Tüm zorluk ve baskılara rağmen Amedspor tabelasının asılı durması bile tek başına değerli ve anlamlıdır. Kürtçe bir söz var; “Dil heye, taqet tune” (gönül var, güç yok). Tüm çabamız gönlümüzden geçenleri sürdürülebilir bir anlayışla gerçekleştirmeye yöneliktir.

YAVUZ ÖZCAN

Futbolun tarihsel gelişim süreci incelendiğinde, futbolun asla sadece futbol olmadığı gerçeği ile yüzleşiyoruz. Futbolun, siyasi aktörlerin elinde nasıl devletin ideolojik aygıtına dönüştüğüne tanıklık ediyoruz hep.

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ben vatandaşıma terörist diyecek kadar enayi miyim” demeye başladığı günlerde Çalıkların, Saray’ın resmi medya organı gibi çalışan Turkuvaz Medya grubunun spor kanalında şöyle bir haber geçti: “İşte futbol teröristi Mansur Çalar’ın ilk ifadesi.”

   

Sporda militarizmin sıradanlaştığı bir ülkede, Erdoğan ve İçişleri Bakanı Soylu, HDP’yi “teröristlik” ile suçlayıp toplumu kamplaştırıcı söylemler kullanmasaydı, bir spor kanalı Amedsporlu futbolcu için böyle bir haber geçebilir miydi acaba?

Bu sorunun yanıtını hepimiz biliyoruz.

Ligin ilk yarısında Sakarya’da oynanan maçta yaşananları hatırlıyor musunuz? Stadyumda bulunan skorboardlardan ‘Ölürüm Türkiyem’ şarkısı eşliğinde Cizre ve Sur’dan operasyon görüntüleri gösterilmişti. Mesaj çok netti: Sakaryaspor operasyonu yapanların,  Amedspor da operasyon yapılanların takımıydı!

Bu görüntüler ve seyircilerin Amedspor’a yönelik küfürlü tezahüratları için Sakaryaspor’a ne ceza verildi dersiniz? Kötü tezahürattan 5-10 bin lira para cezası!

Artık her maç sonrası Amedspor’a yönelik ırkçı saldırılar vakayı adiyeden sayılıyor.

En son Rojava’ya işgal saldırısında Türkiye’deki her branştan sporcular asker selamı ile sporu provokasyon ve Kürt düşmanlığına alet ettiler.

Amedspor’un Başkanı Metin Kılavuz’a Amedspor’un nelere göğüs gerdiğini, ne tür haksızlıklara maruz kaldığını sorduk.

Sizin bütün maçlarınızda karşı takımlar, sanki ‘milli maça’ çıkıyormuş havasıyla sahaya çıkıyor. Asker selamı vermeler, maç boyunca mehter marşı çalmalar... Son durumu nasıl okuyorsunuz?

Aslında bu sorun bugüne ait değil. Sistemin sporu ve özellikle futbola yaklaşımı ile ilgili bir sonuçtur. Nedenlerine bakacak olursak;  futbol sistem tarafından eril bir anlayışla stadyumlara milliyetçilik tohumları atılarak şekillendirilmiştir. Bu anlayışla apolitize bir toplum tabanı yaratılmaya çalışılmış, büyük oranda da başarılı olunmuştur. Tüm maçlarda şiddet ve hakaret kültürü olağanlaşmıştır. Küfür ve hakaretler bile eril cins eksenli kadın kimliğine saldırı niteliğindedir.

Evet, güncel olarak Amedspor bu anlayışın tezahürü olarak tüm maçlarında milliyetçi ve şoven saldırılara maruz kalmıştır. Özellikle Amedspor ismini aldıktan sonra bu tür saldırılar artmıştır. Düşünün bir şehrin en eski adlarından birini aldığı için…

FairPlay, sporu evrensel barışa hizmet sunan etkinlikler bütünü olarak tanımlar. Her türlü ayrımcılığı reddeder. Sportif başarının yanında sporun gerçek ruhu olan FairPlay yaklaşımından ödün vermez. Spor bir tanışma, dokunuş, konuşmak, dinlemek ve buluşmak olarak değerlendirir. Elbette ki spor salonları arena, sporcularda gladyatör değildir. Spor masada değil sahada güzeldir. Sporun olduğu yerde hayat vardır.

