
Amed’de düzenlenen “Güneydoğu Anadolu Bölgesi çevre sorunları” konulu sempozyuma katılan akademisyen ve yerel yönetim yetkilileri, Dicle Fırat havzasında yaşanan çevre kirliliğine dikkat çekti.
Dicle Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜÇAM) tarafından düzenlenen “Güneydoğu Anadolu Bölgesi çevre sorunları” konulu sempozyumun ikinci oturumu “Dicle Fırat havzası“ konulu panelle devam etti. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Bekir Bükün’ün yaptığı panelde, Prof. Dr. Öner Çetin, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Deniz Kıraç, Dicle Üniversitesi öğretim görevlisi İbrahim Yenigün ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Daire Başkanı Sait Kılıç konuşmacı olarak yer aldı. “Sulanan alanlarda toprak kaybı” başlıklı sunum gerçekleştiren Prof. Dr. Öner Çetin, dünyada her yıl 5 bin hektar alanın kuraklaştığı bilgisi vererek, sulamaların toprak için çok önemli olduğunu dile getirdi. Sulama ile birlikte toprağın verimliliğinin sağladığını belirten Çetin, “Sürdürülen bir toprak ve kanalların varlığı olması için geniş çaplı çalışma yürütmek gerekiyor. Sulamada ölçemeden ve kontrol etmeden aşırı sulama nedeniyle aşırı sulama kaybı ve erozyon meydana geliyor” diye konuştu.
Aşırı sulamanın zararları
Türkiye’de tarımsal su kullanımının 3 kat fazla olduğuna vurgu yapan Çetin, aşırı su kullanımı nedeniyle erozyon meydana geldiğine işaret etti. Gelişmiş bir ülkede aşırı su nedeniyle erozyon oluşmasının izahının olamayacağının altını çizen Çetin, “10 yıl içerisinde aşırı sulama nedeniyle tuzlanma ve çoraklaşma meydana geliyor. Hala bölgemizde çoraklaşma oluşmuş olmasa da erozyon meydana gelmektedir” dedi. Aşırı suyun topraktaki verimi yok ettiğini belirten Çetin, bu konuda üreticilerin bilinçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Antep’teki tatlı su kaynaklarının durumuna ilişkin konuşan Doç. Dr. Abuzer Çelekli ise yeryüzündeki tüm suların yağışlardan oluştuğunu dile getirerek, tüm canlıların bu sulardan yararlandığını söyledi. Balıkalan Göleti’nin susuzluk nedeniyle kuruduğunu da söyleyen Çelekli, “Yoğun evsel ve tarımsal bir kirlilik mevcut. Fırat Nehri’nde yoğun alabalık yetiştiriciliği yapılıyor. Her şeyin aşırısı gibi aşırı avlanma da hem balık türlerine hem de su minerallerine zarar veriyor. Yerleşim yerlerine yakın dereler insanlar tarafından kirletiliyor ve tüm canlıların hayatını tehlikeye sokuyor” ifadelerini kullandı.
Kum ve taş ocakları...
“Kum ocaklarının ve Dicle Nehri üzerindeki etkisini” değerlendiren Deniz Kıraç ise Dicle’nin Diyarbakır sınırlarındaki yataklarında bulunan taş ve kum ocakları nedeniyle bio çeşitlilik kaybı, besin ağının bozulması ve sudaki canlıların zarar gördüğüne vurgu yaptı. Yine nehir yatağında bozulmalar yaşandığını, sularda bulanıklığın arttığını, nehir yatağındaki oluklarda sedimantasyon artışı ve nehir ekosistemlerinin zarar görmesinin söz konusu olduğunu kaydeden Kıraç, Dicle Nehri’nin Bismil’den sonra nehir olarak değil de dere olarak ele alındığına vurgu yaptı. Bu nedenle dere statüsünde olan Dicle Nehri’nin kenarında kum ve taş ocaklarının işletildiğine ve yasal olarak bunlara engel olamadıklarına dikkat çeken Kıraç, “Kum ve çakıl ocakları faaliyet esnasında alandaki yaşamı tamamen yok ediyor. Bu nedenle oluşan göletlerde sivri sineklerin aşırı üremesine neden oluyor. Doğanın yapısı tamamen bozuluyor” diye belirtti.
‘Eko bireylere ihtiyaç var’
Dicle Üniversitesi Öğretim Görevlisi İbrahim Yenigün ise “Geçmişten günümüze çevre, eğitim ve bilinci” konulu sunumunda, çevre eğitiminin önemine dikkat çekti. Yenigün, “Teknolojik yapılar tarafından canlı yaşamı tahrip ediliyor. Bunla birlikte iklimlerde deşiğim yaşanırken, insanoğlu da çevreyle sorunlar yaşamaya başlıyor. İnsanların yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla yaptığımız teknolojik aletler nedeniyle yaşam alanında sorunlar yaşamaya başlıyoruz” diye konuştu.
Atatürk Barajı’ndaki kirlilik hakkında konuşan Urfa Büyükşehir Belediyesi Daire Başkanı Sait Kılıç ise barajın petrol, evsel atık ve sel taşkın suları tarafından kirletildiğini dile getirdi. BOTAŞ petrol işletmeleri tarafından çıkarılan petrollerin Adıyaman Kahta civarında yüksek basınç patlamaları nedeniyle baraj suyuna karıştığını söyleyen Kılıç, 2005 ve 2008 yılında iki defa çevre felaketi yaşandığı bilgisi verdi.
Çevre sempozyumunda ayrıca “Kentleşme ve çevre koruma” ve “Geri dönüşüm” ve “Doğal kaynaklar ve çevre koruma” konuları ele alındı.
DİHA/AMED