Sayın Kaplan Twitter’ı ilk kullanan siyasetçilerimizden biridir. Hatta belki twitter açılmadan kayıt yapmıştır. Vekiller arasında da uzun bir süre en aktif kullanan o idi. Anayasa ve iç tüzüğün dışına çıkmadan twitler atar. Hepsi mevzuata uygun olsa da bazı noktaları hala anlamış değiliz. Örneğin sabahın 7’sinde in-cinlerin cirit attığı o saatte anlattığı fıkralar ne içindi, kime mesaj içeriyordu inanın halen anlamış değiliz. Hasip abê günlük AKP’ye tsunami gücünde yüklenme dozajını ve meclis çalışmalarını aktardıktan sonra çekip gider. Arkasına bakmadan, o kenti yıkarak gider. Sağdan soldan gördüğü şeylerin fotosunu çekip paylaşmayı sever. Ona yazılanlara cevap vermez. Resmi takılır. Kürt kullanıcılar epey takılır kendisine. Kendisi gerçek bir fenomendir. Anlayışla karşılamıştır sağolsun…
Bu kısma kadar her şey anlaşılır ama Abdullah Gül için söylediği şeylerden sonra durup biraz düşündüm. Gerçekten twitteri bu kadar ciddiye alması ve bunu muhalefete indirgemesi (elbette bir muhalafet etme aracıdır da ama böyle değil) beni korkuttu. Yani bu yasaya tepki "seni takip etmem" ile sınırlı olamaz herhalde. Abdullah Gül’de oturup ağlamıştır şimdi.
***
Geçenlerde yaptığı konuşmada muhalefete yüklenen Hüseyin Çelik, "17 Aralık'ta Türkiye'de bir tezgah yapıldı ve bundan sonra muhalefetin dili uzadı. Bütün olup bitenleri bilen biri olarak söylüyorum. Ana muhalefet partilerinin söyleyecekleri hiçbir şey yoktu, projeleri yoktu. 17 Aralık'ta ortaya saçılan dedikodular onlara malzeme oldu" dedi.
"Dili uzadı" noktasına dikkatinizi çekmek isterim. Bu dili uzadı meselesini şuan ortalıkta dolanan ve çoğunuzun izlemiş olduğunu varsaydığım ALO FATİH kasetleri ışığında tekrar düşünelim. Nasıl bir utanmazlık katsayısı içinde boğulduklarını tekrar anlayalım. Çok uzağa gitmeden daha bir hafta evvel Bülent Arınç’ta Bursa’da gazeteciler önünde onlara "düzgün sorun, güzel soru sorun" diye fırçalayıp gitti. Hiçbiri gık diyemedi! Belki çalıştıkları gazetelere de "Arınç sorularımızı çok beğendi" diye manşet atmışlardır. Çünkü Türkiye’de merkez sağa yaklaşıp iktidar ile haşır neşir olan tüm medyanın bir fiyatı var. Kaldıracağı bir alt yazı var. Roboskî’yi görmedik diyerek tv’sini bakana öven mahlukatlar var. Var da var…
***
AKP ile cemaat arasındaki kavga sosyal medyada birbirinden ilginç polemiklere sahne olurken muhafazakar bir kadın yazar ile Today's Zaman gazetesi yazarı Mahir Zeynalov arasındaki tartışma yok artık derdirtti. Kadın arkadaş AKP’yi öve öve bitiremeyenlerden.
Bu tartışmadan sonra da zaten attığı twit yüzünden ülkeden kovuldu Zeynalov. Dünyada bir örneği var mı bilmiyorum. 3.Diktatör dünya evresini tamamlamış bölgelerde bile bu uygulama akla gelmezdi sanırım. Neyse kavga kısmına gelelim. Yapılan tartışma şu: Bana DM’den yürüdü. Siteler "Cemaat 'başörtülü bacılarımıza' DM'den yürümüş!" diye geçti. AKP-Cemaat kavgasının yansıdığı en ilginç yerlerden biri olarak olaya not düşelim. Birbirinizi yediğiniz şu günlerde "yürümediğinizi" bilmenin sevinci ile tekrardan o iğrenç politikalarınız, iki yüzlülüğünüze ateşler girsin, gün yüzü görmeyesiz erê welle… (beddua modundayım lütfen idare edin)
***
Maliye bakanı Mehmet Şimşek’in ikiz bebekleri olmuş. O bebekler dünyaya gelirken dolar uçmuştu. Piyasa ile mücadele yöntemi olarak erkek olana Euro, kız olana da Dolar adını vermesinden korktum. Neyse öyle bişi olmadı…
Dili, twiti, şuyu buyu uzayanlar!!!
Hasip Kaplan, internet düzenlemesiyle ilgili olarak, "Cumhurbaşkanının bunu veto etmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer veto etmezse Twitter’de sileceğim Cumhurbaşkanı’nı, takip etmeyeceğim" dedi.