     

Amed Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atamaları sizi nasıl etkiliyor? Kayyumlar  önünüzü kesiyor mu?

Bu yaklaşımı hukuk ve demokrasi ile tanımlamak mümkün değildir. Antidemokratik, tarihsel bağı olmayan, gerçekliği red eden uygulamalardır. Halkın iradesinin ve sesinin kesilmesidir. Bu yaklaşımın klübümüze olumsuz etkileri oldu. Sportif faaliyetlerin sürdürülebilmesinde yerel yönetimlerin katkısı çok önemlidir.

Altyapı futbol için klübümüze tahsis edilen belediye otobüsü, çocuk ve gençlerimiz otobüste iken indirilerek el konuldu. Yerel yönetimin asli görevi halka hizmettir. Klübümüzün futbol alt yapısı, şehrin özellikle başta yoksul mahalleleri olmak üzere tüm çocuklarına hizmet üretmeye çalışıyor. Uygulama ile asıl mağduriyet şehrin bu kesimine yönelik olmuştur. Ciddi temelde klübümüzü olumsuz etkilemiştir. Rakip takımlar size karşı nasıl bir motivasyonla sahaya çıkıyorlar? Sanki sizinle rekabet etmiyor da bir düşmanla savaşacakmış gibidir.

Sporda rekabet önemlidir. Rekabetin FairPlay ruhuyla gerçekleşmesi yönündeki anlayış değerlidir. Amedspor maçlarında hemen hemen tüm rakiplerimiz milli maç motivasyonu ile çıkıyor. Adeta final maçı duygusu ile oynuyorlar. Belirttiğim üzere bu şekilde gittiğimiz deplasmandaki her şehir ve taraftar, bu motivasyonla Amedspor karşısına çıkıyor. Yani biz her maça rakip takımın final maç duygusu ile karşılaşıyoruz. Biz gol attıkça onlar asker selamı veriyor.

Bize kulüp hakkında bilgi verir misiniz, kimler oynuyor? Maddi durumunuz nasıl?

Amedspor 1990 yılında kuruldu. Diskispor adını Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor olarak başkanlık yaptığım dönemde değiştirdik. Üç dönem klüp başkanlığını yürüttüm. 2012-2013’te 15 maç üst üste, daha önce Beşiktaş klübünde olan 11 maçlık en iyi başlangıç rekorunu kırara, tüm Türkiye ve Avrupa liglerinde en erken şampiyonluk kupasını kaldırdık. 2013-2014 sezonunda rakiplerinin 10/1 oranındaki bütçesiyle flayoff’a kaldık.

Belirttiğimiz dönemlerde beş kez spor konferansları düzenledik, ki bu Türkiye’de bir ilkti. Bu konferanslar doğru bir bakış açısına sahip olabilmek, önemli bilgi ve deneyim aktarımı açısından faydalı oldu. Toplumsal gerçekliğimizde çoğu zaman bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyoruz. Konferans eliyle önce bilgi sonra fikir anlayışına katkı sunmaya çalıştık. Bu sürecin bir çıktısı da ciddi lobi ve tanışmalara etki etmesidir. Kent Konseyi Yerel Gündem çatısı altında kurulan Spor Meclisi ve bu mecliste kadın kimliğinin yer bulması için oluşturduğumuz eşsözcülük de değerli bulduğumuz diğer çalışmalarımız oldu. Mecliste şehirdeki tüm spor bileşenleri yer alarak, sorunlara kolektif akılla çözüm aramıştır.

