İsviçre Gündemi


İsviçre’de Erdoğan yanlılarının referandum kampanyalarına izin verilmemesi kamuoyunda farklı tartışmalara neden olsa da, halk, kamuoyu ve siyasi partiler, yasak kararına olumlu bakıyor. Konuya "demokratik haklar" perspektifiyle bakanlar Erdoğan’ın diktatörlük uygulamaları nedeniyle tezlerini savunmakta zorlanıyorlar. Esas olarak da sistemlerin farklı işleyişleri ve yapıları Türk geçekliğiyle taban tabana zıt olunca kimi Türk çevreleri kararları anlamakta hayli zorlanıyorlar. Türkiye’de Erdoğan’ın istediği her şey hükümet, yargı, basın vb tarafından "emredersiniz“ diye hemen karşılık bulurken, Avrupa ve İsviçre’de hükümetler yargı, basın ve parlamentoya emir veremiyorlar,

İsviçre Federal Hükümeti, Erdoğan yanlılarının ülkede toplantı yapabileceklerini söylemelerine rağmen, yerel makam ve kurumların "izin vermiyoruz" kararlarına da karışamıyorlar. Hükümetin tutumundan cesaret alan Erdoğan adeta nabız yoklamak için İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım’ı Zürich’e gönderdi. Yıldırım önce Afoltern’da bir toplantı planladı, buradaki yetkililer izin vermedi, ardından Arau kantonuna bağlı Spreitenbach seçildi, burada da polis güvenliği sağlayamayacağını, İsviçre’de önemli muhalif bir kesimin olduğunu belirterek, toplantıyı iptal edince AKP milletvekili ülkesine döndü. Dışışleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise 12 Mart’ta Zürich’te katılacağı bir toplantıyı iptal ettiğini duyurdu. Çavuşoğlu’nun bu hamlesi İsviçre’den Hollandavari bir gelişmeyi önlemek amaçlıydı. Belli ki Erdoğan Avrupa’da karşıt ülke sayısını arttırmak istemiyor. 

İsviçre kamuoyu ise Erdoğan hükümetini ülkesinde görmek istemiyor. Bunun için oldukça fazla nedenleri bulunuyor. Hemen hergün Türkiye ve Erdoğan’ın anti demokratik uygulamalarıyla ilgili haberler görmek mümkün. Son çıkan haberlerde Türkiye’nin İsviçre’de yaşayan bütün muhalifleri fişlediği gündeme taşındı. Bern Türk elçilik görevlileri ile bunlara bağlı cami ve AKP yanlısı kuruluşların muhalifler hakkında elçiliği bilgilendirdiği tespit edilmiş durumda. Bu nedenler camilerin amaçları dışında faaliyet yürütmekten dolayı kapatılmaları da gündemde. Hafta sonu NZZ’de çıkan bir haberde de çifte vatandaş bir Türkiyeli’nin Türkiye’ye girişine izin verilmediği, Türk polisinin şahıs hakkında bilgilere sahip olduğu yazıldı. Bu uygulama son yıllarda ise büyük artış gösteriyor.

Özetle Erdoğan Türkiyesi’nin İsviçre kamuoyunda kredisi bitmiş durumda. AKP’nin Türk ve Kürt seçmenden en az destek gördüğü bir ülke. Kamuoyu bunu biliyor ve Erdoğan’ın buradaki geniş muhalefeti karşısına alıp, İsviçre’yi zorlamasını anlamsız ve gereksiz buluyor. Hemen eklemek gerekir ki Kürdistanlılar başta olmak üzere, bütün Türkiye kökenli siyasiler ile muhalifler de Erdoğan’ın İsviçre faaliyetlerini engellemekte kararlılar. CHP’nin ise Erdoğan’a ülkeyi sürüklediği durumdan dolayı hesap sormak yerine, Avrupa karşıtı söylemlerle Erdoğan’a destek olması CHP’yi destekleyenler arasında büyük hayal kırıklığı yaratmış durumda.