanlarda Kürt Aile Birlikleri (Yekmal), Kürt Öğretmenler Birliği (YMK), Kürdistanlı Öğrenciler Birliği (YXK), Kürt Enstitüleri, dernekler ve Kürt medyası tarafından bazı çalışmalar yapılıyorsa da merkezi bir dil politikası ve programı oluşturamadıkları için sorunun çözümünde fazla ilerleme kaydedip başarı saglayamadılar. Hatta adı geçen kurumlar, etkinliklerini Kürtçe yerine Türkçe ile gerçekleştirdikleri için asimilasyon ve oto-asimilasyonun daha da ilerlemesine yol açtılar. Bu durumumuzu gören devletler de bizim anadil eğimi ile ilgili isteklerimizi kaale almadı, almıyor.
Anadili eğitimi
Burada kast edilen şey, anadili ile eğitim görmek değil, bilakis anadilini öğrenmektir. Yani anadili öğrenimini gerçekleştirebilen öğretmen, müfredat ve eğitim materyallerinin hazırlanmasıdır.
1970 yılından bu yana Avrupa'nın İsveç, Almanya, Hollanda, Belçika, Norveç, Danimarka, Finlandiya, İngiltere, Fransa, Danimarka ve İsviçre gibi ülkelerinde resmi veya başka biçimlerde Kürtçe anadili eğitimi vardır. Bu hak bazı ülkelerde aile birlikleri ve öğretmenlerin çalışmaları sonucu sınırlı bir şekilde elde edilmiştir. Çünkü bazı ülkeler, devleti olan bir halkın diliyle devleti olmayan Kürtler gibi halkların dillerini eşit seviyede görmüyorlar. Bu tür devletlerde Kürtler, kendi öz olanaklarıyla öğretmenlerini ve Kürtçe ders materyallerini elde etmiştir. Ama İsveç, Norveç, Finlandiya ve Almanya'nın Hamburg, Bremen, Niedersachsen ve Nordrhein Westfalen gibi eyaletlerinde devletin eğitim sistemi içerisinde anadili eğitimi organize edilmiştir.
Şu anda, ortak bir program etrafında birleşmiş olmasalar da Avrupa'da anadili eğitimi ile uğraşan kurum ve kuruluşlar şunlardır: Kürt Enstitüleri, Kürt Öğretmenler Birliği (YMK), Kürdistanlı Öğrenciler Birliği (YXK), Halk Meclisleri, aile inisiyatifleri, bazı yerlerde Kürt Aile Birlikleri (YEKMAL-KURD), Demokratik Kürt Toplum Merkezi (NAV-DEM) ve Kürt medyası.
Bu kurumların içinde en eski olanlar, Almanya'daki Kürt Bilim ve Araştırma Enstitüsü (merkezi Almanya'nın Hagen kentindedir), Kürt Öğretmenler Birliği ve Kürdistanlı Öğrenciler Birliği'dir.
Almanya'daki Kürt Enstitüsü, 1994'te Berlin'de kuruldu. Kürt dili, kültürü ve tarihi üzerine birçok araştırma, konferans ve panelin düzenlenmesinde, birçok ders ve bilimsel araştırma kitabının yayımlamasında, dil kurslarının düzenlemesi ve yürütülmesinde imzası vardır. "Lêkolin" adlı bilim ve araştırma dergisinin yayımı devam etmektedir. Şimdiye kadar özel sayılarıyla birlikte 19 sayı yayımlanmıştır.
Almanya'da anadilinde eğitim, Kürt öğretmen ve ailelerin ortak çalışması ve yukarıda adı geçen eyaletlerin eğitim senatörlerinin yardımıyla yürütülür.
Almanya'da 1993'te Kürt Öğretmenler Birliği kuruldu. Bu birliğin üyeleri, aynı zamanda Almanya'nın Bilim ve Eğitim Sendikası'nın (GEW) da üyesidir ve beraber çalışırlar. YMK'nin merkez bürosu, Almanya'nın Hagen kentindedir. İsviçre, Hollanda ve Danimarka gibi ülkelerde şubeleri vardır.
YMK, ders veren veya verecek öğretmenler için Kürtçe kursları açıyor, birinci sınıftan onuncu sınıfa kadar ders müfredatları, ders kitapları ve materyalleri hazırlıyor, çok sayıda yayını anadili eğitiminin hizmetine sunuyor.
Avrupa ülkeleri içerisinde pratikte anadili eğitiminin en iyi uygulandığı ülke İsveç'tir. Bu nedenle İsveç modeli, üzerinde durulmaya deger bir modeldir.
Sayılarla anadili eğitimi
Almanya'da 800 binin üzerinde Kürt'ün yaşadığı tahmin edilmektedir. Devleti olmayan halklar için anadili öğrenim hakkı, dört eyalette (Hamburg, Bremen, Niedersachsen, Nordrhein Westfalen) yasallaşmıştır. Bu dört eyalette yaşayan Kürtlerin nufusu 300 binin üzerindedir. Anadili eğitimine katılan öğrenci sayısı ise 2 bin 200 ile 2 bin 300 arasındadır. Bu eyaletlerde 30 civarında Kürtçe öğretmeni, resmi olarak görev yapmaktadır.