Diğer bir çalışmamız ise, aslında birçok spor dalının ana orijini sayılan, savunma ve saldırı esasına dayalı kaleyi koruyan ‘Bire’ oyunun güncellenerek yazılı hale getirilmesidir. Bu çalışma ile Kürtlerin yaşadığı diğer parçalardan katılım sağlanarak turnuvalar düzenlendi. Spor, bu çalışma ile tarih ve kültürle olan bağını açığa çıkardı.

Yine 2010 yılında 7 kişi ile kadın futbol takımı kurduk. Kuruluş aşaması çok zorlu geçti. Toplumsal eril anlayışın bariyerlerini yıkarak yapıldı. Kadın futbol oynar mı? Kadının ne işi olur futbolla gibi sorularla çok karşılaştık. Bugün alt yapısı ile yüzlerce kadın ile Türkiye’nin en üst liginde 1. Lig’de kadın futbol takımı ile klübümüz temsil ediliyor. Toplumun özgürleşmesi, toplumun yarısı olan kadının özgürleşmesinden geçer anlayışına sahiptir klübümüz.

Toplumun görülmeyen kesimi olan engellilere yönelik olarak yine 2010 yılında kurduğumuz engelli basketbol takımımız da var. 2010 yılında futbol akademisi kurduk. Ki bu çalışma son derece önemlidir. Altyapısı güçlü olmayan bir futbol takımının sürdürebilir başarılara imza atması zordur.

2014 yılına kadar klüp başkanlığını yürüttüğüm süreçte karate, voleybol, basketbol vs 2000 lisanslı sporcu ile Türkiye’nin 2. Büyük klübüydük. Sonraki süreçlerde bu branşlar sadece kadın futbol, engelli basketbol, futbol A takımı ve gençlere hizmet sunan futbol akademi ligi olarak faaliyet yürütmüştür.

Sporda tesisleşmenin öneminden hareketle 2010’da temelini attığımız ve klüp olanakları ile şehirde bulunan herkesi çalışmanın paydaşı yaparak belediyenin 20 milyon TL’ye yapabileceği hizmeti yaklaşık 3 milyon TL’ye mal ederek hizmete açtığımız klüp tesis binamızdır.

Klübümüz ciddi mali sıkıntılar yaşıyor. 30 Haziran 2019’da tekrar klüp başkanlığı görevi ile onurlandırıldım. Bu bizler açısından önemli bir sorumluluk. Genel kurulda şunu ifade etmiştim; Amedspor süreci sadece bir başkan ve yönetim kurulu üyelerince yürütülebilecek bir süreç değildir. Katılımcı ve her kesimin destek olması gereken bir süreçtir. Halkın değerlerine bağlı, kendi tarihsel gerçekliğinin bilinciyle herkesin takımıdır. O nedenle ‘Amedspor Sensin’ şiarı ile işe başladık. Çok önemli karşılığı olduğunu gördük. Amedspor adını taşıyan şehrin kalesini aşan bir hinterlanda sahiptir. Şerefdin Yaylası’ndaki Berivan’ın, Zaxo’daki Rençber’in, Karadeniz’deki balıkçı Kazım’ın, Avrupa’daki siyahinin, ötekileştirilmiş tüm dillerin, inançların ve cinslerin takımıdır.

Bu yıl transfer yapabildiniz mi?

Maddi olanaklar çerçevesinde transferleri gerçekleştirmeye çalıştık. Bu çalışmaları diğer hiçbir klüpte olmayan 7 kişiden oluşan transfer komitesi eliyle yürüttük. Transferde ilkesel yaklaşımımız olan futbol emekçisinin sportif başarısının yanında kültür ve ahlakına dikkat edilerek çalışmaları yürüttük. Futbol A takımımız şu an istenilen sportif başarıdan uzak duruyor.

Transfer çalışmalarımızı zorlaştıran sorunlar; mali olanaklar, Amedspor’a ayrımcı yaklaşımlarla “öcüleştirilmesi” sonucu futbolcuların Amedspor’u tercihte zorlanmasıdır. Bize gelen futbolcular, ‘Ne işiniz var orda? Başka takım mı yoktu?’ gibi soru ve baskılar ile karşılaştıklarını belirtmiştir.

