Dünya kadınlar günü Kürdistan’da direnişle kutlanıyor. Ezilenlerin bayramı da direniştir ne de olsa. Rojava direnişinin öncüsü olan kadınlar tüm dünyada özgürlük ateşini bir kez daha tutuşturdular. Kadın soyu birbirinin sesini duydu ve bu sese tüm kadınlar kulak verdi. Tüm dünyanın kadınları Rojava direnişini omuzlayan kadınlara kulak kesildi. Başta Kürdistanlı kadınlar olmak üzere Ortadoğulu kadınların kendilerini bulduğu Rojava Devrimi ve direniş safları, özgür yaşamı yaratmanın yeni bir sayfasını açtı. Umudun zerresini bırakmayan sistemler karşısında umudu yaratarak doğdu Rojava Devrimi. Kürdistan kadın özgürlük mücadelesinin birleştirdiği sınırlardan taştı tüm özgürlük coşkuları. Ve bu coşkunun kadın dili 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde yeni bir eylem dilinde kendini var ediyor. 

Bu yıl 8 Mart’tan 21 Mart’a direnişten, özgürlükten bir köprü yapıyor Kürdistanlı kadınların öncülüğü. Nusaybin’den Diyarbakır’a kadar tüm kadınların yüreğine dokunarak geliyor bu özgürlük ve direniş ruhu. 

Dünyanın her yerinde kadınlar bambaşka dünyalarda yaşamalarına rağmen dünyalarının bir kesitini birleştirmeyi kendi kadın soylarının bir gereği, bir olağanlığı sayıyorlar. Sadece her zaman birlikte ağlamıyorlar. Birlikte dans ediyorlar, birlikte şarkılar söylüyorlar, birlikte yürüyorlar ve birlikte dünyanın yükünü omuzlamanın coşkusunu yaşıyorlar. En fazla acıyı kadınlar çekmesine rağmen acıya en fazla teslim olmayanlar yine kadınlar. Çünkü kadınların yüreğinde dünyayı kaldırabilecek kadar büyük bir güç var. 

Kadınların zekası kadınlık bilincine vardığımdan bu yana dikkatimi çekmiştir. Tabii kadınlık bilincine varmanın da kadınların acısının, kadınların çektiği eziyetlerin benim gözümden görünür olmasıyla mümkün olduğunu yine acıyla öğrenmiştim. Kadınların zekasında hayatın içinden süzülmüşlük kadar verili olan hayat parçalarının, görünenlerin üstünde olma gerçeği var. Sezgiler, heyecanlar, hayaller, acıdan ve sevinçten hızlı etkilenmeler, her türlü duygu kırıntısını görebilecek derinliğe sahip olmalar, en bencillerinin dahi kendisinden ötesini görememenin bitiş olduğunu bilecek kadar doğal sosyal bilimciler olan kadınlar, dünyayı yaratmanın heyecanını yitirmediler. Tüm hegemonik sistemlere kadar tanrıçaların yaratma ruhunu, coşkusunu, sevincini ve mutluluğunu binyıllardır yüreklerinde taşıdılar ve bugüne getirdiler. 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, tüm kadınların tanrıçalık çağından bugüne taşıdıkları değerleri ortaklaştırma, onları tüm dünyaya tanıtma ve yaşamı direniş yapmak kadar direnişi yaşam yapmanın kararlılığını gösterme zamanı olabilir. Kendi sembol anlamını kaybetmeden, kadınların tarihsel gerçekliğini güncelde yaşamalarını sağlamanın mücadelesinde olmak sembollere yenilenmiş anlamlar kazandırmanın bir yolu olabilir. 

Evrensel bir gün olması dolayısıyla kendi evrenselleşen değerlerimiz geliyor aklımıza. Sakine Cansız yoldaşın her türden egemenliğe ve gericiliğe karşı dimdik duruşu, kızıl saçlarıyla tüm iktidarlara meydan okuyuşu ve bizi dünyaya taşırması gerçeği gelip duruyor bilincimizin baş köşesine. Arîn Mîrkan’ın gülümseyen yüzünde gizlemeye gerek dahi duymadığı özgür yaşam aşkının faşist, erkek egemenlikli, tecavüzcü saldırgan sistemler karşısında fedaice duruşunu resmediyor belleğimize. Sibel Bulut’un militan kararlılığını, direniş ısrarını ve özgürlük iddiasını anlatıyor yalnızca gözlerinin göründüğü ve göründüğü kadarından bir özgürlük ateşinin duyumsandığı puşisinin arkasından. Kobanê'deki devrim ateşine koşan Kader Ortakaya, Hebûn ve daha niceleri… Daha kimler yok ki anlatılması, her an anılması, "Ya star!" dercesine isimlerini dilimizden düşürmeyeceğimiz bu çağın tanrıçaları… 

Bizi kendileri gibi güzel anlamlarla buluşturdukları ve bu buluşmalarla özgür anlarımızı var ettikleri için, 2015 yılının 8 Mart’ını yarattıkları için, direnişi güzellikleriyle güzelleştirdikleri ve özgürlüğü yaşanılır kıldıkları için bu çağın tanrıçalarına bir kez daha şükrediyorum. 

Çağın tanrıçaları adına tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!