Hollanda'da 100 bin civarında Kürt'ün yaşadığı tahmin edilmekte ve anadili eğitimine katılan öğrenci sayısının 200 civarında olduğu tahmin ediliyor.
İsviçre'de 40 bin civarında Kürt yaşıyor; 150-200 kişi Kürtçe derslerine katılıyor.
Danimarka'da kurslara katılan öğrenci sayısı 100 civarında. Fransa'da ise bu sayı yüzün de altındadır. İngiltere'de ise bütün Kürt kurum ve derneklerinde 300 civarında öğrenci, anadili kurslarına katılmaktadır.
İsveç'te ise 45 bin civarında Kürt yaşadığı tahmin edilmektedir. Şimdiye kadar anadili kurslarına katılan öğrenci sayısı (birinci sınıftan dokuzuncu sınıfa kadar), 10 binin üzerindedir. Yani İsveç'te, bu kadar küçük nüfusa rağmen anadili kurslarına katılan Kürt öğrenci ve gençlerinin sayısı, tüm diğer Avrupa ülkelerinden katbekat fazladır. Bu ülkede, 200 civarında öğretmen anadilinde resmi olarak ders vermektedir.
Neden tüm Avrupa ülkerinde anadili derslerine katılan öğrenci sayısı toplam üç bin de İsveç'te 10 binin üzerinde?
Önemli birkaç nedeni şöyle sıralayabiliriz:
* Eğitim hakkı resmi ve kanunidir.
* Anadili eğitimi, devlet eğitim sisteminin içindedir.
* Devlet, belediyeler aracılığıyla bütün eğitim giderlerini üstlenmiştir. Ders materyallerinin ücretini, öğretmenlerin maaşını ve diğer okul masraflarını üstlenmiştir.
* Öğretmenleri geliştirme ve kalite kursları açılıyor.
* Kürtçe dersinde alınan notlar, üniversiteye girişte de etkili oluyor.
Öneriler
Bütün bu tespitlerden, diasporada yaşayan Kürtlerin anadili mücadelesinde dikkat edilmesi gerekenlere dair şu hususlar çıkarılabilir:
* Görsel medya ve internet medyasının iyi kullanılması gerekiyor. Televizyon kanallarında dil kursları programlarına yer verilmeli. Çocuk televizyonları, özellikle önemli; çocukların izleyebileceği kaliteli Kürtçe dizi/çizgi dizilerin hazırlanıp yayınlanması gerekiyor. Yanı sıra büyükler için de kaliteli, izlenebilir Kürtçe diziler hazırlanmalı.
* Kürt kurumlarında düzenlenen toplantı, panel ve sohbetlerde esas dilin Kürtçe olması gerekiyor. Yazışma ve raporların da Kürtçe ile yazılması, önemli bir adım olabilir.
* Diasporanın her alanında seferberlik ruh haliyle dil çalışmaları ele alınmalı, dil programları hazırlanmalı, Kürtçe öğretmenler yetiştirecek dil kursları çoğaltılarak her alana yayılmalı; tüm bu hedefler için merkezi ve yerel ortak programlar hazırlanmalı.
* Anadili mücadelesi, Avrupa'daki demokratik toplum merkezlerinin ortak programının ilk maddeleri arasında olmalı. Bu mücadele, ülkelerdeki eğitim programlarını gözeten, resmi olanakları değerlendiren bir tarzda ele alınmalı ve ivedileştirilmeli.
Köln Kürt Enstitüsü
Almanya'daki "Kürt Bilim ve Araştırma Enstitüsü" olarak çalışma programımız ve hedeflerimiz ise kısaca şöyledir:
* Kürt dili, tarihi ve kültürü üzerine orta ve uzun vadeli araştırma programlarının derinleştirilerek sürdürülmesi,
* Kalifiye elemanların bulunup yetiştirilmesi/yerleştirilmesi için plan ve projelerin hazırlanması, bununla ilgili finansal sorunların çözülmesi,
* NAV-DEM, YMK, YXK, Halk Meclisleri gibi diğer ilgili kurumlarla mevcut ilişkilerin daha da geliştirilmesi ve anadili mücadelesi ile ilgili ortak projelerin oluşturulması,
* Kürtçe alanında çalışacak gençlerin yetiştirilmesi, bununla ilgili finansal sorunların çözümü için çaba sarf edilmesi.
21 Şubat Dünya Anadili Günü tüm insanlığa ve özellikle mağdur halklara bir kez daha kutlu olsun!
YARIN: Sosyal dilbilimci Şerif Derince yazdı: Dilsel hegemonya ve dil pratikleri
FEVZİ ÖZMEN / Almanya Kürt Bilim ve Araştırma Enstitüsü Başkanı