Kısaca şunu ifade edersek, aslında konjonktürel süreçte her alanda varlık yokluk yaklaşımı çok sert bir şekilde kendini var ediyor. Bu süreçten çıkış yolu, her alanda “biz” olabilmektir.

Devre arası transfer değerlendirmesi mali olanaklarla ilgilidir. Amedspor üç branşta kendini var edebilme çabası içindedir. Tüm zorluklara ve baskılara rağmen tabelanın asılı durması bile tek başına değerli ve anlamlıdır. Bu yönetimlerimizde yer alan arkadaşların emekleri ile gerçekleşmiştir. Kürtçe bir söz var; “Dil heye, taqet tune” (gönül var, güç yok). Tüm çabamız gönlümüzden geçenleri sürdürülebilir bir anlayışla gerçekleştirmeye yöneliktir. Öyle ki, bazen büyük takım otobüsümüzden altyapı servis aracına mazot aktardığımız anlar oldu. Dernek olduğumuz için kampanya ve yardım izne tabi. Türkiye’de telefon mesaj sistemiyle yardım toplanmasına izin verilmeyen tek klübüz. Gücümüz yettiğince Amedspor’u yaşatıp var etmeye çalışıyoruz.

Amedspor, Barcelona ve Athletic Bilbao modelini neden örnek almasın dediğiniz oluyor mu?

Her modelin kendi toplumunun tarihsel, coğrafik, kültürel, sosyo-siyasal, sosyo-ekonomik gibi parametreleri vardır. Amed şehrinin nüfunun yarısı gençtir. Dünyanın az sayıda yerinde böylesi bir nüfus vardır. Bu ciddi bir avantajdır. Barcelona’da olmayan etken budur. Bizde olmayan ise ekonomik gelişmişlik, toplumsal özgürlük, futbol ile geçmişin kültürel izdüşümü.

Tüm olumsuz olgulara rağmen 21. yüzyılın sporda yıldızların Rojdalar, Baranlar olabilme potansiyeli vardır.

Hemen her maçta ırkçı yaklaşımlara maruz kalıyorsunuz...

Evet ayrımcılığa uğruyoruz. Konya maçında 120 dk. mehter marşı gibi şeylerle karşılandık. Şunu ifade etmeden geçmek istemiyorum; bizim halkların değerleri ile ilgili hiçbir sorunumuz yoktur. Halkların değerlerine saygılıyız. Sorun, bu değerleri bize baskı aracı olarak sunmalarıdır.

Umarım Türkiye aklın ve sağduyunun hakim olduğu bir sabaha bir an önce uyanır. Her alanda akıl tutulması var. Türkiye’nin tarihsel ve kültürel zeminine uygun olan, tüm renkler ve farklılıklardır.

A Spor, Sakarya maçı sonrası şöyle bir haber geçti : “İşte futbol teröristi Mansur Çalar’ın ilk ifadesi.” Sporda şiddetin sıradanlaştığı bir ülkede eğer Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanı HDP’yi ‘teröristlik’ ile suçlayıp toplumu kamplaştırıcı söylemler kullanmasalardı, acaba bir spor kanalı Amedsporlu futbolcu için böyle bir haber geçebilir miydi?

Baskıcı rejimlerin temel yaklaşımlarında öncelediği basın üzerine tahakküm anlayışıdır. İster spor olsun ister başka bir başlık olsun. Basın eliyle toplumu kendi istek ve talepleri doğrusunda şekillendirmek, diğer adıyla ötekini baskılamaktır. Medyanın yaklaşımı sadece Amedspor olayında olmuyor, her alanda sistemin verdiği emir ve talimatları görev aşkıyla yerine getiriyor.

Futbol maçlarını az çok izleyen hatta izlemeyen herkes bilir ki Emre Belözoğlu, Arda Turan ve Volkan Demirel başta olmak üzere “büyük takım” oyuncularının karıştığı şiddet olaylarının haddi hesabı yok. Hakem yumruklama mı dersiniz, gazeteci yaralama mı dersiniz, silahla baskın yapıp tehdit mi dersiniz, rakip takım yönetici ve taraftarlarına saldırı mı dersiniz; bunların suç listesinde yok yok. Ama bu futbolcular yeşil sahalarda top koşturmaya devam ediyor. Fakat adı ‘Amed’ olan bir Kürt takımı ve oyuncuları olunca hukuk başka mı işliyor?

Futbolda rol modeli sistem kendi anlayışına göre belirliyor. Futbolcuya ve onu destekleyenlere pembe ve şaşaalı bir gece hayatı, altına en lüks araba. Gerçeklik bu mu? Elbette hayır. Türkiye’de futbol emekçisi kavramını kullanan tek klübüz. Bir futbol emekçisinin tüm yaşamını şekillendireceği 10 yılı vardır. Her şey yolunda giderse, sakatlık vs olmazsa. Binlerce futbol emekçisi çok zor şartlarda çalışıyor. Çoğu ailesinin geçim kaynağı ve umudu.

Sistem ne yapıyor? Olayı kendi gerçekliğinden koparak, magazinleştirerek ‘playboy’unu yaratıyor. Ve dokunulmazlık zırhına büründürüyor. Amedspor’da böylesi karikatür tiplemelerin yer bulması imkansızdır.

Elbette hukuk, baskıcı rejimlerin en önemli payandasıdır. Kendi ihtiyaçlarına göre kullanır. Bizim için hukuk anlayışı yok zaten. Bunun bilincindeyiz ve kabullenmemiz mümkün olmayacaktır.

Ligin ilk yarısında Sakarya’da oynanan maçta yaşananları hatırlıyoruz. Stadyumda bulunan skorboardlardan ‘Ölürüm Türkiyem’ şarkısı eşliğinde Cizre ve Sur’dan operasyon görüntüleri gösterilmişti. Mesaj çok netti; Sakaryaspor operasyonu yapanların ve Amedspor’da operasyon yapılanların takımıydı. Bunu böyle okumak yanlış olur mu?

Daha önceki sorularda da açıklamıştık aslında. Standlara ekilen milliyetçilik tohumları boy verdi. Kendi ağız tadlarına göre dönemsel ve ihtiyaca göre hasat ediyorlar. Asıl olan stadlarda barış güvercinlerini maviliğe salmaktır. Türkiye’nin gerçek ihtiyacı budur.

Taraftarlarınızın durumu ne, maddi ve manevi destekleri nasıldır ?

Öncelikle şunu belirtmek isterim. Türkiye Amedspor taraftar yasağında Türkiye dünya rekorunu her deplasmanda egale ediyor. İşin ilginç yanı, bunun kendi rekoru olması. Amedspor’un en önemli ayağı, fedakar taraftar gruplarıdır. Direniş, Barikat ve UltraAmed taraftar gruplarımız stadyumda her türlü hakaret ve şiddeti reddeder. Kadın kimliğine önem verir. Bu anlayışları ve yaklaşımları modeldir.

En önemli eleştiri platformumuzdur. Amedspor onlar için bir takımdan ötesidir. Ve onlar için hiç kimse ne başkan ne futbolcu Amedspor’dan üstün olamaz. Bu düşünce klübümüzün de ilkesel yaklaşımıdır.

Kendi zor imkanları ile gönüllük esasına dayanarak çalışmalarını yürütüyorlar. Aracılığınızla bir kez daha sportif anlamında yakalayamadığımız başarı için özeleştirimizi veriyoruz. Bunu pratiğimizle ortaya sunacağız. Klüplerini tüm zorluklara rağmen yalnız bırakmayan taraftarlarımıza sevgi ve selamlarımızı iletiyoruz.